Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Hürriyet ve Milliyet’e baskın

Tarih 5 AÄŸustos 2009, ÇarÅŸamba... Rutin bir çalışma günü... Milliyet’in yer aldığı DoÄŸan Medya Center ve Hürriyet’in yer aldığı Hürriyet Medya Towers’ta çalışanlar her zamanki gibi mesaiye baÅŸlamak için kartlarını gösteriyorlar, turnikeden geçiyorlar. Sabah saat 9.00 civarı...
Ancak o gün iki binaya çalışanların dışında takım elbiseli adamlar geliyor. Ellerinde çantalarıyla, giriÅŸteki bankoya yanaşıyorlar... Kendilerini tanıtıyorlar: “Rekabet Kurulu’ndan geliyoruz, bir ihbar üzerine inceleme yapacağız.” 
Kimliklerine bakılıyor, içeriye buyur ediliyorlar...
İstikamet reklam servisi... Her iki gazeteyi de basan müfettiÅŸler dosdoÄŸru reklam servisinin belgelerini incelemeye baÅŸlıyorlar. Masalara yerleÅŸiyorlar, dosyalar teker teker açılıyor, faaliyet raporları isteniyor... Bu arada yoÄŸun bir fotokopi trafiÄŸi yaÅŸanıyor.
Her iki gazetede de 600’er sayfa belgenin fotokopisi çekiliyor. MüfettiÅŸler her iki gazetede de tam gün mesai yapıyorlar, kapıdan 19.00 civarında çıkıyorlar.
Bu baskının sebebi DoÄŸan Grubu’nun medya pazarındaki hakim korumunu kötüye kullanıp kullanmadığını araÅŸtırmak. Reklam pastasında edindiÄŸi yerin haksız olup olmadığını incelemek. 
“BaÅŸka gazeteleri de inceliyor musunuz?” diye soruluyor müfettiÅŸlere.
“Hayır” diye yanıt veriyorlar, “Biz buraya ihbar üzerine geldik, bizim için bu gazeteler önemli sadece.”
DoÄŸan Medya Center’da 2008 yılının Nisan ayından beri Maliye Bakanlığı’na baÄŸlı müfettiÅŸler inceleme yapıyorlar. Patronların yer aldığı beÅŸinci kata yerleÅŸen müfettiÅŸler o gün bugündür medya grubunu gözlem altında tutuyorlar. Ayrıca DoÄŸan Grubu’nun 12 ayrı ÅŸirketi de Maliya Bakanlığı’nca aylardır inceleniyor.
Rekabet Kurulu’nun ziyaret ettiÄŸi reklam servisi ise binanın giriÅŸ katında. Böylece DoÄŸan Medya Center binası tepeden zemine ağır bir inceleme altında.
Reklam servisinde incelemenin baÅŸladığı tarih çok ilginç. DoÄŸan Grubu’nun belli sektörlerde küçülmek ve çekilmek için ilk adımı attığı güne denk geliyor. O gün, Petrol Ofisi’nin Avustralyalı ortağı OMV’ye devri için görüÅŸmelere baÅŸlanıyor.
Bu zamanlama da kafalarda bazı soru işaretleri doğuruyor.
DoÄŸan Grubu’nun küçülme hamleleri hükümetle uzlaÅŸma yolunu açacak mı?
Rekabet Kurulu’nun baskını gösteriyor ki, hükümet DoÄŸan’la uzlaÅŸmak bir yana iÅŸlerini daha da zorlaÅŸtırmak için elinden gelen her ÅŸeyi yapıyor.
Giderek, hükümetin DoÄŸan Grubu’na karşı tutumunu kiÅŸiÅŸel bir hesaplaÅŸma, bir rövanÅŸ andı olarak yorumlamak da kolaylaşıyor.
Gelelim bu işin bizi, gazetecileri ilgilendiren tarafına...
Medya gruplarına çeÅŸitli baskılar yapıldığında hiçbir zaman “Rakibimiz, oh olsun onlara” diye düÅŸünmedim... Ciner’in Sabah’ına el konmasında da, DoÄŸan Grubu’na aşırı yüksek vergi cezası kesilmesinde de hep bu ülkede gazetecilik yapmanın giderek zorlaÅŸacağından endiÅŸe ettim.
Hâlâ aynı ÅŸekilde endiÅŸeliyim. 
Bu gibi durumlarda sektör içi tavırların da “Bugün sana, yarın bana” olması gerektiÄŸine inanırım. Bugün Türk Medyası’nın ödemek zorunda olduÄŸu bedeller hep gazeteciliÄŸinin faturası.
 
Zülfü mü Cohen mi?
 
