Belçika ya da Paris gibi Avrupa merkezlerinde Kürtlerle ve onlara yakın duran Avrupalılarla bir araya gelirseniz belirgin bir özellik dikkatinizi çeker. Bu insanlar Kürt sorununu anlatırken ümitsiz bir aÅŸktan bahsediyor gibi bir havadadırlar. Hasret ve öfke vardır tavırlarında.
***
Bu havayı anlamanın en iyi yolu her yıl Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen Kürt Konferansı'na katılmaktır. Ben iki yıl önceki konferansı dinlerken yanımda oturan ve Norveçli olduÄŸunu öÄŸrendiÄŸim yaÅŸlı bir kadın söz almış ve aÄŸlaya aÄŸlaya Abdullah Öcalan'ın fotoÄŸrafını gösterip, 'dünyanın tek gerçek lideri o!' diye bağırmıştı. Bunun üzerine salon alkıştan inlemiÅŸti.
***
Yukarıdaki örneÄŸe bakıp 'Pis PKK'lılar' diye kulaklarımızı tıkamayalım. Çünkü kabul edelim ya da etmeyelim, Kürt meselesinin doÄŸasında ona güç katan bir özellik var: Romantizm. Kendini 'mazlum' olarak konumlayan Kürtler, zaman içinde yarattıkları imaj ve büründükleri ruh hali ile ortak bir mit yarattılar ve bu miti besleyecek güçlü sempatizanlar buldular.
***
İşte 'Mazlum Kürt' imajının romantikleÅŸtirilmesi de bu yolla oldu. Türkiye'den özellikle 80 döneminde çeÅŸitli nedenlerle Avrupa'ya göç eden Kürtler gördükleri zulmü tekrar tekrar yaÅŸattılar ve orada karşılaÅŸtıkları insanlara sürekli olarak anlattılar. Böylece onları dinleyenlerin kafalarında 'acıların çocukları Kürtler' imajı oluÅŸtu. Bu imaj umutsuzluk ve vatansızlık üzerine kuruluydu.
***
Bugün bu 'romantize edilmiÅŸ Kürt meselesi' en bariz ÅŸekilde Åživan Perwer'de vücut buluyor. Siyasi duruÅŸu ile de sembol olan ve adeta tanrılaÅŸtırılan bir sanatçı Perwer. Yıllardır Almanya'da yaşıyor ve vatan hasreti çekiyor.
***
Perwer önceki gün Fırat News adlı haber sitesine bir röportaj verdi. O röportajda Avrupa'da baÅŸlayıp Diyarbakır'a kadar gidecek olan 'konserler dizisi'nden bahsetti. Peter Gabriel, Joan Baez gibi dünyaca ünlü sanatçılarla görüÅŸülüyormuÅŸ. Her yerde yankı bulacak ve Kürt meselesinde barış için bir adım olarak görülen bir etkinlikmiÅŸ bu. Perwer 'EÄŸer bir dönüÅŸümüz olacaksa bunu bütün dünya duymalı. 34 yıldır sürgünde esaret yaşıyorum' diyor.
***
DüÅŸünsenize, yıllar sonra özgürlük mücadelesini kazanan bir 'mazlum sanatçı' dünyaca ünlü sesleri alarak iki kıtayı feth ediyor...
Sanırım önümüzdeki dönem Kürt meselesini sadece siyasi kazanımlar çerçevesinde konuÅŸmak çok yavan kalacak. Ve 'romantik mazlumluk' boyutu tartışmaya açılacak.
Bu soruları cevaplayın
DTP'Yİ bile muhatap almakta zorlanan sistem neden bugüne kilitlendi?
'PKK'yı sorunun çözümünde kaale almıyorum' diyenlerin aynı örgütün liderinden gelen mesajı, ülkenin gündeminin birinci maddesi haline getirmesinde bir tuhaflık yok mu?
Lütfen birileri, beni ve benim gibi düÅŸünenleri bunun tutarsızlık olmadığına ikna etsin! Ve ÅŸu sorulara cevap versin:
- PKK muhatap alınmıyorsa Öcalan'ın yol haritası denklemin neresinde duruyor?
- Hükümet bu yol haritası açıklanmamış gibi mi davranacak? Yoksa onun üzerinden kendi paketinin karşılaÅŸtırmasını mı yapacak?
- İkincisini yapacaksa artık 'PKK'yı muhatap almayız' söylemini bir kenara mı bırakacak?
***
'Kürt açılıımı'nın bir yerlere açılması için PKK'nın iÅŸin içinde olması gerekiyorsa, bunun açık açık söylenmesi gerekmiyor mu?
Söylenmeyecekse 'demokratikleÅŸme' adı altında kapalı toplum kurallarıyla yaÅŸamaya devam edeceÄŸiz demektir.
Liberaller yanılıyor: CHP Atatürkçü olduğu için değil; yeterince olmadığı için eriyor