Nasıl bir dil ve üslup barışı, uzlaşmayı getirir?
Açılıma destek bulacak veya ona itirazlara haklılık sağlayacak gerekçelerin söyleniş biçimi, en az içerik kadar önemli değil midir?
'Açılım dili' oluşturulmadan, tartışmanın seviyesi yükseltilmeden hiçbir yere ulaşamayız. Her şey DTP'nin şahin kanadının istediği gibi gelişiyor. Muhalefet gibi iktidar da aşırı reaksiyonlarla açılımın başarı şansını azaltıyor.
Siyaset dünyasına hırçın, hoyrat ve kışkırtıcı bir söylem egemen olmaya başladı.
Bunun toplum psikolojisine yansımasından endişe etmiyor muyuz?
Evet; AKP yöneticileri tuzağa düştüler. Muhalefeti 'böyle üslup olur mu?' diye eleştirirken, iktidar kanadından bugüne dek görmediğimiz tarzda ifadeler duyduk. 'Ulumaktan bahsettiler' mesela.
Yeni tür bir liderliğe ihtiyaç var, inisiyatif alınmasına. Başbakan sürece el koymalı.
Konunun 'iletişim boyutunu' bizzat yönlendirmeli. Her kesime yönelik güven artırıcı adımlar gerekiyor.
Şu anda gündem tamamıyla 'demokratikleşme açılımı'yla kaplandı.
Her yerde bu konuşuluyor. Biz de okurlarımızın, kamuoyunun olup biten her şeyin arka planını net görebilmesi için mümkün olan tüm gazetecilik hünerlerimizi sergilemeye çalışıyoruz. 'Kürt açılımı'nda nasıl bir parametre varsa, hangi aktörler etkiliyse hepsinin bakış açısını, gelişmelerin perde arkasını sunmaya gayret ediyoruz.
BÖLÜNME ENDİŞESİ DUYANLARIN İTİRAZI
Araştırmacı Adil Gür'ün ortaya koyduğu rakamları herkesin dikkatle değerlendirmesi gerek. O sonuçlar bugüne ve yarınlara ilişkin ciddi ipuçları veriyor. Bana gelen tepkilerden anlıyorum ki; anketin ulaştığı sonuçlar 'herkesin bakış açısına göre farklı yorumlanıyor.'
İnsanlar ve kesimler kendi zihinlerindeki kabullere göre anket okuması yapıyorlar.
Açılıma verilen yüzde 45.6 destek kimilerine göre yüksek, başkalarına göre düşük.
Demokratikleşmeyi, uzlaşmayı isteyen birisi o kamuoyu yoklamasından aradığını bulabilir. Tersi de mümkün. Ben sonuçlara şaşırmadım, aksine umutlandım. Toplumun sağduyusu her zamanki gibi etkileyici. Henüz açılımın ne olduğu belli olmadan bu neticelerin alındığına dikkat çekerim.
Başbakan Erdoğan ile CHP Lideri Baykal görüşürse -ki yüzde yüz bunun olacağına inanıyorum- ve açılımın içeriği belli olur, kamuoyuna sunumu iyi yapılırsa tablo değişir.
MHP'nin dışarıda kalmasıyla ilgili görüşüm hiç değişmedi. Kimse MHP'den bu açılıma destek olmasını beklemesin. Bunu zorlamaya gerek yok. MHP'siz ne yapılabiliyorsa yapılsın.
Yeri gelmişken söyleyeyim, Bahçeli muhalifi MHP'liler bile 'Evet burada Bahçeli haklı' görüşündeler. Bense toplumsal açıdan bakıyorum. Bütün partiler destek verse bile, endişeli olan kitlelerin sesini kim duyuracak? Ömer Çelik, 'AK Parti tabanında ve milletvekili arkadaşlarımız arasında bile bölünme endişesi duyanlar var' demişti.
Ülkenin gündemindeki konu tarihsel boyutları olan bir sorun. Evet, korkularımız ve travmalarımız var. Kronik bir konu, kimi yönleri tabu. Yine de tartışa tartışa meselenin yumuşadığı, normalleştiği görülüyor. 15 yıl önce bu tartışmaların olabileceğini kim hayal edebilirdi?
OLMAZLARI GÖRMEK, GÖSTERMEK
Küresel dengeler ve uluslararası konjonktürün uygunluğu ve zorlamasıyla bu konu ısındı. Türkiye elinden gelen çabayı göstererek dünya siyasetinin güç dengeleriyle uyumlu bir hamleyi gerçekleştirmeye çalışıyor. Tüm iyi niyetle adımları attıktan sonra, olayın diğer muhatapları uluslararası camia nezdinde sınavdan geçecekler.
Kıbrıs örneğine bakalım. Annan Planı'nı kabul ettik, Rumlar reddetti. Bir şey kazanmış değiliz ama AB'nin o ezici baskılarından kurtulduk.
Çözümsüzlüğün Rumlar'dan kaynaklandığını kabul ettirdik.
Ermeni meselesi de öyle.
Sembolik bir maç ziyareti ile hava değişti. Bugün Ermeni diasporası tarihinde ilk defa ABD'de çok zor durumlara düşüyor. Hava aleyhlerine gelişiyor.
Bence Kürt sorunu da öyle olacak. Üniter devlet yapısına aykırı bir adım atılacağına zerre kadar inanmam. Demokratikleşme çabaları bizim standardımızı yükseltecek. Hem PKK hem DTP hem de Kuzey Irak baskı altında olacak. Gelişmeler sonunda Türkiye'nin tezleri güçlenecek. Olurları yapacağız, olmazları da göstereceğiz. Benim süreçten anladığım budur.