AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-08-18

kategori2

İstanbul'da Cohen bayramı

- Geçenlerde bir eşcinsel mimarın verdiği doğumgününe giden bir arkadaşım 'Eğer oraya bir bomba düşseydi, Türkiye'de eşcinsel kalmazdı' dedi. Eğer geçen akşamki Leonard Cohen konserinde benzer bir felaket yaşansaydı, Türk entelektüel hayatı epey bir sekteye uğrardı...
- Adlarına daha çok entelektüel yayın organlarını takip edenlerin aşina olduğu kent simaları Cohen konserinin ön sıralarını doldurmuştu. Yazar, çevirmen aynı zamanda da müzisyen olan Bülent Somay mesela. O ki 'Şarkı Okuma Kitabı'nda 'Suzanne'le ilgili harika bir yazı yazmıştır; sahnede de sık sık bu şarkıyı tekrarlar... Açık Radyo'nun Ömer Madra'sı... Roll ve Express dergilerinden Yücel Göktürk ve Derya Bengi... Türkiye'nin efsane şairlerinden Lale Müldür - ki o da 'Suzanne' takıntılı... Meşhur dergi editörü Tuğrul Eryılmaz... Milliyet Sanat'ın başındaki Filiz Aygündüz... Metis Yayınları'nın sahibi Müge-Semih Sökmen çifti... Müzik eleştirmeni Cüneyt Cebenoyan... Halkla İlişkiler sektörünün duayenlerinden Sibel Asna... Dansçı Zeynep Tanbay ve sevgilisi Ufuk Uras... Gece hayatının meşhur işletmecilerinden Gülsün Sami...
-  Türkali kardeşler de oradaydı... Vedat Türkali'nin (gerçek adıyla Hasan Pirhasan) çocukları Barış Pirhasan ve Deniz Türkali. 21 sene önce Cohen'i Carnegie Hall'da izleyen Türkali 'Şimdi çok daha iyi bir şarkıcı olmuş' diyordu konserin bitiminde, kendinden geçmiş, gözyaşları içinde... Yanında Hale Soygazi vardı...
- Merak edilen 'Davetiyeliler kim' sorusu konser günü yanıt buldu... Kimi gazetecilerin de davetli olduğuna dair rivayetler hala dolanıyor gerçi. Açıkhava'daki protokol koltukları BKM tarafından kapatılmış. Bir ara, Ebru Gündeş'in de konsere geleceğine dair dedikodu çıktı... Gelmedi...
-  En önde Yılmaz Erdoğan ve eşi Belçim Bilgin vardı... Belçim Bilgin'in konser boyunca Cohen'in şarkılarına eşlik etmesi gözden kaçmadı. İşin ilginci, sanat dünyasından pek fazla kişi gelmemişti. Belli ki merak dahi etmemişler... Görebildiğim tek müzisyenler Gökhan ve Burhan Şeşen kardeşlerdi; onlar da bütün şarkılara eşlik ettiler...
- Sezen Aksu yoktu ama yakın çevresinden iki kişi konserdeydi... Çantacı Yaşar Gaga protokolde, şarkı sözü yazarı Yıldırım Türker sekizinci sıradaydı. Demek ki Sezen Aksu'nun çevresinde rütbeler böyle belirleniyor...
- Konserde beklendiği gibi bir medya simaları yoğunluğu yoktu. Pek çokları bunu konserin 'biletli' olmasına bağladı. Bedava ağırlanmaya alışmış beleşçiler konserde yoktu... Ama medya grup başkanından genel yayın yönetmenine hiç de fena bir kadro değildi biletli gazeteciler: Kenan Tekdağ, Sedat Ergin, İsmail Küçükkaya, Kanat Atkaya, Elçin Yahşi, Murat Çelikkan, Ferhat Boratav, Melis Alphan... NTV'den de hem CEO Cem Aydın hem CFO Ahmet İren konserdeydi...
- Konseri organize eden İKSV'nin Genel Müdürü Görgün Taner, konseri B Blok'tan seyircilerin arasında, biletli izledi.
-  Gelenler yeter; biraz da yaşananlar... Üç saate yakın sahnede kaldı, tabii ki çok iyiydi Cohen ama şunu söylemek çok mu iddialı olur: Bariz bir şekilde İstanbul seyircisinden etkilendi; ya da beklediğinden daha iyi çıktı... Ne Amsterdam ne Berlin'de bu kadar ayakta alkışlanmıştı. Açıkhava'daki izleyici onu bağrına bastı, defalarca tezahürat yaptı.
-  İkinci en çok alkış alan kuşkusuz Cohen'in 'suç ortağım' dediği vokalisti, şarkı yazarı, beyninin yarısı Sharon Robinson'dı... 'In My Secret Life'ı tek başına söyledi. Diğer vokalistler Webb kardeşler de 'If It Be Your Will'i söyledi. Cohen, vokalistleri şarkı söylerken şapkasını çıkartıp önlerinde saygıyla dinledi.
-  Cohen bu sene setlist'ine aldığı 'Famous Blue Raincoat'u İstanbul'da söyledi. En çok tezahürat da bu şarkıya geldi. Seyirciler şarkılara eşlik etme konusunda cimriydi ama yine de 'First We Take Manhattan'ın tezahüratına eşlik edildi... 'Alperenler basar mı' ya da 'Mahalle baskısı' korkusu olmadan Kandil gecesi, bütün Açıkhava hep bir ağızdan 'Hallelujah' diye inledi Cohen meşhur şarkısını söylerken. 
-  Dinleyicilerin en büyük hayal kırıklığı 'Chelsea Hotel No 2' şarkısını Cohen'in söylememesiydi. Başka konserlerde de söylemiyor Cohen bu şarkıyı ancak 'içeriden' alınan bilgilere göre setlist'inde varmış. Bu yazı, ikinci konserden sonra okunacak ama ilk konserden sonra yazıldı. Belki dün gece söylemiştir...