Leonard Cohen konserinin ikinci gecesinin en unutulmaz an’ı: “Chelsea Hotel No 2”yu söyledi. Böylece ikisi farklı ÅŸehirlerde, ikisi İstanbul’da olmak üzere toplam dört konserini izlediÄŸim Cohen’den ilk defa bu ÅŸarkıyı canlı dinleme fırsatı buldum. Nitekim, ÅŸarkı ilk baÅŸladığında da yanımdaki arkadaşımla çığlık attık heyecandan.
Arka sıramızda oturan Meral Tamer ve Osman Ulagay çiftinin Cohen hayranı olduÄŸunu biliyordum, ama Tamer’in daha ilk notalardan hangi ÅŸarkının geldiÄŸini çıkaracak kadar aÅŸina olmasına ÅŸaşırdım. O da her ÅŸarkıda çok heyecanlandı...
KeÅŸke Nuri ÇolakoÄŸlu da konserde ÅŸekerleme yapacağına bu heyecana katılsaydı...
Basında pek çok kalem Cohen’in mütevazı tavrına duydukları hayranlığı taşıdı köÅŸelerine. Sanatçı arkadaÅŸlarını tek tek tanıtması, vokalistler ÅŸarkı söylerken ÅŸapkasını çıkarıp onları dinlemesi. Performansı kadar Cohen’in tevazusu da ilgisini çekmiÅŸti köÅŸe yazarlarının...
Biri hariç...
O kiÅŸi Zülfü Livaneli’ydi... Her zaman olduÄŸu gibi Cohen konseri vesilesiyle de kendisini övmeyi ihmal etmeyen, Cohen’in üzerinden kendi reklamını yapan, Türkiye’nin en büyük megalomanı Zülfü Livaneli...
Cohen konserine gitmemiÅŸ, çünkü o giderek korkunçlaÅŸan detone sesiyle bir gece sonra aynı yerde konseri varmış!
Provaya gitmiÅŸ ve Cohen’e Amerika’da basılan kitaplarını hediye etmiÅŸ!
Cohen’in grubundan birine hemen beraber proje yapma fikri sokuÅŸturmuÅŸ! 
Farkında mısınız, Türkiye’ye ne zaman bir yabancı sanatçı gelse illa bir ÅŸekilde Zülfü Livaneli’yle bir proje yapacağına dair haber yayılıyor. “Türk’ün Türk’e propagandası” bu haberlerin ardı arkası gelmiyor tabii ki...
Ama Livaneli’deki “ben hastalığı”nın dozu yaÅŸlandıkça giderek artıyor.
Zülfü Livaneli o gece konsere gelseydi sanatçı ve ozan olmak, kaliteli yaÅŸlanmak ve omurgalı duruÅŸ adına çok ÅŸey öÄŸrenebilirdi. Gecikmeli de olsa...
Umarım bugün telefon ÅŸebekesi reklamlarına sattığı ve bir zamanlar solcu gençlerin umut çığlığı olan o besteden kazandığı para kendisinde olmayan her ÅŸeyin yeteri kadar telafisidir.
 
İKSV’nin gülen yüzü gitti
 
MeÄŸerse tam 10 yıldır bu görevi sürdürüyormuÅŸ İdil Kartal... İKSV’nin medya iliÅŸkilerinin sorumlusu, doÄŸal olarak bizim de tek muhatabımızdı... İdil her türlü soruya yanıt veren, basına her ÅŸekilde yardımcı olan, herkesi tanıyan, hepimizin o kurumdaki eli ayağıydı... Bütün istekleri imkânlar dahilinde karşılıksız bırakmamak için uÄŸraÅŸan, herkesle teker teker ilgilenen biriydi... Dahası basını da satır satır takip eder, hepimizle iletiÅŸimi sürdürürdü.
Haber posta kutumuza Cohen konserinden sonra düÅŸtü... MeÄŸerse kararını çoktan vermiÅŸ, bu konserin bitmesini bekliyormuÅŸ... 10 sene az deÄŸil, yorulmuÅŸ haklı olarak. Gece gündür, festival ardına festival, biri biterken diÄŸer baÅŸlayan bir kültür-sanat yoÄŸunluÄŸu.
Ama İdil sayesinde İKSV’nin etkinlikleri çok daha güzel geçti... Sayesinde Elvis Costello ve Tori Amos’la tanıştım; bu kıyaklarını unutamam. 
Her ÅŸey için çok teÅŸekkürler. Umarım dinlenir ve en kısa zamanda yine aramıza döner... Onu e-mail’lerim, kısa mesajlarım ve telefonlarımla taciz etmeyi çok özleyeceÄŸim... Bunca sene, bir hatamız olduysa da affola...
Ve son bir not...
İKSV, İdil’den boÅŸalan boÅŸluÄŸu onu hiç aratmayacağına inandığım AyÅŸe Bulutgil ve Üstüngel İnanç’la dolduracak; bu da duyurulur.
 
 


Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3