AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-08-25
Siz bu yazıyı okuduğunuzda 'Depremin 10. Yılı' programı devam ediyor olacak. Çünkü özel yayının başlangıç saati 01.00'di. En az ratingli kanallar bile Gölcük-Kocaeli'nde mevzilendi. Tabii TRT, önemli konularda kendine yakışanı yapmakla ünlü ve de öncü. Kızılay'ımızı, Kahraman AKUT'u unutmak mümkün değil. Seçilmiş konuklar ile 'Kaderin kahrettiği isimler' aynı görüntüde; 'Unutma, tedbir al'.
...
Biz de anı tazelemek istiyoruz. Burada ne Fatih Altaylı'yı ne de programı 'Teke Tek'i hatırlamamamız mümkün değil. 16 Ağustos günü başlayan yayın 17 Ağustos'un ilk saatlerinde de sürmüştü. Sona erdi ve yatmadan önce su içelim dedik. Buzdolabının kapısına dokunduğumuzda sarsılmaya başladık. Önce elektrik kaçağı sandık. Avizelerden gelen sesleri fark ettik. Sonrasını biliyorsunuz. Duran ve kısa süre sonra tekrarlanan çatırtılar. Binlerce ölü ve yaralı.
Son aylarda tartışma konumuz 'Yeni deprem için yeterli tedbir alıyor muyuz'la sınırlı. Avcılar'da hala metruk binalar var. Okulların yarısı güçlendirilemedi. Yaptığımız en iyi iş 'Yaradan'a sığınmak'.
***
Başbakan kazara Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli ile görüşürse, mutlaka Hüsamettin Cindoruk'la da konuşmalı. Hukukçu ve Politikacı Büyüğümüz şimdilerde Demokrat Parti Genel Başkanı. Kafası çalışıyor. Ağzı iyi laf ediyor. Kimilerinin işine gelmese de doğruları söylemekten çekinmiyor. Cindoruk'u en son SkyTÜRK'te izledik. Terörle mücadele eden TSK'nin taktik ve silah alanında yenilikler elde ettiğini söyledi 'Kapasite ve hareketliliği arttı' dedi. Devletin savunma refleksini oluşturan en önemli kurum olduğunu, vurguladı. Abdüllatif Şener'in 'Bölücü terörist için çıkarılacak yeni af, Ergenekon sanıklarını da içine alır' iddiasını şöyle yorumladı:
'Ergenekon ve PKK'nın durumu çok farklı. Birinin iddianamesi dahi yok ya da eksik. Ötekileri ise birkaç kez müebbete çarptıracak bilgi, belge ve delillere sahibiz'. Sanırız Hüsamettin Cindoruk'un en çarpıcı laflarından biri 'Uygulanan açılımla, hiçbir yere varılması mümkün değil. Neticede başa dönülür'dü.
...
'Havanda su dövme' temasları devam ederken, Emine Ayna'nın Ateş-Kesi'nin palavra olduğu ortada. Şehit korucu ve askerlerin sayısı artmaya devam ediyor. Gaziosmanpaşa'da hedef gözetmediler. Gariban işyeri bekçisini bombayla öldürdüler. Adana'da Çevik Kuvvet Müdürü'nün şoförü bıçakla delik deşik edildi. Medyamızın durumuysa besbeter halde. Olayları görmezden gelmeyi sürdürmekteler. 'Ne Mutlu Türküm Diyene' lafını suç unsuru sayıyorlar. Hemen 'Faşist yaftası' iliştiriliyor. Yazıklar olsun bu sütü bozuklara. Erkeğine de dişisine de!
***
Gazeteci arkadaşımız Arslan Tekin, zamanlaması harika bir kitap hazırladı. 'İmralı'daki Konuk' aslında belgesel. Bölücübaşı'nın uslu kedi gibi getirilişi, yanlış uygulamalar sonucu yeniden canavarlaşması güzel anlatılmakta. Sanırız ilginç yanlarından biri şimdilerde 'Açılım'ın öncüsü' haline gelen Mustafa Karaalioğlu'nun 6 Ağustos 2000 tarihinde Yeni Şafak'ta yer alan yazısını arka kapakta tekrarlamak. Dokuz sene önce, AB'nin bölücülere desteğini açıkça deşifre edenlerin sesi şimdilerde cılız çıkıyor. Acaba neden?