AKŞAM GAZETESİ | Bülent Yavuz | 2009-08-26
Onca seminerler yapıldı... Hakemlerin sezona bomba gibi girecekleri söylendi... Yurt dışından eğitimciler getirildi... Medyaya pembe bir tablo çizildi... Gelin görün ki, yapılanlar ve söylenenler, yeşil sahalara yansımadı...
Daha henüz yolun başındayız. 1 ve 2.haftada önemli hakem hataları oldu. Düzelir ve sezon başı diye, eleştirilerimizi hafif tuttuk. Hatta, hakemlerimize moral olsun diye bazı hataları da es geçtik.
Üçüncü hafta maçları, ilk iki haftayı aratır oldu. Hakemlerin formsuzluğu, Turkcell Süper Ligi'nin tansiyonunu birden bire tavana vurdurdu. Diyarbakır-Fenerbahçe maçı, bunun en önemli göstergesi.
Önce hakem atamasının yanlış olduğunu, söylemek lazım. Genç ve tecrübesiz hakem Suat Aslanboğa, Malatyalı ve bu ilde ikamet ediyor. Diyarbakır ile komşu. MHK, sanki elinde hiç hakem kalmamış, kör göze parmak sokar gibi Malatyalı hakemi bu maça atadı. Ve kıvılcımı da başlatan Aslanboğa oldu. Maçın ağırlığını kaldıramadı. Belli ki, dersine iyi çalışmamış.
Olaylara sadece seyirci kalan genç hakem, dağınık ve ne yapacağını bilmez haldeydi. Dördüncü hakem Bünyamin Gezer olmasa, olayların nerelere tırmanacağını kestirmek zor olurdu.
Karşılaşmayı çığırından çıkartacak olaylara gelince:
1. Sert oyuna müsaade ederek, gerginliğin tırmanmasına neden oldu.
2. İtirazlara, duyarsız kalarak, futbolcuların taşkınlıklarına prim tanıdı.
3. Emre Belözoğlu'nun yakışıksız hareketine, bırakın sarı veya kırmızıyı, ikazı bile yapamadı.
4. Oyun alanına, yabancı cisimler atıldı. Fenerli futbolcuların hakemin dikkatini çekme uğraşları, havaya gitti.
5. Kocaman taşlar, futbolcuların ellerinde dolaşırken, Suat Aslanboğa ısrarla görmemezlikten geldi.
6. Atmalar daha da fazlalaşınca, 4.hakem Gezer devreye girmek zorunda kaldı.
7. Sonunda taraftar eline ne geçirdiyse, atmaya devam ederken, sahaya giren bir seyirci, halkayı tamamladı.
Bütün bu olayların tabi ki tek sebebi hakem değil. Oyuncuların art niyetleri, taraftarın fair-play açısından hiç de hoş olmayan tavırları, resmi görevlilerin yeterli önlem almamaları, olayların bu noktaya gelmesine neden oldu.
İtmeler, çekmeler, tutmalar sanki moda olmuş. Ceza alanı içerisi, ana baba günü. Elle oynayan mı istersin... Çekip, yere indireni mi ararsın... Ne ararsan, ne umarsan var. Hakemlerin otoriteleri, kaybolmuş, gitmiş. Futbolcuyu görünce, arkalarını dönüyorlar. Hal böyle de olunca, maçları hakemler değil, futbolcular yönetiyor.
Gelelim diğer maçlara
Koray Gencerler (G.Birliği-Beşiktaş)
Sezona iyi başlamış, ikinci maçını da söküp almıştı. Maçı da çok iyi götürüyordu. Düdükleri saygı atmosferi oluştururken, karar yüzdesi de oldukça yüksekti. Fazla dayanamadı. Sivok'a ilk sarı kartı doğru gösterdi. Ancak üç dakika sonra aynı Sivok, bu defa topu sağdan atıp, soldan geçen rakibine 'dur gidemezsin' diyerek iki koluyla kucaklayarak geçit vermedi. Hakem Gencerler, adeta dondu kaldı. Ne düdük çaldı, ne de kart çıkardı. Oysa faul'ün ağa babası, sarı kartında ta kendisiydi. İkinci sarı kart, Sivok kırmızı kartla dışarı çıkacaktı. Beşiktaş eksilecekti. Olmadı Koray, hiç olmadı.. Haksız avantaj sağladın. Bir takım on kişi kalacaktı, mücadele daha farklı olacaktı. Buna engel oldun..
Halis Özkahya (Galatasaray-Kayseri)
Baros'un attığı birinci gol, bal gibi fauldü. Özkahya, gol verdi. Aynı Özkahya, auta çıkan topu korner verdi. Galatasaray ikinci golünü kazandı. Al sana iki büyük hata. Yetmedi bu sefer tam tersini yaptı. Baros, ceza alanı içerisinde adeta Karakucak yağlı güreşlerinde olduğu gibi çekildi, tutuldu ve yere düşürüldü. %100 penaltıya Halis, devam dedi. Daha ne yazalım...
Özgüç Turkalp (Manisa-Trabzon)
Maçta ne pozisyon var ne de hakemliği konuşturacak bir karar. Sezona iyi başlayan Türkalp, sonunu da iyi getirsin. Hep iyi başlıyor, kötü bitiriyor. Bu sefer olacak. Çünkü bunu hakedecek özelliklere sahip.
Gaziantep-Ankaraspor maçında Süleyman Abay, Antalyaspor-Kasımpaşa maçında Hakan Özkan, İstanbul BŞ-Eskişehir maçında Aytekin Durmaz, başarılı yönetimler sergiledi. Bursa-Ankaragücü maçında Özgür Yankaya, önemli hatalar yaptı. Ancak maça tesir etmedi.