AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-18
Bugün büyük gün. Şayet bu yazıyı sabah saatlerinde okuyorsanız yaklaşık yarım gün kaldı. Aradaki saat farkını da hesaba katarsak Amerika Başkanı bizim akşam, onların öğle saatlerinde çıkıp 24 Nisan konuşmasını yapacak. Ve bu yıl da dananın kuyruğunun kopup kopmayacağı belli olacak.
Olacak diyorum, çünkü hava son dakikaya kadar belirsiz. Hem Beyaz Saray'da hem de Ankara'da dün akşama doğru hala büyük bir tedirginlik hakimdi.
Peki neden? ABD Başkanı Obama'nın Türkiye ziyareti ve olumlu bir ivme kazandığı söylenen Türk-Amerikan ilişkileri soykırım iddialarını en azından bu yıl için ertelemeye yetmeyecek mi? Gelin biraz arka plana bakalım...
***
Başbakanlığın dış politika danışmanı Ahmet Davutoğlu ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı James Jones bir süredir düzenli olarak Ermeni başlığı konusunda görüşüyorlar. Amerikan tarafına Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetleri aktarıldı. Ancak Obama'nın ziyaretinden sonra ABD ve Ermenistan'da oluşan beklenti çok yüksek. Ve Türk tarafı bu beklentiyi henüz karşılayamadı.
***
Önceki gün gazetelerde 'tarihi adım' olarak sunulan 'Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkiler normalleşecek, İsviçre'nin arabuluculuğunda bölgede barış için çaba gösterilecek' diye sunulan haber hiç de Amerikan tarafını tatmin edecek nitelikte değildi. ABD'deki diasporanın da etkisiyle Washington, Ankara'dan ya bugüne kadar Ermenistan-Türkiye sınırının açılmış olmasını ya da en azından kesin bir tarih telaffuz edilmesini bekledi. Kısacası önceki gün Türk Dışişleri'nin, 'dönüm noktası' olarak duyurduğu adım pek de heyecan yaratmadı.
BEYAZ SARAY İKİYE BÖLÜNDÜ
Beyaz Saray'da 'Ermeni meselesi' ile ilgili görüşler keskin bir şekilde ikiye ayrılmış durumda. Bir tarafta Ulusal Güvenlik Danışmanı James Jones ve Beyaz Saray Genel Sekreteri Rahm Emanuel var. Bu isimler Türkiye'nin hassasiyetlerini iyi biliyor ve Ermeni iddialarına karşı çıkıyorlar. Diğer tarafta ise ABD Milli Güvenlik Konseyi Çok Taraflı İlişkiler Direktörü Samantha Power ve ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Susan Rice bulunuyor. Rice ve Power, Ermenilerin soykırım iddialarına destek veriyorlar. Gerçi özellikle Rice'ın desteğinin ana hedefi aslında farklı. Rice esasen Darfur üzerine yoğunlaşmış durumda. Darfur'da yaşananları soykırım olarak kabul ettirmek için Ermenilerin iddiasının da kabul edilmesi gerektiğini düşünüyor.
***
Sonuçta bir süredir ABD ve Türkiye Büyükelçiliği arasında yoğun bir şekilde üst düzey temaslar yürütüldü. ABD bu temaslarda sürekli olarak Obama'nın Türkiye'ye ayrı bir ziyaret yaparak büyük bir jestte bulunduğunu ileri sürdü. Bu jest Washington'daki beklentiyi inanılmaz derecede yükseltti. Son dakikaya kadar süren belirsizlik bu yüzden. Hala ABD Başkanı'nın bugün yapacağı konuşmada şu sözleri söyleme olasılığı var: 'Ermenilere karşı 1915'te yapılanların soykırım olarak nitelenmesi konusunda büyüyen bir görüş birliği mevcut. Ben de bu görüşü paylaşıyorum. Ancak geriye değil, ileriye bakmalıyız. Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin gelişmesini hedeflemeliyiz.'
***
Bakalım, ABD yeni yönetiminin dört bir cephede yürüttüğü 'kazan-kazan' stratejisi bugünkü konuşmada kendini gösterecek mi? Obama hem Türkleri hem Ermenileri kazanmayı başarabilecek mi? Yoksa yukarıdaki metni telaffuz ederek Türk-Amerikan ilişkilerini tezkere dönemindeki soğuk rüzgarlara mı teslim edecek?
--------------------------------------------------
PS: Çarşamba günkü yazımda 'Çözümsüzlük çözümdür' sözünün Derviş Eroğlu'na ait olduğunu belirtmiştim. Meğer o söz Hürriyet Yazarı Cüneyt Ülsever'inmiş. Düzeltiyorum.