AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-18

kategori2

Kürt meselesini romantikleştirmek

Belçika ya da Paris gibi Avrupa merkezlerinde Kürtlerle ve onlara yakın duran Avrupalılarla bir araya gelirseniz belirgin bir özellik dikkatinizi çeker. Bu insanlar Kürt sorununu anlatırken ümitsiz bir aşktan bahsediyor gibi bir havadadırlar. Hasret ve öfke vardır tavırlarında.
***
Bu havayı anlamanın en iyi yolu her yıl Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen Kürt Konferansı'na katılmaktır. Ben iki yıl önceki konferansı dinlerken yanımda oturan ve Norveçli olduğunu öğrendiğim yaşlı bir kadın söz almış ve ağlaya ağlaya Abdullah Öcalan'ın fotoğrafını gösterip, 'dünyanın tek gerçek lideri o!' diye bağırmıştı. Bunun üzerine salon alkıştan inlemişti.
***
Yukarıdaki örneğe bakıp 'Pis PKK'lılar' diye kulaklarımızı tıkamayalım. Çünkü kabul edelim ya da etmeyelim, Kürt meselesinin doğasında ona güç katan bir özellik var: Romantizm. Kendini 'mazlum' olarak konumlayan Kürtler, zaman içinde yarattıkları imaj ve büründükleri ruh hali ile ortak bir mit yarattılar ve bu miti besleyecek güçlü sempatizanlar buldular.
***
İşte 'Mazlum Kürt' imajının romantikleştirilmesi de bu yolla oldu. Türkiye'den özellikle 80 döneminde çeşitli nedenlerle Avrupa'ya göç eden Kürtler gördükleri zulmü tekrar tekrar yaşattılar ve orada karşılaştıkları insanlara sürekli olarak anlattılar. Böylece onları dinleyenlerin  kafalarında 'acıların çocukları Kürtler' imajı oluştu. Bu imaj umutsuzluk ve vatansızlık üzerine kuruluydu.
***
Bugün bu 'romantize edilmiş Kürt meselesi' en bariz şekilde Şivan Perwer'de vücut buluyor. Siyasi duruşu ile de sembol olan ve adeta tanrılaştırılan bir sanatçı Perwer. Yıllardır Almanya'da yaşıyor ve vatan hasreti çekiyor.
***
Perwer önceki gün Fırat News adlı haber sitesine bir röportaj verdi. O röportajda Avrupa'da başlayıp Diyarbakır'a kadar gidecek olan  'konserler dizisi'nden bahsetti.  Peter Gabriel, Joan Baez gibi dünyaca ünlü sanatçılarla görüşülüyormuş. Her yerde yankı bulacak ve Kürt meselesinde barış için bir adım olarak görülen bir etkinlikmiş bu. Perwer 'Eğer bir dönüşümüz olacaksa bunu bütün dünya duymalı. 34 yıldır sürgünde esaret yaşıyorum' diyor.
***
Düşünsenize, yıllar sonra özgürlük mücadelesini kazanan bir 'mazlum sanatçı' dünyaca ünlü sesleri alarak iki kıtayı feth ediyor...
Sanırım önümüzdeki dönem Kürt meselesini sadece siyasi kazanımlar çerçevesinde konuşmak çok yavan kalacak. Ve  'romantik mazlumluk' boyutu tartışmaya açılacak.

Bu soruları cevaplayın
DTP'Yİ bile muhatap almakta zorlanan sistem neden  bugüne kilitlendi?
'PKK'yı sorunun çözümünde kaale almıyorum' diyenlerin aynı örgütün liderinden gelen mesajı, ülkenin gündeminin birinci maddesi haline getirmesinde bir tuhaflık yok mu?
Lütfen birileri, beni ve benim gibi düşünenleri bunun tutarsızlık olmadığına ikna etsin! Ve şu sorulara  cevap versin:
- PKK muhatap alınmıyorsa Öcalan'ın yol haritası denklemin neresinde duruyor?
- Hükümet bu yol haritası açıklanmamış gibi mi davranacak? Yoksa onun üzerinden kendi paketinin karşılaştırmasını mı yapacak?
-  İkincisini yapacaksa artık 'PKK'yı muhatap almayız' söylemini bir kenara mı bırakacak?
***
'Kürt açılıımı'nın bir yerlere açılması için PKK'nın işin içinde olması  gerekiyorsa, bunun açık açık söylenmesi gerekmiyor mu?
Söylenmeyecekse 'demokratikleşme' adı altında kapalı toplum kurallarıyla yaşamaya devam edeceğiz demektir.