AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-18
İran'daki karmaşayı ve bundan sonra dengelerin nasıl değişeceğini doğru analiz etmek için bakmamız gereken kilit bir aktör var. O aktör Washington. Tahran'da pazartesiden itibaren zorla bastırılan protestolar yeni bir dönemi işaret ediyor. Ve o dönem ABD'nin politikaları ile birlikte içinde Türkiye'nin de olduğu büyük resmi etkileyecek. Nasıl mı?
***
Bildiğiniz gibi 1979 devriminden beri İran, politikasını 'şeytan ABD' imajı üzerine kurdu. Batı karşıtı bir çizgi izledi ve Washington ile arasındaki mesafeyi gittikçe büyüttü. Ancak son dönemde değişen bir şey oldu. O da Washington'ın İran'a yaklaşımı. Barack Obama seçim döneminden itibaren stratejisini Tahran ile diyalog kurmak olarak belirledi ve bunu 'İslam dünyası ile barış' politikasının önemli bir ayağı olarak lanse etti.
***
Şimdi değişen dengelerle birlikte en zor iş Obama'ya düşüyor. Çünkü ya pazartesiden itibaren gittikçe sertleşen Ahmedinecad hükümeti ile söz verdiği gibi diyalog yollarını aramaya çalışacak ya da verdiği vaatlerden dönmek pahasına politikasını sertleştirecek. Hatta Bush'tan bile daha 'şahin' bir çizgiye çekecek. Şimdilik Obama, Musavi'den yana çok keskin bir tavır almadı. Ilımlı pozisyonunu burada da korumaya çalıştı. Bu nedenle ABD'de ona karşı eleştiriler keskinleşiyor.
Amerikalılar'ın önemli bir bölümü İran'daki olaylara Avrupa'nın gösterdiği tepkiyi kendi ülkelerinin neden göstermediğini sorguluyor.
***
ABD için İran denince en önemli nokta nükleer program. Dolayısıyla Obama'nın bundan sonraki politikasını belirlemesinde kritik nokta İran'ın nükleer programında izleyeceği çizgi olacak.
AMBARGO TEHDİDİ
Şu anki tabloya baktığımızda Ahmedinecad çizgisinde yumuşamaya gitmeyecek gibi görünüyor. Aksine. Meşruiyetini yeniden kazanmak için gittikçe sertleşiyor. İki gündür izliyoruz, İran hızla kendi içine kapanıyor.
***
Böyle giderse İran'a karşı ambargoların güçlendirilmesi gündeme gelebilir. İşte o zaman vay Türkiye'nin haline! Çünkü o takdirde BM Güvenlik Konseyi de devreye girecek ve gözler Konsey üyesi olan Türkiye'ye de dönecektir. Acaba Ankara bu olasılığa hazırlanıyor mu?
***
Örneğin BM Güvenlik Konseyi'nde Türkiye'nin önüne İran'a benzin ambargosu için imza gelse ne olacak? 'Hayır' derse ABD ve AB başta olmak üzere BM içinde büyük bir baskı ile karşılaşacak ve Batı ile ilişkilerinde zorluk yaşayacak. 'Evet' derse İran ile ilişkilerini zora sokacak. Bu da bölgede Türkiye'yi içinden çıkması hayli güç bir duruma getirecek.
İran'daki yeni durumu değerlendirirken işin Washington'dan başlayarak BM'ye uzanan ve Türkiye'yi ilgilendiren bu tarafına da bakmakta fayda var.