AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-18

kategori2

Kürt yönetimi için Türkiye ne kadar önemli?

Erbil'de düzenlenen Abant toplantısında, birçok akademisyen, gazeteci ve yazarın hınca hınç doldurduğu salonun en uç noktasında, toplantının yapıldığı iki gün boyunca çok önemli bir isim oturuyordu. Oturumları büyük bir dikkatle ve sessizce izledi. Konuşmalar esnasında söz alıp, yorum yapmadı. Yalnızca aralarda ahbapların ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bu isim Sefin Dizai'ydi. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP)'nin Dış İlişkiler sorumlusu. Kısa zaman öncesine kadar partinin Türkiye temsilciliğini yürüten Dizai, Erbil'de son akşam da gruba güzel bir akşam yemeği daveti verdi.

***
Kürt yönetiminin toplantıya ve beraberinde yürütülen tartışmalara bakışını anlamak için onun görüşleri önemli bir ipucu. Bu görüşlerle ilgili fikir edinebilme amacıyla bir akşam kendisiyle Erbil'de bir araya geldim.

***
Dizai, Türkiye'yi ve dengelerini  iyi bilen bir isim. Öyle olduğu için de bazı hararetle tartışılan noktalara daha soğukkanlı yaklaşabiliyor. Bu noktaların en tepesinde toplantıda öne çıkan 'Kuzey Irak mı Irak Kürdistan'ı mı?' tartışması geliyor. Belki takip etmişsinizdir, toplantıda Kürtler'in önemli bir bölümü Kuzey Irak tanımlamasını rencide edici bulduklarını, Türkiye'nin yasal statü kazanmış olan Irak Kürdistanı'nı artık tanıması gerektiğini belirttiler. Dizai bu çıkışla ilgili  'Türkiye için erken olabilir. Sonuçta yıllarca insanlara herkesin tek tip olduğu anlatıldı. Şimdi  gerçekler yavaş yavaş söylenmeye başlanıyor. Güzel gelişmeler var. Ama her şey de bir anda olmaz. Kart kurtlardan bugünlere geldik. Yine de Türkiye bugün kabul etmese de bir gün Kürdistan gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacak' cevabını verdi.

***
Sanırım haksız değil. Kürdistan bölgesi kendi kurumları, bayrağı ve hükümeti ile federal yapı içinde yasal bir oluşum. Bu oluşuma ısrarla Kuzey Irak demek pek de anlamlı değil. Zira Irak içinde hiç kimse böyle bir adlandırma yapmıyor. Ancak 'Irak Kürdistan'ı demek de provoke edici. Bu terim akıllara 'Irak Kürdistan'ı varsa başka ne Kürdistan'ı olacak?' sorusunu getiriyor. Bu nedenle ya yalnızca Kürdistan denmeli ya da Irak'ın Kürt bölgesi. (İspanya Katalunyası deniyor mu örneğin, Katalunya veya Katalan bölgesi deniyor.)

***
Dizai'nin üzerinde durduğu diğer bir nokta ise Kürt yönetiminin Türk Hükümeti ile doğrudan diyalog konusundaki istekliliği. Üstelik anlattığına göre bu tek taraflı değil. 2003'ten sonra ortak strateji geliştirmemiz gerektiği konusunda hemfikir olduk. Geçtiğimiz martta da bunun için bir mekanizma oluşturma kararı aldık.

***
Bahsettiği 'mekanizma ve yönetimlerin birlikte hareket etme' fikri ile toplantının sonuç metninden çıkan 'Erbil'de Türk konsolosluğu ve Ankara'da  Kürt yönetiminin temsilciliği açılması' önerisi örtüşüyor. Ancak yine de sanırım bu önerinin hemen hayata geçirilme olasılığı düşük. İlişkiler bir süre daha, aracılar ve sivil toplumun düzenlediği mesajlar üzerinden yürüyecek gibi görünüyor. Bu sürenin ne kadar olacağını tahmin etmek ise zor.

***
Süreyi belirleyecek önemli bir faktör ABD. Washington'un çekilme planı netleşince Türkiye ile Kürt bölgesi arasındaki ilişkinin hızlanacağını düşünüyorum. Ancak Dizai bu fikre katılmıyor. Ona göre 'ABD tabii ki bir gün binlerce mil uzakta olan evine dönecek ancak Türkiye hep yanı başlarında. Birlikte yaşamak zorunluluğu var. Bu nedenle yakın ilişki iki tarafın da çıkarına ve bunun derecesinin ABD ile ilgisi yok.'

***
Sonuçta KDP'nin kilit isimlerinden birinin Kürt yönetiminin Türk Hükümeti ile doğrudan temas konusunda ne kadar gayretkeş olduğunu anlatması ve bu gayreti ABD faktöründen soyutlaması önemli. Bu bakış önümüzdeki dönem ilişkilerin seyri hakkında bir işaret olabilir.