AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2009-08-25
Mehmet Aurelio ismi gündemde çok dolaşıyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz; bunu siz de biliyorsunuz. Bir duman çıktı ama... Aurelio, Galatasaray'da oynayamaz asla. Bu imkansız.
Yöneticiler de istiyor aslında. İstiyorlar ama yapamıyorlar işte. Çünkü arada engeller var. Sayayım;
1-Mehmet Aurelio sakat. İyileşmesi devre arasını bulur.
2-Galatasaray'ın kadrosunda o mevkide oynayabilecek Ayhan, Mustafa Sarp, Barış, Mehmet Topal, Linderoth gibi isimler var.
3-Vee.. En önemlisi; Aurelio'nun menajeri Bayram Tutumlu ile Başkan Adnan Polat ve Adnan Sezgin arasında yaşanan tatsız olaylar. Polat ve Sezgin, 'O, Florya'dan içeri giremez' dediler... Tutumlu da 'Benden onlar değil futbolcu, çöp bile alamazlar' karşılığını verdi.
O kadar ileri gittiler ki; karşılıklı telefon mesajlarına kadar.
Onun için 'Galatasaray'da Aurelio ile bayram olmaz!' diyorum işte...
Çünkü Başkan Polat, hoşgörülü, dost canlısıdır ama yapılanları da hiçbir zaman unutmaz...
Belki haklıdır. Belki de Bayram Tutumlu haklıdır. Hakem değilim, kimin haksız olduğuna karar veremem. Ama şunu söyleyebilirim; 'Bu birliktelik imkansızdır, en fazla gazete sayfalarında photoshop Aurelio Galatasaray forması giyebilir, gerisi hikayedir!'
Florya'da mutluluk
5-0'lık Tallin maçının öncesinde Florya'da önemli bir toplantı vardı... (21 Ağustos Cuma )
Teknik direktör Rijkaard, Haldun Üstünel ve Murat Yalçınkaya'yla baş başa üç saat konuştu...
Akla gelebilecek her şeyi masaya yatırdılar. Rijkaard, transferleri, mali yapıyı, futbolcular arasındaki bağı, kendi ve yardımcılarının bakış açısını... Kısaca her şeyi anlattı da anlattı.
Hollandalı hoca öylesine rahattı ki, kendisini ikna eden, günlerce konuşan Haldun Üstünel gibi 'kıvrak zekalı yöneticiye' bir profesyonelden çok yakın bir dost gibi davranıyordu...
Bardağa her açıdan baktılar...
Dolu tarafını da gördüler, boş tarafını da...
Olabilecek en küçük tersliği bile hesaba kattılar. Ancak her şey pozitifti ve toplantı bittiğinde şu üç kelime her şeyi özetledi;
Rijkaard: 'Mutluyum, mutlusun, mutluyuz...'
Florya'da pembe günler
Rijkaard'ın dediği gibi Florya'da sahiden de..
Mutluluktan uçacak gibi herkes.
Takıma en son gelen Elano bile, ailesiyle çocuklarıyla Galatasaray ailesinin içine hemen giriverdi...
Herkes birbirini seviyor...
Herkes birbirini kırmamak için olağanüstü çaba gösteriyor...
Ağabeyler, Servetler, Gökhan Zanlar hep saygılı, hep ölçülü..
Keita hep gülüyor. Nonda bile yedekliği dert etmeyip, hırsla çalışıyor, yüzünden tebessüm eksik olmuyor.
Milan Baros, Kewell, Ayhan sürekli beraberler...
Hakan Balta hep dinleyen pozisyonunda, çok az konuşuyor.
Hep 'onay verdiğini gösterir' şekilde kafasını aşağı yukarı sallıyor!
Sabri tam bir eğlence makinesi. Herkesle haşır neşir.
Leo Franco çok az diyalog kurabilse bile Orkun'la tam kanka durumundalar... Tabi burada Nezihi hocanın da hakkını yememek lazım...
Yavaş yavaş takımda kıdemliler arasına giren Barış, eskiye oranla daha da mutlu... Kankaları Emre Güngör ve Serkan Çalık.
Ve Arda Turan... Kaptanlığında verdiği sorumlulukla daha da kontrollü. Ancak espri yeteneğinden bir şey kaybetmiş değil.. En kritik anda bile her şeyi çözümleyecek pratik zekaya sahip... Yerlisi, yabancısı herkese karşı çok sıcakkanlı... Evin yaramaz çocuğuydu ama bunu bir kenara çoktan bıraktı Arda. Şimdi oturmasını, kalkmasını bilen lider rolünde.
Yani her şey tesisler müdürü Fahri Yılmaz'ın dediği gibi; Florya mutluluklar kenti!
Liseli, lisesiz! Artık yettiniz!
Birkaç zamandır yine eski bir hastalık hortlamaya başladı...
Galatasaray'da liseliler, lisesizler tartışması başka platformlara çekilmeye çalışılıyor...
Lisesizlere göre; liseliler herkese tepeden bakan, sadece bizden olan ve olmayan diye sürekli ayrım yapan, kargadan başka kuş tanımayan, burunları Kaf dağında ve asla yüzde yüz güvenemeyeceğin topluluk!
Liseliler ise bunun tam tersini lisesizler için söylüyor...
Bunları kim söylüyor, yaşıyor, değerlendiriyor biliyor musunuz ?
Oturdukları masaya meze arayanlar. Dünyada konuşacak başka bir şeyleri olmayanlar. Sığ düşünenler... Eleştirmekten başka konusu bulunmayanlar.. Hadi biraz daha ileri gideyim; çokça da ukaladırlar.
Bir de bağıra bağıra konuşurlar ki, varlıkları hissedilsin bulundukları ortamda!
Bunlar Galatasaraylı olacaklar bir de...
Sorun bakalım bu arkadaşlara; Galatasaray için ne yapmışlar bugüne kadar, diye.
Aslında bunları ciddiye alanlar da kabahatli...
Bırakın bu arkadaşları kendi hallerinde.
Bakın yine işleri güçleri Adnan Polat gitsin, Süren gelsin! Yalman gitsin; Adnan Öztürk gelsin! Bu gitsin şu gelsin!
Eyyy Polat... Eyyy Süren... Eyyy Yalman... Eyyy Öztürk... Eyyy Galatasaray'ın ileri gelenleri... Artık muhatap almayın şunları. Bırakın kendi hallerinde, ileri geri konuşup dursunlar işte.