Bu maç sezon sonunda ÅŸampiyonluk veya küme düÅŸme maçı olsaydı ne olurdu!
Ben söyleyeyim, kan gövdeyi götürürdü.
Sezon başı olmasına rağmen, seyredenler, oynayanlar, oynatanlar iyi niyetli değildi.
Fenerbahçe'de bir futbolcu var, top ayağına geldiÄŸi vakit heyecan veren.
O da Emre.
Sahada beÅŸ arkadaşının görevini yapıyor.
İyi top oynamak istiyor, oynuyor da. Ama aşırı sinirli. Yenilgiyi, kötü futbolu kabullenmeyen bir yapısı var. İyi hoÅŸ da, sinirlendiÄŸi vakit gözü hiçbir ÅŸey görmüyor. Haklıyken, haksız duruma düÅŸüyor. Rakip oyuncular da Emre'nin bu zaafiyetini bildikleri için üzerine oynuyorlar.
Emre bu hırçınlığını kontrol edemezse takımı çok maçta on kiÅŸi bırakır.
Fenerbahçe'nin oyun formatını ise Kazım, Bilica ve Carlos bozuyor.
Ben Daum'un yerinde olsam, Kazım'ı kenarda kanatta deÄŸil, ilerde gol bölgesinde oynatırım. En azından orada dar alanda yapacağı hareketlerle penaltı veya son vuruÅŸlarla gol atabilir. Kenarda oynadığı vakit takımın el freni oluyor, arkadaÅŸlarını sahada on kiÅŸi bırakıyor. İlk yarıda rezildi ama ikinci yarıda tam tersi muhteÅŸem oynadı.
Bilica tam bir rezalet.
Daum, Önder dururken bu futbolcuda neden ısrar eder anlayan yok. Lugano ile ikisi çok ağır. Yerden aralarına, havadan üzerlerine atılan her top Fenerbahçe kalesinde tehlike.
Ya Carlos.
Resmen emekli olmuÅŸ. Sahada kafasına göre takılıyor. Kademeye girmiyor. Canı isterse pas veriyor, istemezse salla parti vuruyor.
Fenerbahçe iyi futbol oynamamasına raÄŸmen gerilimi yüksek maçtan çok önemli üç puan aldı..
Bu, ÅŸu demektir: Alex, Mehmet Topuz, Özer gibi üç önemli oyuncusu olmayan sıkıntılı bir takımın ÅŸampiyonluk yoluna firesiz devam etmesi, gelecek için önemli.
Teknik kadro ve futbolcular maçtan önce 'Diyarbakır ve Manisa maçlarını firesiz atlatırsak, sonra geniÅŸ kadromuzla çok daha iyi oluruz' diyorlardı.
Bunun en zor ayağını dün aÅŸtılar.
Sıra geldi SaracoÄŸlu'nda Manisa maçına.