AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-08-18

kategori2

Gizli eşcinselleri birer birer açıklama vakti

Amerikan basınının en etkili kalemlerinden Michael Musto meşhur Village Voice dergisinde yazar. Basın gezilerindeki gazetecilerle dalga geçmekten tutun da Başkanlık balosunu yerle bir eden satırlarına kadar geniş yazı konuları vardır. Antipatik, dilinin kemiği olmayan ve zehirli bir yazardır. Bugüne kadar hemen herkes de onun kaleminin hedefi olmuştur.
Village Voice'ta en çok ses getiren yazıları New York gece hayatı ve eşcinsel kültürü üzerine kaleme aldıklarıdır. Yer yer bu dergi için bile müstehcen ve aşırı açık bir anlatımla süsler yazılarını.

Musto'nun bir şöhreti de 90'lı yıllarda ciddi bir 'outing' kampanyasının mimarı olmasından gelir. Kendi kimliğini gizleyen eşcinselleri köşesinden afişe eden, onların bu maskeyi takmasına izin vermeyen isim olarak bilinir. Cinsel tercihini açıklamaya zorlayan isimlerden en ünlüleri Rossie O'Donnell ve Ellen DeGeneres'tır.

Michael Musto'nun bu deşifresinin bir tür mikro-faşizm olduğu gerçek:
Eşcinselin eşcinsele yaptığına da bak denebilir. Ancak yazarın isyanında da haklı bir taraf var: Kendilerini olduklarından başka bir şey göstermek için çabalayanların sahtekarlığına, ikiyüzlülüğüne tahammül edemediği için bu yola başvurduğunu söyler.

Gerçi bu sürecin sonunda Ellen DeGeneres'ın şöhreti arttığı gibi bir anda eşcinsel hakları savunucusu haline bile geldi.
'Milk' filminin senaryo yazarı Dustin Lance Black bir Mormon ailesinde büyürken Harvey Milk'in kendisine nasıl ilham olduğunu söylemişti. Harvey Milk de eşcinsel hakları için verdiği mücadelede kendi arzularına rağmen insanların dolaptan çıkarılmasını tartışmış, ama bunu demokratik ve adil bulmadığı için vazgeçmişti.

Musto yapı olarak daha cüretkar ve arsız olduğu için bu işe yeltendi...
Doğrusu bu 'outing' operasyonuyla Amerika'da eşcinsellerin her türlü hakka kavuşmasının birbirinden bağımsız olmadığını düşünüyorum.
Bugün Amerika'da gelinen noktada gündüz kuşağında program yapanlar 'futbolcu anneleri' ve 'hokey anneleri'nin çocuklarının daha özgür bir hayat yaşamalarına katkıda bulundular. Çekilen onca dizideki tekil gay karakterler zaman içinde bir uyanış oluşmasına yol açtı.
Oysa bizde artık travesti haline gelmiş bir erkek şarkıcı bile televizyona çıkıp gözümüzün içine baka baka evleneceği kadın adayları söylüyor. Çekik gözlünün biri hala kadınlarla pozlar veriyor ve buna inanmamızı bekliyor. Bazı eşcinseller kalkıp 'Kim demiş, kanıtlasınlar' diye meydan okumaya kalkıyor. Türkiye'nin Zeki Müren'in 'Bin kadınla yattım' dediği yıllardan daha ileride ve o kadar saf ve kandırılmaya açık olmadığını düşünüyorum.
İnsanın kendi mahremiyetini gizleme hakkına sonuna kadar saygı duymakla beraber kendisini olmadığı bir şey gibi gösterme ikiyüzlülüğü de midemi bulandırıyor.

Dahası bu gibi toplumsal figürler ve onların saçmalamaları, eşcinsel düşmanları ve eşcinsellik konusunda cehalet denizinde boğulanlara yaşam alanı veriyor. Türkiye'nin eşcinseli bile kendi hayatının arkasında duramıyor ki eşcinsel düşmanlarına ve cahillerine hak ettikleri yanıt verilsin...
O zaman belki de bir 'outing' bölüğü, timi gerekiyor Türk Basını'nda... New York'ta Michael Musto'nun yaptığının muadili olacak birileri, onların arkasında duracak gazete yöneticileri gerekiyor galiba...
Düşünsenize, Türkiye'de eşcinsel düşmanlarının, kamuoyunda bu yönde demeç verenlerin aslında eşcinsel çıktığını? Bir futbolcunun ya da? İslamcı yazarlardan birinin? Bir siyasetçinin dolaptan çıkarıldığını?
Bir şeyler değişmez mi sizce?
Musto, 22 yıllık köşe yazarlığında bu gibi yazıları da dahil olmak üzere hiç mahkemede mahkum olmadı. Bunu da ekleyeyim...
 Belki de Türkiye'de eşcinsellik tartışmalarını belli bir düzeye çekmenin ve cehalet ekseninden çıkarmanın yolu Musto yönteminden geçiyor. Son günlerde Türkiye'de yapılan bir eşcinsellik tartışması değildir, bir cehalet ve ikiyüzlülük tartışmasıdır özünde.
Not: Umarım Tarkan da bu yazımı okur.

Star TV yöneticisiyle neden uğraşıyorlar?
Bir süredir dikkatimi çekiyor, medya haberlerinin tavada pişip düştüğü bir sitede Star TV'nin üst yönetimi hakkında haberler çıkıyor. Sistematik bir şekilde kanal yönetimi yıpratılmaya çalışılıyor. Görevden alındığı, gidici olduğu, patronajla ters düştüğü söylenip duruyor... İşin garibi bu dediklerinin hiçbiri olmuyor, kanal yönetiminde herhangi bir değişiklik yapılmıyor. Tamamen asılsız uydurma haberler ama bu haberler sistematik bir biçimde tekrarlanıyor.
Geçen gün süren komedinin bir bölümü daha vardı sitede... Yine Star TV yönetimini hedef almışlar, hatta haberden önce adı geçen kimi yöneticileri arayıp yalanlama almalarına rağmen haberi yazmışlar...
İşin aslını öğrendim...
Meğerse o sitenin yöneticilerinden biri Star TV'nin gündüz kuşağına program önermiş. Ancak proje kabul olmamış, o günden beri de Star TV yönetimine salvo atışları başlamış. Bu kadar hesapçı ve ucuzlar işte. Mesela bugünlerde bir assolistin de sabah kuşağındaki programı yayından kaldırılacak, göreceksiniz o assolistin kocası da saldırılara başlayacak...
Hadi her şeyi anladım da, bunlar herkesi aptal mı zannediyor? Niyetlerinin anlaşılamayacağını mı düşünüyorlar? İnsanların zekasını bu kadar hafife mi alıyorlar?
Peki Doğan Grubu'nda bu tezgaha dur diyecek kimse yok mu?

Hafta sonu eve kapanıyorum
Yılın o dönemi geldi ve bu hafta sonu dünyadan kopup televizyon izleyeceğim. Evet artık eskisi kadar heyecan vermiyor, çaptan düştü ama hiç yoktan iyidir. Hem geçen sene grevden dolayı mahrum kaldık... '24' dizisi geçen hafta Amerika'da bitti. Böylece bana da 24 bölümünü birden maraton halinde izleme fırsatı doğdu... Rekorum arka arkaya 18 bölüm, birkaç saatlik uykudan sonra da tamamlama...
Bakalım bu sene 24'ünü de kesintisiz izleyecek miyim...
Hafta sonu evdeyim, orası kesin.