Beyaz trenle seyahat ederdi. CHP Kurultayı 1938'de ona Milli Şef unvanını vermişti.
Åžiirlere, 'Milli Åžef'in treni niçin beyaz,' sorusuyla geçti.
Mustafa Kemal'den sonra paraların üzerine kendi resmini bastırtmıştı.
EÅŸi, operalara başına taç takarak katılırdı.
Devlet OlgunlaÅŸma Enstitüsü tuvaletlerini üretirdi.
Kendi heykellerini de yaptırdı.
Nihayetinde kendisini Anıtkabir'e defnettirdi.
Atatürk'ün Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak'a göre; ölümünden sonra Mustafa Kemal, İsmet İnönü'nün deÄŸil, MareÅŸal Fevzi Çakmak'ın Cumhurreisi olmasını istiyordu.
'Elbette bunda söz ve intihap (seçme) hakkı sadece milletin ve onun mümessili olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir; yalnız ben bu meseledeki mütalaamı ifade edeceÄŸim. Evvela akla İsmet PaÅŸa gelir; memlekete pek büyük hizmetler ifa etmiÅŸtir. Fakat nedense umumun sempatisini kazanamadığı görülüyor; bu yüzden pek de cazip olmasa gerek. Bir de MareÅŸal Fevzi Çakmak var. O, hem memlekete büyük hizmetler etmiÅŸ hem de herkesle iyi geçinmiÅŸ, salahiyet sahiplerinin mütalaalarına daima kıymet vermiÅŸtir; kimse ile münazaa (tartışma) halinde deÄŸildir. Bu itibarla bence Devlet BaÅŸkanlığı için en münasip arkadaÅŸ odur.' ('Atatürk'ten Hatıralar' s. 717)
Peki; İsmet İnönü, Gazi'nin ifadesiyle, 'umumun sempatisi'ni niçin kazanamamıştı?
Bir deizm tanımını, laiklik diye tutundurmaya çalışması dolayısıyla olabilir mi?
Takrir-i Sükun Kanunu'nu çıkartıp, İstiklal Mahkemeleri kurdurup; Åžeyh Sait İsyanı'nı bastırırken, isyan ile ilgisi olmayan alanlara da baskı uygulayıp iktidarını pekiÅŸtirdiÄŸi için mi?
O kanunun 1. Maddesini;
'İrtica ve isyana ve memleketin nimaz-ı içtimaisi ve huzur ve sükunu ve emniyet ve asayiÅŸini ihlale bais bilumum teÅŸkilat ve tahrikat ve tevÅŸikat ve neÅŸriyatı, hükümet reisicumhurun tasdikiyle ve re'sen ve idareten men'e mezundur. İş bu ef'al erbabını hükümet İstiklal Mahkemesi'ne tevdi edebilir' diye çıkartmakta sakınca görmediÄŸi için olabilir mi?
İsyancıların bir kısmına Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na mensup olduklarını kabul ettirtip, bu partiyi 1925'te kapattırdığı için mi?
Hepsi olabilir.
Bildiğimiz, 1925'te Cumhuriyet akışının bir kırılma yaşadığı ve akışın doğal yatağını değiştirmek zorunda kaldığıdır.
DeÄŸerli Prof. Dr. Hikmet Özdemir, dün sabah yolladığı e-posta ile bana ÅŸu soruyu soruydu:
'... 1925 kırılmasını ve sonunda girilen yolu iyi açıklamalıyız. Her ÅŸey orada düÄŸümleniyor. Önemli bir soru da isyanlardır. 1950'de çok partiye geçince, ne yapıldı da isyanlar birden durdu?'
Türkiye bunları konuÅŸmak; bu sorulara cevap bulmak zorunda.
Biz ÅŸimdilik, bugünün CHP'sine bakalım.
Taha Erdem, CHP'nin 'açılım'a karşı tutumuyla oy kaybedip, AK Parti'nin oy oranını yüzde 50'ye yükseltebileceÄŸini söylüyor.
O halde CHP'nin Atatürkçü, olmaklığı yüzünden tarihe uyum saÄŸlayamayıp, eridiÄŸi tezini tashih etmek durumuyla karşı karşıyayız.
CHP Atatürkçü olduÄŸu için deÄŸil, yeterince olmadığı; İnönücü doktrinin müktesebatını ikame edip, lüzumsuz zaman ve alanlarda da sürdürdüÄŸü için eriyor.
Soru sormaktan çekinmemeliyiz:
AK Parti KuruluÅŸ Felsefesi'ni, CHP'den daha fazla sahiplendiÄŸi için büyüyor olabilir mi?
(NOT: 1925'i anlama çabamızı sürdüreceÄŸiz. YARIN: Musul ile Türk Demokrasisi'nin kaderi neden birbirine baÄŸlı?
Liberaller yanılıyor: CHP Atatürkçü olduğu için değil; yeterince olmadığı için eriyor