AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2009-08-26

kategori2

İnsani kalkınmışlıkta 76. sıradayız

Abartmadan, çarpıtmadan sorunlarımızı görmek ve ona göre çözümler üretmek zorundayız. Sorunun tahlili gerçekçi değilse çözüm şansı olmuyor maalesef. Sorunun doğru tespitinde, istatistiki bilgilerin gerçek ve genel kabul edilen standartlara göre üretilmesi temel bir ihtiyaçtır. Ancak bu sayede doğru kararlar alınabilir ya da şeffaflık, hesap verilebilirlik ve demokrasi gibi ülke yönetimine kalite kazandıran mekanizmaların işleyişine olanak sağlanabilir.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi 'Betam' tarafından yapılan çalışma, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, işsizlikte azalma değil, aksine artış olduğunu ortaya koydu. Oysa TÜİK önceki hafta işsizliğin azaldığını açıklamıştı. Peki, neden TÜİK, sanayi üretim verilerini mevsimsellikten arındırarak yayınlandığı halde, istihdam verilerini mevsimsel etkilerden arındırmadan yayınladı? Bunu bir düşünün...
Aşağıdaki tabloda yer alan dört ayrı istatistiki veriyi ele alarak, ne anlatmak istediğimi açıklamaya çalışayım.

tablo

Eurostat'tan kişi başına reel gelir (satın alma paritesine göre düzeltilmiş), istihdam edilen kişi başına üretim (emek verimliliği göstergesi) ve milli gelirden eğitime ayrılan kamu payı istatistiklerini aldım. Bu verilerin yanına insani kalkınmışlık endeksi verilerini koydum. Eğitime ayrılan pay ile ilgili seri 2006 yılına kadar olduğundan diğer verilerin de o yılki değerini göz önüne aldım. Merak ettiğim şey bu dört değişken arasındaki korelasyondu. Hiçbir ekonometrik çalışma yapmadan, sadece bir fikir edinebilmek için aradaki ilişkiyi görmeye çalıştım. Korelasyon kendi başına bir anlam ifade etmez. Birbirleriyle nedensellik ilişkisi bulunmayan veya aynı nedenin farklı sonuçları olmayan herhangi iki değişken pekala birbirleriyle negatif veya pozitif korelasyon içinde olabilirler. Fakat bu değişkenler arasında mantıklı, analitik bir ilişki kurabiliyorsanız korelasyon katsayısı size çok şey söyler.
Kamudan eğitime ayrılan pay ile üretkenlik arasında çok yüksek olmasa da önemli bir korelasyon var. Üretkenlik verisini etkileyen sermaye stoğu ve reel ücret düzeyi gibi önemli etkenlerden dolayı eğitim tek başına güçlü bir faktör gibi durmuyor olabilir. Bunun yanında bu verilerin satınalma gücü paritesine göre standardize edilmesi de aradaki korelasyonu düşürüyor olabilir. Yine de eğitime ayrılan pay ile işçi verimliliği arasında pozitif yönlü bir ilişki olması, eğitim konusunun önemini ortaya koymaktadır. Tabloda dikkat çeken asıl önemli nokta ise eğitime yüksek pay ayıran ülkelerin (özellikle de Kuzey Avrupa ülkelerinin) insani kalkınmışlık endeksi sıralamasında da üstlerde olmasıdır.
Sonuç olarak tüm bu verimlilik ve para hesabını bir tarafa bıraksak dahi, gelecek nesillerimize insani değerler açısından kalkınmış bir ülke bırakmak istiyorsak; akla, bilime, insan özgürlüğüne ve üretime odaklı bir eğitimi daha fazla ciddiye almamız gerekiyor. Ülkemizin durumu ortada, eğitime 2.86'lık pay ayırmışız ve insani kalkınmışlıkta 76. sıradayız. Dünyanın 15. büyük ekonomisi olmakla övünsek bile, bu verilerin üzerine bırakın demokratik açılımı, hiçbir açılımı inşa etmemiz mümkün değildir.