Vazgeçtim, tövbe ettim, ben ettim siz etmeyin sevgili büyüklerim. Bendeniz, şu cahil kardeşiniz, şuursuzca hükümetin Kürt açılımını desteklerken, o abiler, ablalar, bunun ülkemizin başına ne büyük bela açacağına, dış mihrakların yıllarca çabalayıp yıkamadığı ülkemizi şimdi kendi ellerimizle böleceğimizi daha ilk günden söylemişlerdi. 'Açılım' lafını duyunca 'Aman haa!' diye uyardılar. Başına 'Kürt' eklenince 'Olmadı şimdi bu laf' dediler. Hele bir de hükümet onun bunun kapısını çalıp siyasetçi, sivil toplum ve sanatçılardan falan 'görüş almaya' başlayınca, 'Yok kardeşim, yok. Bu açılımın içi boş' buyurdular.
Aslında ben de nasıl oldu da bu tuzağa düştüm bilemiyorum. Çocukluk işte! Son seçimlere bakınca kendi dendime dedim ki 'Ya bu insanlar bizden uzaklaşıyor. Yıllarca itip kakmışız, dillerini yasaklamışız, olay artık 'kimlik' meselesine dönmüş. Acilen Kürt kökenli vatandaşlarımızı kazanmazsak, 20-30 yıl sonra Türkiye bölünür.' Hani, saflık işte, düşünmüştüm ki biz olayın 'kimlik mağduriyeti' boyutunu gidermez, DTP'lileri merkeze çekmezsek, Kuzey Irak'ta oluşan bağımsız Kürt devleti ileride model haline gelebilir.
Yok efendim bunlar saçma sapan düşüncelermiş. Orta Asya'dan Malazgirt'e atlarla gelen atalarımızın mirasını bu kafayla mı koruyacağız? Bu ülkeyi şimdiye kadar gül gibi yönetmedik mi? Açılım-saçılım safsatalarına gerek yok. Hükümetin yapması gereken, bu bölücü atmosferi unutturacak acil bir Kürt kapanım paketidir. Bu konudaki tekliflerimi sıralıyorum:
1- Kürtçe yasaklansın: Siz bakmayın Amerika, Kanada örneklerine. Üniter devlet, tek dil demektir. Bu yüzden Kürtçe'nin hızla yasaklanmasını talep ediyorum. Sağda, solda, telefonda, hatta devlet binalarında insanlar kendi aralarında fısır fısır konuşmaya başladı; aşırı sinirim bozuluyor.
2. TRT Şeş ve Kürtçe yayın yapan her şey kapansın: Devlet eliyle bölücülük olmaz! Ne demekmiş 'talep var'? Talep var diye her şeyi yapacak mıyız? Başlatmayın demokrasiye! Bizim eski tas eski hamam TRT 'yöre halkına' yeter de artar!
3. Diyarbakır Cezaevi genişlesin: Bu büyük heybetli binalar, halka korku salarak devlet sistemini ayakta tutmak içindir. Ne demek Diyarbakır Cezaevi kapansın! Orası devletin sembolüdür. Korksunlar tabii. Bilakis, 12 Eylül sonrası o korkunç işkenceleri yapan cezaevi komutanı geri gelsin de, insanlar devlete saygıyı yeniden hatırlasın.
4. Köyleri boşaltın. Teröre 'sıfır tolerans' uygulamadan bataklığı kurutamazsınız. Hala yurt içinde çatışmalar, mayınlar mı var? Boşaltın 1994-95'te olduğu gibi o sorunlu bölgeleri, sürün köy halkını şehirlerin varoşlarına, gecekondulara, bakalım o zaman o köylü o teröriste izin veriyor mu? (Geçmişte bu uygulamalar tam tersine sempati mı doğurmuş? Demek ki yeterince sert davranamadınız! Sert olun biraz.)
5. Anneleri tutuklayın. Şu 'Analar ağlamasın' safsatasına da sinir oluyorum. Devlet, şehitleri, ölümleri engellemek, hatta sokakta polise taş atan 13-14 yaşındaki hapisteki çocukları da serbest bırakmak istiyormuş. Daha neler! Bırakın serbest bırakmayı, o çocukların analarını da içeri alın. Bakalım o zaman çocuklarına sahip çıkıyorlar mı?
6. Dağa taşa 'Türkiye Türklerindir' yazalım. Eskiden 'Kürt' lafını yasaklayıp dağa taşa 'Ne Mutlu Türküm Diyene' yazmıştık. Ama görüyorum ki yeterli değil. Hala Güneydoğu'da üzerinde slogan olmayan dağlar, tepeler var. Acilen hepsine içinde muhakkak 'Türk' olan sloganlar yazılsın ki, insanlar bakıp bakıp sonunda Kürt olduklarını unutsunlar.