AKŞAM | PAZAR | 23 AĞUSTOS 2009, PAZAR
Seramik sanatçısı Gülistan Ertik'in ilk kişisel sergisinde yer alan ve Venedik Karnavalı'ndan esinlenerek yaptığı cam maskeler, 2010'da Barselona'daki bir festivalde de sergilenecek.
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu Gülistan Ertik, ilk kişisel cam sergisini Harbiye Five Boutique Hotel'de açtı. Sergisinde yer alan cam heykellerde Venedik Karnavalı'ndan esinlenen sanatçı, 'Venedikliler için maske takmak, mahremiyeti korumak ve maskenin arkasına gizlenip özgürce davranmak anlamına geliyordu... Her ne kadar hayatta maskeler arkasına sığınsak da maskenin arkasındaki özgürlüğe inanmıyorum. Bana göre şeffaflık kadar insanı özgürleştiren bir şey yoktur. Bu nedenle camdan maskeler yapıyorum' diyor. Çocukluğunda en çok çamurla oynamaktan hoşlanan Ertik, seramik ve cam alanında aldığı eğitimlerle kendini geliştirmiş. Uzun süre maske atölyesinde maskeler yapmış ve seramik workshopları vermiş. Beyoğlu'ndaki atölyesinde çalışmalarını sürdüren sanatçı, seramik alanında da kurslar veriyor. Cam heykellerini 2010'da Barselona'daki festivalde sergileyecek sanatçı ile çalışmalarını konuştuk.
Birçok karma sergiye katıldınız; daha önceki çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Bu serginin diğerlerinden farkı nedir?
Bu benim cam üzerine ilk kişisel sergim. Önceki işlerim seramik heykellerdi. Çalışmalarımda çocukluğumu görebilirsiniz. Mesela kırmızı pabuçlarım... Her kız çocuğu gibi benim de kırmızı, çiçekli pabuçlarım çok özeldi. Onları seramikten yaptım ve yine başucumda duruyorlar. Başka bir işimde annemin çekmecesi var. Yine çizimi bana ait olan, 48 adet animasyon karakterim var. Bunları seramik tabakların üzerine uyguladım. Her birinin kişiliği var, yaşıyor gibi. En son Hong Kong'da yaşayan iki profesörün fotoğraflarından kendi karakterlerini yarattığım altı adet kupa, profesörlere gitmek üzere yola çıktılar. Bunun gibi çalışmalarım var. İşlerimi de www.gulistanertik.com adresinden paylaşıyorum.
ASIL ÖZGÜRLÜK ŞEFFAFLIKTA
Bu serginin çıkış noktası neydi?
Maskeler, tarih boyunca dinsel, kültürel ritüellerde kullanılmış. İlk maskenin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Fransa'da bulunan ve binlerce yıl önceye ait bir mağaranın duvarında maske takan insan figürlerine rastlanmış. İlkel törenlerde anlatılmak istenen canlıyı tarif edebilmenin en iyi yolu olarak kabul edilmiştir. Bu törenlerde maske takanın, maskenin temsil ettiği güce kavuşacağına inanıyorlardı. Bu inanışlara göre mesela bir leopar maskesi takan insan, leopar kadar güçlü olacaktı. Bunun dışında hastaların tedavisinde de maskeler kullanılmış. Latin Amerika'da Hıristiyanlarca düzenlenen dinsel festivallerde de maske takılmakta. Şamanizm'de de öte dünyaya yolculuk yapmak için maske takarlar. Maskenin geçmiş toplumların yaşamlarında bu derecede yer tutması, maskeye yükledikleri değişik anlamlar, bende merak uyandırdı. Bu tema üzerine çalışmaya karar verdim. 1268'den itibaren yapılan Venedik Karnavalı'nda kullanılan maskeler ilgimi çekti. Venedikliler için maske takmak, mahremiyeti korumak ve maskenin arkasına gizlenip özgürce davranmak anlamına geliyordu. Benim maskelerimin hikayelerine gelince Ne kadar maskeler arkasına sığınsak da maskenin arkasındaki özgürlüğe inanmıyorum, bunun için de cam maskeler yaptım. Bana göre şeffaflık kadar insanı özgürleştiren bir şey yoktur. Bu kavram çerçevesinde oluşturduğum maskelerim 2010 yılında Barselona'da bir festivalde yer alacaklar.
Cam maskelerinizi bir karma sergide performans çalışması ile sunmuşsunuz...
Evet. 24 cam sanatçısının yer aldığı karma sergide ben de cam maskelerimle yer almıştım. Çalan Barok müzik eşliğinde, ellerinde maskelerle sergi salonunda dolaşan iki kostümlü kadın bir gösteri sundu. Ellerindeki maskeleri değiştirerek dans ettiler.
Gerçekleştireceğiniz projeler var mı?
Enstalasyon ağırlıklı seramik çalışmalar yapıyorum. İstanbul'un hikayesini seramik işlerimle anlatmak istiyorum. Ayrıca ekibimizle panolar, sprey boyalar ve resim çalışmaları ile mekanları renklendiriyoruz.
EKİN TÜRKANTOS