Cemil İpekçi'yle nişan ve forma üzerine
Günlerdir İnternet'te dolaşan Cemil İpekçi'nin mor formalı fotoğrafını ne kadar beğendiğimi yazmıştım. İçime bir kurt düştü tabii, fotomontaj olabilir diye... Ancak Cemil İpekçi de bu formayı giyip fotoğraf çektirebilecek biriydi... Pek çok tanıdığı da 'Cemil bunu yapmıştır' diyordu... Anlaşıldı ki mor formalı Cemil İpekçi fotoğrafları kusursuz bir fotomontaj. İddialara göre Fenerbahçeliler'in sitesi antu.com yapmış bu işi ve oradan yayılmış.
Her halükarda, fotomontaj ya da değil, mor formayı bu kadar güzel açıklayan bir kare olamaz.
Dün, Cemil İpekçi'yi aradım. Her şeyden önce sağlığı çok iyi, onu söyleyeyim. Doğumgünü partisinin hazırlıklarıyla uğraşıyordu.
'Mükemmel bir fotomontaj' dedi bana, 'Ama ben korktum, gerçeğiyle ayırt edilemiyorsa kim bilir başka insanların başına neler gelir, teknolojinin bu geldiği noktadan gerçekten korktum ben.'
Peki kendi fotoğrafını beğendi mi? 'İki tür yaratıcılık var. Edepli ve edepsiz yaratıcılık... Bunlarınki edepsiz yaratıcılık olmuş... Ben Galatasaraylıyım, cinsel kimliğim de belli, bunun üzerinden takıma bir şeyler söylemek edepsizce... Ben hep derim, benim cinsel tercihimi mesele edenlerin kendilerine bakmak gerek, kendi cinselliklerinden şüphe etmek gerek, bastırılmış bir şey vardır, yaşayamıyorlardır.'
Cemil İpekçi mor formayı ise beğenmiş ama futbola çok merakı olmadığı için giymeyi düşünmüyormuş.
Hazır konuşmuşken, gazetelere yansıyan 'Cemil İpekçi nişanlandı' haberlerine de değindik: 'Alakası yok, bir takı atölyesi açtım, kendime de bir yüzük yaptım, adını kördüğüm koydum, bütün aşk hayatım bir kördüğüm zaten. Ama herkes nişanlandı diye tebrik ediyor iki gündür; bakkal bile... Gülüyoruz...'
Cemil İpekçi, Türkiye'de eşcinselliği normalleştiren, mesele etmeden yaşayan ve yansıtan biri... Her zaman açık sözlülüğü ve cesareti hayranlık uyandırıyor...
Bu iki kısa gündem maddesine dair açıklamaları da böyle...