AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-08-18
Bunun adı iç savaş. Bir ülkenin içinde yaşanan çatışma illa birilerinin ölmesi, bir yerlerde bomba patlaması ya da terör tehdidiyle olmuyor. Devletin kurumları kendi içinde bir kavgaya tutuşmuşsa, bu bir restleşmeye dönüşmüşse ortada çok ciddi bir savaş var demektir.
Genelkurmay Başkanı'nın 'kağıt parçası' dediği bir belge üzerinden operasyon yapmak, belgeden tutturamayınca örgüt üyeliğinden bir askeri tutuklamak düpedüz psikolojik harbin bir başka adımı değil mi?
Bütün bu operasyonun salı geceki kritik Milli Güvenlik Kurulu toplantısı devam ederken gelişmesi de maalesef Ergenekon davasının siyasi olmadığına inanmayı imkansız kılmıştır.
- 4 Haziran... Sözde 'belge'nin avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda bulunduğu tarih.
- 12 Haziran... 'Belge'nin Taraf gazetesinde manşet olduğu gün.
Arada tam sekiz gün var. Ergenekon savcısının Dursun Çiçek'i neden bu arada sorgulanmadığı da ayrı bir merak konusu.
Hadi, bir prosedür ve araştırma süreci olduğunu varsayalım. Mesela Askeri Savcılık'ın kararı beklensin. Peki bütün bu sorgulama ve tutuklama için başka gün yoktu da o yüzden mi MGK'yla aynı tarihe denk getirildi? Mesela çarşamba sabahı beklenemedi mi?
Bakın bir zamanlama daha:
- 21.10... MGK toplantısı sona eriyor.
- 21.20... 'Mini zirve' başlıyor.
- 21.30... Savcı Zekeriya Öz, sanki yeni bir delil bulmuş, yeni bir gelişme olmuş gibi apar topar adliyeye geri dönüyor.
- 22.20... 'Mini zirve' sona eriyor.
- 01.00 civarları... Albay Dursun Çiçek tutuklanıyor.
Devletin kurumlarının birbirine çatıştırmaktan kimin ne çıkarı var da artık bu oyun aleni bir şekilde oynanıyor?
Adeta birileri 'Biz bu rejimi değiştirmeye ant içtik, önümüzde hiçbir engel tanımayız' diye rest çekiyor. Asker tarihi boyunca hiç olmadığı kadar saldırı altında, onu yıpratmak için piyon olarak kullanılanlar televizyonda zafer sarhoşluğunun naralarını atıyorlar.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ne isteniyor olabilir?
TSK, AKP'nin iktidarda olduğu yedi sene boyunca neye engel oldu? Hangi yasa çıkarılmak istendi de askerlere takıldı?
Askerin son yıllarda yaptığı Güneydoğu'da savaşmak, terörle mücadelede etmekten ibaret. Yeni Genelkurmay Başkanı siyasi konulara girmemeye özen gösteren biri. Savaş içindeki bir ülkenin ordusunun sadece görevini yapıyor, başka ne yapmasını bekliyorsunuz ki?
Bir tek 27 Nisan'daki açıklama var, orada da bu ülkenin bir kurumu olan Türk Silahlı Kuvvetleri görüşünü belirtiyor. Belirtmesin mi? Bu gelişmenin tehlikeli olabileceğine dair uyarı yapmasın mı?
Asker darbe yapmak istemiyor ama öyle görünüyor ki bazı apoletli siviller Türkiye'nin darbe havasına girmesini, Türkiye'de darbe yapılmasını arzu ediyor, bunun için çalışıyor.
Devletin kurumlarının bu kadar birbirine karşı getirmenin, çatıştırmanın altında yarın öbür gün 'Bizim çocuklar yaptı' denecek bir darbeyi kışkırtmak mı yatıyor? Birileri darbe olsun istiyor ki ardından da TSK'da toplu bir temizliğe, operasyona mı girişilsin? Yeni atamalar, yeniden tasarlanan bir ordu ve Türkiye'nin yeni rejimine uygun bir TSK amaçlanıyor.
Bu yüzden darbe kışkırtıcılığı mı yapılıyor?
Asker darbe yapsa bu kimin işine gelecek?
Bu dönemde darbe kışkırtıcılarına dikkat etmek gerekiyor. Peki biz bu filmi daha önce görmedik mi?
'Tarak' gazetesi
Bugünlerde internette harika bir kısa film dolaşıyor, youtube'da 'Tarak gazetesi' diye arayarak bulabilirsiniz. Ya da bobiler.org/conmech adresinde.
Bir apartman dairesinde çıkan Tarak gazetesine her gün kapının altından belge bırakılıyor...
O sırada Ahmet Bey, genç kızın eteklerinin rüzgarda savrulması ya da genç kızın memesini nasıl hoyratça kavradığıyla ilgili yazısını yazmakta.
Ancak belgenin bırakılmasıyla beraber heyecanla 'Baskıyı durdurun' talimatı veriyor. Ertesi gün manşet yapıyorlar.
Şöyle haberler var belgelerde:
'Power Rangers aslında altı kişi, altıncı kişi gizleniyor, kim olduğunu Mustafa Balbay biliyor.'
'Ahmet Necdet Sezer aslında hala Cumhurbaşkanı ama medyadan gizleniyor.'
'İlhan Selçuk suikastçı bir Ninja, İsmail'in ordusunu o yönetiyor.'
'Fatih Terim, Hüseyin Üzmez'in sakalıyla basıldı.'
'Gizli belgeci' kapıyı çaldıkça içeridekiler 'Yaşasın' diye koşuyor... Sorgusuzca manşete taşıyorlar.
En bomba haber de şu: 'Atatürk ölmedi, basından gizleniyor, yakında darbe yapacak.'
Doğrusu parodi değil bu video, olsa olsa gerçeğin yansımasıdır.