Ya ben çok aptalım, ya da Türk gazetecisi çok zeki...
Baksanıza iki gündür, 'Genelkurmay Başkanı ne demek istedi' diye tartışıp duruyorlar.
Kendimden şüpheye düşmeye başladım. İlkokul seviyesinde bir çocuğun bile okuyup anlayabileceği kadar temiz bir Türkçe ile yazılmış bu metin acaba bir şifre mi?
'Özel Gündem' diye program bile yaptıklarına göre, o bizim anlamadığımız manayı çıkartacaklar, metni deşifre edecekler diye bekliyorum ama nafile!
E o zaman bu 'Özel Gündem' ne, benim güzel kardeşlerim.
Memlekette epidemi, yani salgın mı var, orman yangını şehirleri tehdit mi ediyor, deprem mi oldu?
Yoo.... Genelkurmay Başkanı tam beklenen açıklamasını, tam da beklenen şekliyle yaptı.
...
Medya madara olmak üzere.
İnovasyon süreçlerinde, açılım dönemlerinde, ülkeler yeni fikirleri yeni yüzlerden duymak zorunda.
Demokrasiye medyanın katkısı da ancak bu şekilde olabilir.
Oysa bizim medyamız, üç yıldır Şahin Alpay, Eser Karakaş, Mehmet Altan'ı; hem de üçünü birden konuşturup duruyor.
Kıymetli fikirlerine söyleyeceğim bir şey yok da...
Tam üç yıl oldu!
Üç yıldır aynı tezleri, aynı yüzlerle söyleyip duruyorsunuz.
Programlarınıza konuk alıp, onları da konuşturmadığınıza göre, e yetmez mi artık?
...
Bu üçlüye şimdi Yiğit Bulut, Fatih Altaylı, Murat Bardakçı üçlüsü de dahil oldu.
Ekranı açtığınızda, karşınızda kimi göreceğinizi biliyorsunuz; sürpriz yok.
....
Nazlı Ilıcak'ı da unutmayalım. O da telefon başında bekliyor, bir yayın olsun da katılayım diye...
....
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük atılımlarından birini yapmaya çalışıyor...
Televizyon ekranlarında Şahin, Eser, Mehmet...
Yiğit, Fatih, Murat...
Bir de Nazlı var.
....
İşin kötüsü, hiçbirine kişisel itirazımız yok. Katıldığımız fikirleri de çok. Ama burada bir metot sorunu var.
...
Medya halka açılamadan, toplumun tüm kesimlerindeki fikirlerin seslendirilmesine imkan tanımadan; 'sabah Şahin, Eser, Mehmet; akşam Yiğit, Fatih, Murat; araya ekle bir Nazlı' formatında yayın yaptıkça...
Başbakan dahi olsa, MGK yüzyılın en ileri kararını alsa; restorasyon yapılamaz.