AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-18

kategori2

Ermeni puzzle'ı

Ortada yanlış bir algılama var. Zannediliyor ki Ermeni meselesinde ABD salt 'soykırım' odaklı bir politika yürütüyor. Washington'daki birtakım adamlar Türkiye üzerinde baskı mekanizması oluşturarak diasporanın tezlerini kabul ettirmeye çalışıyorlar. Bunu da oradaki Ermenilerin hatırına yapıyorlar.
Oysa uluslararası dengeler böyle yürümez.

***
ABD, çıkarları gereği Ermeni meselesinde iki ayaklı bir siyaset sürdürüyor. Bu ayakların biri Ermenistan-Türkiye, diğeri ABD'deki diaspora Ermenilerine yönelik.
Ermenistan-Türkiye ayağında şöyle bir durum var: ABD, Rusya'ya karşı pozisyonunu güçlendirmek için Güney Kafkasya'daki Sovyet cumhuriyetlerinin bağımsızlığının altını çizmek ve Hazar Denizi'nden gelen enerji boru hatlarını desteklemek  istiyor. Bu amaçla Türkiye-Ermenistan uzlaşmasına şiddetle ön ayak oluyor. Ancak uzlaşmanın sağlanması için 'soykırım' iddiasına desteğin en azından ertelenmesi gerek. 

***
Bu noktada da diaspora ile denge meselesi devreye giriyor. ABD yönetimi Kafkasya'da gücünü artırmak için Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasını desteklerken buna köstek olmaması adına diasporaya rahatlatıcı mesajlar vermeye çalışıyor. Ancak iki tarafın beklentisi aksi yönde. Yani bir kazan-kazan durumu yok. Üstelik işin içinde bir de Azerbaycan boyutu var.
ABD, Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasını desteklerken Azerbaycan'ın Türkiye'ye şantajvari koşul koymasından rahatsız. Çünkü bu tutum yakınlaşmayı engellediği gibi Rusya'nın da elini güçlendirmiş oluyor. Yeni ABD  yönetimi her ne kadar Rusya'ya işbirliği mesajları verse de içten içe Moskova'nın Kafkaslar'da güçlenmesinden rahatsız. Türkiye'nin Ermenistan lehine mi yoksa Azerbaycan lehine mi pozisyon alacağı bu nedenle de ABD için önemli. Çünkü Azerbaycan lehine pozisyon alması Rusya'ya yakınlaşması demek.

***
İşte böyle karmaşık bir tablo karşısında Türkiye iki ayrı açıdan sıkışmış durumda. Birincisi önüne ABD'deki soykırım tezlerini ertelenmesi için Ermenistan ile sınırların açılması koşulunun koyulmuş olması. İkincisi 'ya Ermenistan ya Azerbaycan' gibi bir tercih durumuna düşmesi.

***
Böyle zor bir durumdan çıkmak için çok boyutlu bir dış politika planı gerekiyor.

Kriz Grubu'nun önerileri
Uluslararası Kriz Grubu eski ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz ve ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell gibi isimler tarafından oluşturulmuş, Brüksel ve ABD merkezli bir düşünce topluluğu. Grubun Türkiye ayağı birkaç yıl önce Wall Street Journal'in eski Türkiye temsilcisi Hugh Pope tarafından kuruldu.

***
Grup zaman zaman  kritik raporlar hazırlıyor. Şimdi de Türkiye ve Ermenistan üzerine bir rapor hazırlamış. Raporda sorunun çözümü için taraflara önerilerde bulunuyorlar. Türkiye'nin içine düştüğü karmaşık durumdan çıkması için bir göz atmakta fayda var.

Türkiye Hükümeti'ne öneriler:

1- Sınırların açılması, diplomatik ilişkilerin ve ikili komisyonların kurulmasını içeren normalleşme paketini kabul etmeli ve uygulamalı, uzlaşma için kamuoyunu hazırlamaya devam etmeli, Ermeniler arasında çözüm yanlısı tabanın oluşmasını desteklemeli ve soykırımı kabul eden uluslararası kararlar ve üçüncü ülkeler tarafından yapılan açıklamalar gibi dış faktörler nedeniyle Ermenistan'ı tehdit etmek ya da cezalandırmaktan kaçınmalı

2- Dağlık Karabağ sorununun hemen çözülmesi ve Ermenistan askerlerinin işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi talepleri uğruna normalleşme paketi feda edilmemeli... Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirmenin Ermenistan'ın çekilmesini hızlandırabileceği mesajını Bakü'ye vermeli

3- 1915 olaylarını araştırılması için üniversite ve enstitüler teşvik edilmeli, tarih kitapları yenilenmeli.

Ermenistan Hükümeti'ne öneriler:

1- Normalleşme paketini kabul etmeli ve uygulamalı, uzlaşma için kamuoyunu hazırlamaya devam etmeli...

2- Dağlık Karabağ sorununun çözümünde AGİT Minsk Grubu'nun temel ilkelerini Azerbaycan ile birlikte kabul etmeli, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmeye başlamalı, Türkiye ile olan normalleşme sürecini ancak bu şekilde pekiştirebileceğinin farkına varmalı

3- 1921 Kars Anlaşması ile belirlenen sınırlar dahilinde Türkiye'nin toprak bütünlüğünü açıkça tanıyarak komşusundan hiçbir toprak talebinde bulunmayacağını ifade etmeli

4- 1915 olaylarının araştırılması için üniversite ve enstitüleri teşvik etmeli.