AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-18

kategori2

'Çağdaş' erkekler ülkesi

1) 'Çağdaş' kelimesi akla neden yalnızca belli kalıptaki kadını getirir bu ülkede?
2) 'Çağdaş' olmayan kadın vardır da erkek yok mudur Türkiye toprakları üzerinde?
3) Varsa onlar neden 'çağdaşlaşmak' zorunda değildirler?
***

Türkan Saylan üzerinden yürüyen tartışmalara bakıp da bu soruları cevapsız bırakmak bir kısırdöngüde dönüp durmaktan farksız. Tüm 'fikir çatışmalar'ı şekil üzerinden yürüyor. Biz kadınlar, farklı kesimlerin farklı tablolarında dondurulmuşuz. Her bir taraf kendi rötuşunu yapmak istiyor tablonun üzerinde. Kıyamet de bundan kopuyor. Her kamplaşmanın alt metninde 'kadın' kalıbının farklı tarifi var. Ne acı!
***

Saylan binlerce kıza müthiş olanaklar tanımış bir aydın. Onca insanın yaşamına sihirli değnek değdirmiş. Ancak bunu yaparken 'aydınlatmak' istediğine ön koşul koymuş maalesef. Başörtülü olanı aydınlatmaya değer bulmamış.
***

Bugün onun üzerinden yaşanan keskin ayrışma, bu önkoşulun yarattığı öfkeden kaynaklanıyor. Her iki taraf da kendi kadınını kendi tarif etmek istiyor. Ve o kadının tek tip olmasında ısrar ediyor. Nazi ordusu yaratmak ister gibi kendi kadınının ordusunu yaratmayı hayal ediyor.
***

Oysa 'Baba Beni Okula Gönder' kampanyaları başörtülü kızlara da açık olsa durum farklı olmaz mıydı? Yalnızca o da değil. Aynı şekilde imam hatiplerde başörtülü olmayan kızlar da rahatlıkla okuyabilseler fena mı olurdu? Yaşamın griliği buralara da yansısa bu gün ülkede böyle keskin 'taraflar' oluşur muydu?
***

Herhalde oluşmazdı. Bu nedenle iki taraf da hatalı. Kadını özne değil, nesne yerine koydukları ve kendi kalıplarını karşı tarafa dayatmakta ısrar ettikleri için.

Sabah'taki 'aşkın fotoğrafı'
SABAH Gazetesi'nin kapağında dün 'gün karartıcı' bir fotoğraf vardı. 18 yaşındaki bir genç kaza geçirip, bitkisel hayata girmiş. Onun 17 yaşındaki sevgilisi ise okulu bırakıp kendini genç adama adamış. Fotoğrafta zavallı çocuk hasta yatağında bir gözü açık, bir gözü kapalı şekilde yatıyor. Kız da başında. Başlık ise 'Ölümsüz aşkın fotoğrafı.'
***

Bu haberin neresinden tutsak ki? Çocuğun mahremine böylesine tecavüz edilmesinden mi? 17 yaşında bir kızın okulu bırakmasını 'Ölümsüz aşk' adı altında meşrulaştırmasından mı? Yoksa kızın 'Sinan benim ilk aşkım, beni hala sevdiğini hissediyorum. Ona ömrümün sonuna kadar bakarım' gibi 20 yıl öncesinin Türk filmi repliğinin spota taşınmasından mı? (17 yaşındaki bir kızın kaçıncı aşkı olabilir ki zaten??)
***

Böyle arabesk ve etik olarak sakıncalı bir haber Niğde'nin yerel gazetesinde belki gözden kaçabilir de Sabah'ta yer alması okuyucuya saygısızlık değil mi?

Azeri kadınlar
BİRKAÇ gündür bir grup Azerbaycanlı kadın parlamenter Türkiye'de birtakım temaslarda bulunuyorlar. Benim dikkatimi çeken temaslardan ziyade bu parlamenterlerin dış görünüşleri.
***

Zaten Mihriban Aliyev dolayısıyla kamuoyunda Azeri kadınlarla ilgili belli bir algı var. Şimdi bu vekillerle aynı algı pekişti sanki. Hepsi birbirinden bakımlı ve zarif gelenlerin.
***

Azeri vekillere bakınca içimden 'Bu ülkenin kadını çağdaşlaştırma projesinin hedefi de topyekun böyle kadınlar yaratmaktı herhalde' diye geçiyor.