AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-08-18

kategori2

Yargılamalıyız / Yargılayamayız

Kenan Evren'i yargılayalım, dünyanın diğer diktatörleri gibi o da 12 Eylül 1980'den sonra dönüştürdüğü Türkiye'nin cezasını çeksin. Sivil yargı önüne çıksın ve geçmişin eylemleri ona teker teker sorulsun.
17 yaşında idam edilen Erdal Eren'in hesabını versin. 1980'den sonra devletin politikası olan tek tip insan yetiştirme politikasının da.
Seçimle iktidara gelmiş parti liderlerini sürgüne göndermek, onlarla alay edercesine propaganda filmlerinde oynatması, beğenmediği herkesi siyasi yasaklı kılmak, seçimlere girecek partileri keyfine göre belirlemek yanına kar kalmasın.

Siyasal İslam'ın yükselişi için zemin hazırladığı, sendikaları yok etme girişimi, grev hakkını ortadan kaldırması, Türkiye'nin geleceğini apolitikleştirerek yok etme girişimi, 27 Mayıs'ın bize 'bol' geldiğini söylemesi de iddianameye eklensin. Bütün bunlar ona teker teker sorulsun.
Kont-gerillaya itibar edip katliam sanıklarını cezaevinden çıkarıp yeni cinayetler işlemelerine teşvik etmesi, 'huzur ve güven ortamı'nın tanımını bir ülkenin özgürlüklerinden vazgeçmek olarak koyması ve günaha eşit bütün başka suçlarından dolayı yargı önüne çıksın.
Şeffaf zarflarda asker korkusu altında en faşizan anayasaya insanların evet oyu vermeye zorlanmasının, üniversitelerin özgür ve düşünen bireyler yetiştirmesinin önünü tıkamasının da cezasını çeksin.
Yaşı kaç olursa olsun, kalkıp 'Yargılamaya kalkarsanız intihar ederim' diye ucuz duygu sömürüleri yapmasına aldırış etmeden, bütün diktatörlerin hak ettiğini bulması gerektiğine inanarak Evren'i yargı önüne çıkaralım.
Sokaklardaki terörü engellemenin herhangi bir ordu komutanına diktatör yetkileri vermediğini geç de olsa anlasın 12 Eylül'ün generali...
Kenan Evren'i yargılayalım...
Peki 12 Eylül'ün hesabı böylece sorulmuş olacak mı?
12 Eylül'ü hazırlayan ve Türkiye'yi bu karanlığa gömen sihirli eli de yargılayabilecek miyiz acaba?
Mesela 1 Mayıs 1977'den bir gece önce Intercontinental Oteli'ne yerleşen ama kayıtlarda adı bulunmayan Amerikalılar'ın sırrı aydınlanacak mı? Hem bu otelin üç odasından, hem Su İşleri'nin çatısından ateş atanlar ortaya çıkacak mı? Kazancı yokuşuna o kamyonu kimin park edip insanların tek kaçış şansını bloke ettiği anlaşılacak mı?
Kenan Evren'i yargılamaya karar verirken iyice düşünelim: Bu darbe salt diktatörlük özlemindeki bir generalin şahsi ihtirasının ürünü müydü, yoksa birileri Türkiye'de 'darbe' olması için zemin mi hazırlıyordu?
70'lerde, Amerika'nın isteklerine boyun eğmeyen, IMF boyundurluğuna girmeyen ve haşhaş ekimini serbest bırakan Ecevit hükümetini devirmek-cezalandırmak için uyguladığı ambargo, beraberinde başlayan ekonomik sıkıntı...
Demirel'in evine kapanarak Özal'la beraber hazırladığı ve Türkiye'nin ekonomisini dünyanın denetimine açan 24 Ocak kararları...
Amerika'nın komünizmle mücadele etmek için besleği kont-gerillanın ortaya çıkışı, devamında provokasyona dayalı Bahçelievler, Kahramanmaraş, Çorum katliamlarının...
Ecevit'e suikast girişimleri...
Kamuoyunun gözü önündeki önemli figürlerin öldürülmeleri...
Bunların failleri bulunmadan 12 Eylül'ü anlamak mümkün mü?
Ya 12 Eylül'ün  bütün bu olaylardan bağımsız gerçekleştiğini düşünmek?
Kaldı ki, CIA'ci Paul Henze darbeyi Başkan Carter'a müjdelerken 'Ankara'daki bizim çocuklar yaptı' demedi mi? Bu haber ABD'de sevinçler karşılanmadı mı?
Kenan Evren bu tabloda basit bir piyon.
12 Eylül 1980, Türkiye'de köklü bir rejim değişikliği demekti. O da bu tasarımın mimarları tarafından kullanıp, bugün artık işlerine gelmediği için atılmasında sakınca olmayan basit bir piyon.
Kenan Evren'i yargılamak bu yüzden de kozmetik bir adımdan öte anlam taşımıyor...
Ne ilginç ki, Türkiye kamuoyunda tıpkı 12 Eylül'den önce olduğu gibi yine birileri adeta darbe olsun diye zemin hazırlamaya çalışıyor... Yine birtakım piyonlar gösteriliyor, kamuoyu oyalanıyor, yine kentlerde bazı terör olaylarıyla boğuşuyor Türkiye...
Ve yine 'bizim çocuklar' bir yerlerde bir şeyler karıştırıyor...
Şimdi de, tıpkı dün olduğu gibi yine bir rejim değişikliğinin eşiğindeyiz. Bu sefer Türkiye'ye bir kez daha Soğuk Savaş sonrası değişen dünya dengelerinin tasarımı ışığında yeni bir kıyafet giydirilmeye çalışılıyor...
Tek bir fark var: Dün 'bizim çocuklar' askeri darbeyi destekliyordu, şimdi askerle araları bozuk olduğu için sivil darbeci oldular.