Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Yalçın Küçük, Apo ve PKK

Bugün hala Yalçın Küçük'ün PKK'yla iliÅŸkisi üzerine tartışmalar dönüyorsa, bunun sebebi Türkiye'de entelektüel tartışmaların herhangi bir derinlikten yoksun oluÅŸudur. Hala magazin diliyle, magazin söylemiyle ve bakış açısıyla tartışıyoruz. Hiçbir ayrıntıya hakim olmadan, hiçbir tarihsel geliÅŸmeyi göz önünde bulundurmadan.
Amaç sadece damgalamak... O yüzden de vurun Yalçın Küçük'e...
Åžimdi de 'PKK'nın 1 numarası' olduÄŸuna dair iddialar uçuÅŸuyor ortalıkta. YandaÅŸ basının aylar öncesinden ısıtıp ısıtıp yeniden önümüze koyduÄŸu bayat haberler karşılığını bulmuÅŸa benziyor. Üçüncü Ergenekon iddianamesi, çoktan konuÅŸulmuÅŸ, tartışılmış, üzerinde yargılamalar yapılmış bu konuyu ciddiye almış.
Yaklaşık bir yıl öncesinden Yalçın Küçük'ü PKK'yla iliÅŸkili gibi gösteren kimi fotoÄŸraflar internet sitelerine ve dinci basın gazetelerine servis edilmiÅŸti. Fethullahçı ÅŸebekenin uzantısı olan bu misyon gazetelerinde bu haberler yeniymiÅŸ gibi sunulmuÅŸ, 90'lardan kalma bayat tartışmalar yeniymiÅŸ gibi gündeme getirilmiÅŸti.
Gerçekten ilginç bir mekanizma ve sistemli bir çalışma...
Yalçın Küçük hakikaten PKK'nın bir numarası, ideolojik önderi olabilir mi?
Bu sorunun yanıtını vermek için tarihsel süreci ve PKK'nın geçirdiÄŸi deÄŸiÅŸimleri ayrıntılarıyla incelemek gerekiyor.
Bu süreci de dinci gazetelerden ya da demokrat-liberaller kalemlerden daha iyi anlatmış biri var.

Sözlerine kulak kabartalım:
'Bölücü terör örgütünün kuruluÅŸunda, örgüte hakim olan ideoloji, öncelikli olarak sınıf temelli ve ikincil olarak etnik referanslı, Marksist-Leninst bir ideolojiydi. Örgüt, 1994'ten sonra, Marksist-Leninst ideolojiyi gittikçe geri plana iterken, etnik kimliÄŸi ön plana çıkarmıştır.'
Evet tam da bu tarihlerde, PKK'nın kendisini Marksist-Leninist bir hareket olarak tanımladığı zamanlarda Türkiye'den bazı aydınlar, devrimciler PKK'yı kendilerine yakın bulmuÅŸ, buranın bir devrimci örgüt olabileceÄŸini düÅŸünmüÅŸler ve belli ölçüde destek çıkmışlardır.
Yalçın Küçük'ü, DoÄŸu Perinçek'i PKK'yla ilintili gibi göstermeye çalışanların dayanak noktası da bu dönemki kısa süreli yakınlık. PKK'ya çok kısa bir süreliÄŸine sempati duyan pek çokları gibi, Yalçın Küçük onlarla yolunu hemen ayırdı.

