AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-18

kategori2

Fethullah Gülen'in restore ettirdiği kilise

Almanya'nın en önemli Protestan kiliselerinden biri olan Dresden'deki Frauenkirche, 2. Dünya Savaşı'nda bombalanıp yerle bir olmuş bir yapıt. Bu kilise Doğu Almanya döneminde onarılamadı. Malum komünist yönetim böyle bir öncelik ve bütçe öngörmüyordu ibadet yerleri için.
***
Daha sonra iki Almanya birleşti ve Frauenkirche'nin onarılması gerektiği tartışmaları alevlendi. Nihayet devlet ve bireysel inisiyatifler sayesinde kilisenin onarımına 1992'de başlandı.
***
Restorasyon çalışmaları yıllar aldı ve Frauenkirche eski haline 2005'te yeniden kavuştu. O gün bu gündür Dresden'in en önemli noktalarından biri. İbadete de açık.
***
Onarım için toplam 182 milyon Euro harcandı. Bunun 70 milyonu Alman devletinden geldi. Geri kalan ise kişi ve özel kurumların yardımları...
***
Geçtiğimiz günlerde restorasyon çalışmalarını üslenen vakfın yöneticilerinden biri ile konuşuyordum. Konu dönüp dolaşıp restorasyonun finansörlerine geldi. Bunun üzerine ismini vermek istemeyen Alman yönetici şöyle dedi: Devlet desteği dışında toplanan yaklaşık 110 milyon Euro'luk yardımın en büyük bölümü Türk bir dini liderden geldi. Bu lider Fethullah Gülen'di.
***
Bu bilgi üzerine Gülen'in şimdiye kadar başka bir kiliseye yardım edip etmediğini araştırdım. Yakın çevresi onun bu tip yardımları gizli tuttuğunu, ABD'de bazı kiliselere yardımda bulunduğunu ama bunun kamuoyunda bilinmediğini söylediler.
***
Ben Gülen'in Almanya'daki bir kiliseye yüz binlerce Euro bağışlamasını manidar buldum.

Obama ve Erdoğan'ın ortak hatası
ABD Başkanı başka, Türkiye Başbakanı başka coğrafyalardaki sorunlarla boğuşuyorlar. Ancak son günlerde ikisinin de canını sıkan konuların ortak bir özelliği var.
***
Şu sıralar ABD'deki bir numaralı dış politika konusu Afganistan ve Pakistan sorunu. Obama seçildiği andan itibaren Afganistan'daki savaşa 'iyi savaş', Irak'takine ise 'kötü savaş' dedi. Ve Afganistan'daki Amerikan güçlerinden kaçıp Pakistan'a sığınan Taliban güçlerine de savaş açacağını ilan etti.
***
ABD'de Afganistan ve Pakistan meselesi öyle iç içe geçti ki artık kısaca AF-PAK deniyor bölgeye. Oysa bu hatalı. Obama, Pakistan ve Afganistan'ı birbirine bağlayarak savaşın cephesini genişletti. Yani Afganistan'daki savaşı Pakistan'daki Taliban bitmeden bitirilemez hale soktu.
***
Üstelik her geçen gün ABD saldırıları ile yaşamlarını yitirenlerin sayısı arttıkça Taliban'a duyulan sempati büyür hale geldi. Bunun hem Afganistan hem de Pakistan'da, tek coğrafya mantığı ile gerçekleşmesi, Washington'ı işin içinden çıkılmaz bir duruma soktu.
***
Koşullar ve coğrafya benzemese de Tayyip Erdoğan da Ermenistan ve Azerbaycan'a yönelik politikasını birbirine bağımlı hale getirdi. Ermenistan ile ilişkilerin normalleşip sınırın açılmasını Karabağ sorununun çözümüne endeksledi.
***
Oysa dış politika geniş manevra kabiliyeti gerektiren bir alan. Aktörleri birbirine bağlamak karşı cepheyi büyütüp, hareket serbestisini azaltıyor. Ermenistan ile atılan onca adım, Erivan'dan esen olumlu hava, ABD yönetimi ile oluşturulan yapıcı atmosfer bir anda karmakarışık oldu. Şimdi Erdoğan Hükümeti ayıklasın pirincin taşını.
***
İki lider de yanlış politikalarla kendi ayaklarına kurşun sıkıyorlar. Bu kurşunlar birbirleri ile olan ilişkilerini de olumsuz etkileyecek. Ermenistan sınırının açılmamasının Türk-ABD ilişkilerinde yaratacağı etki malum. Öte yandan ABD, AF-PAK bölgesinde daha çok askere gereksinim duyup, Türkiye'nin kapısını çalınca da, Ankara muharip güç göndermede sıkıntı çekecek.
***
Bakalım o zaman işin içinden nasıl çıkılacak?