Bu ayrılığın da altında temel bir gerekçe vardı... Aynı alıntıyla devam edelim:
'SoÄŸuk SavaÅŸ sonrasında bölücü terör örgütünün benimsediÄŸi ideoloji/birincil kimlik geçerliliÄŸini yitirince örgüt, bütün vurgusunu etnik kimlik üzerine yapmaya baÅŸladı. Böylece, terör ve ÅŸiddeti kullanarak bir yandan Kürt kökenli vatandaÅŸlarımız üzerinde sosyal kontrol saÄŸlamayı, bir yandan da yeknesak bir etnik kimlik inÅŸası gerçekleÅŸtirmeyi amaçladı.'
Evet, Prof. Yalçın Küçük de gördü ki PKK milliyetçi bir örgüt oldu... Etnik hesaplar yapmaya baÅŸladı... Fark etti ki PKK'nın Marksizm'le bir ilgisi yok ve onlardan koptu...
Dünyanın her yerinde entelektüellerin ideolojik deÄŸiÅŸimlerine sık rastlanır; bu aynı zamanda bir arayışın da sonucudur. Zaman zaman eleÅŸtirdiklerine sonradan sahip çıkmaları, zamanında parçası olduklarına sonradan mesafeyle yaklaÅŸmaları doÄŸaldır.
Bu beyni farklı çalışan bir entelektüelin olaÄŸan kaymalarıdır...
Yalçın Küçük isteseydi PKK'yla baÄŸlarını koparmaz, bugün hala Fransa'da yaÅŸamaya devam eder, üstelik söylemleriyle Avrupa'nın bir numaralı entelektüeli olurdu. Mitterand'ların evinden tutun da New York'ta, Londra'da davetlerin bir numaraları siması olur, konferanslar verir, Batı gazeteleri onu baÄŸrına basardı.
Peki o ne yaptı? Fransa'da yaÅŸarken, hapse gireceÄŸini bile bile, rahatlığını bozmayı göze alarak Türkiye'ye döndü... Yargılandı, içeri girdi...
Bugün onu düÅŸünceleri, muhalif duruÅŸu ve kendine has düÅŸünce sistematiÄŸi yüzünden karalamak alçakçadır...
Bunu yapanlar, kirli bir psikolojik harbin maÅŸalarıdır sadece... Ve yaklaÅŸtıkları her konuya magazin basını düzeyinde hakimdirler...
Bu yazımda konuÅŸmasından alıntılar yaptığım Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ'un entelektüel derinliÄŸinin yanından geçmezler... Tek bildikleri 'Asker konuÅŸmasın'dır; papaÄŸan gibi ezberleneni tekrarlarlar...
'Yalçın Küçük, PKK'nın bir numarası' sözü de bu papaÄŸanlara ezbeletilmiÅŸtir...
Bugün sadece PKK'ya yakınlığıyla deÄŸil, Atatürk'e iliÅŸkin sözleriyle de hedef haline getirilmek isteniyor Prof. Küçük...
Oysa Küçük bugün Atatürk'ün en ateÅŸli savunucularından biri... Bunun da sebebi çok basit: Türkiye o kadar geriye gitti ki, Atatürk'ün eleÅŸtirilecek bir tarafı kalmadı... Türkiye daha geriye giderse, bugün eleÅŸtirilen kimi padiÅŸahlar da savunulacak... Bu Küçük'ün deÄŸil, Türkiye'yi her geçen gün daha da geriye çekenlerin ayıbıdır...
Sonunda da elimizde kalan hep ucuz numaralar, basit yazılar, belaltı çalışmalar ve yaftalamalar...

Elif Åžafak bu konuya eÄŸilir
Arada sırada gözüme takılıyor, günlük gazete okuma turumda 'Yine ne yazmamış' diye köÅŸesine bakıyorum... Evet, böyle bir tavır oluÅŸtu Türk basınında: Hiçbir ÅŸey söylemeden, hiçbir tavır almadan, hiçbir konuda fikir beyan etmeden yazı yazmak. Her ÅŸeye ortadan yaklaÅŸmak, her yere göz kırpmak, bu sayede varolmak...
Neyse... İçeriÄŸi bir yana, asıl takıldığım baÅŸka bir ÅŸey var Eyüp Can SaÄŸlık'ın yazılarında: Çok fazla Türkçe hatası yapıyor... Pek çoÄŸumuzun Türkçesi mükemmel deÄŸil, ama benim dediÄŸim ilkokul düzeyinde dilbilgisi hataları.
Mesela de'leri ayıramıyor... Türkçe'nin belki de en kolay kuralı bu, ama çok yaygın bir hastalık. Dahi anlamına gelen 'de' ayrı yazılır, ama iÅŸte Eyüp Can ayrı yazamıyor. Kaç seferdir denk geldim... Hürriyet'tekiler de düzeltmiyor, öyle yayınlanıyor yazı...
Her ÅŸey bir yana, yazar eÅŸine ayıp bu kadar hata... Evde küçük bir dilbilgisi kursu mu acaba?
Hazır konu açılmışken...
Dün bir de canlı yayında kulağına kalem sokarak kaşıyan pasaklı profesörün yazısına denk geldim bir internet sitesinde. O da 'Tabii' yazmamış... Bir de bu adama profesör diyorlar, üniversitelerde ders veriyor... Ne hallere geldik görüyorsunuz, bu kadar ucuzlaÅŸtı akademi iÅŸte...

DÜZELTME
DÜNKÜ yazımda DoÄŸan Grubu'nun Avusturyalı ortağı OMV'yi, anlık bir akıl tutulmasının sonucu, Avustralyalı diye yazmışım... Düzeltirim...



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3