AKŞAM 23 AĞUSTOS 2009, PAZAR
Coca-Cola'nın dünya çapındaki müzik projeleri kapsamında desteklediği ve Türkiye'nin en sevilen şarkıcılarından Özcan Deniz, Pamela ve Fuat tarafından seslendirilen 'Her Şey Değişir' single'ı satışa sunuldu. Satışlardan elde edilecek gelir, Coca-Cola Türkiye'nin WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ile birlikte yürüttüğü 'Bafa'ya Su, Ege'ye Bereket' projesine aktarılacak. Şarkıda verilen mesaj mutluluğun paylaştıkça artması; Özcan Deniz, Pamela ve Fuat da bu paylaşıma ortak olmak için ellerinden geleni yapmışlar ve sesleri, gönülleriyle projeye destek olmuşlar.
Sözlerini Uğur Çakır'ın yazdığı 'Her Şey Değişir' ile neler değişecek, sanatçılarımıza sorduk
Hikaye nedir Özcan Bey anlatır mısınız?
Özcan Deniz: Bu biliyorsunuz, Bafa Gölü'nü kurtarma operasyonu, çevre bilinci amaçlı bir proje. İnsanların bilinçlendirilmesi için yapıldı. Dünyanın çeşitli ülkelerinde de bu şekilde yapılmış ve sonuç vermiş bir proje.
Dünyada da uygulanmış ve birkaç sanatçıyı bir araya getirerek mi yapılmış?
Pamela: Daha önce de Open Happiness adıyla birçok ülkede yapılmış bir single ve bu ülkelerde müzik listelerinin üst sıralarına yerleşmiş.
Ö.D: Aynen burada da uygulandı. Şarkının aranjesi, içeriği, paylaşımlar da benzer bir şekilde yapıldı ve biz de bir araya geldik.
Siz nasıl bir araya geldiniz?
Ö.D: Bizi Pasaj Müzik bir araya getirdi.
P: Zaten onların projesiydi.
Ö.D: Amacı bu kadar güzel olunca kabul ettim. Hem bu kadar iyi seslerle bir arada şarkı söylemek, kendi sınırlarımı genişletmek Bu fırsatı kaçıramazdım. Gayet eğlenceli ve keyifli geçti.
Siz bir araya geldikten sonra mı şarkı yazıldı?
P: Şarkının müziği zaten dünyanın diğer ülkelerindeki müzikle aynı, sadece üzerine söz yazıldı. Sonra aranjede ufak tefek değişiklikler yapıldı. Onun dışında melodi, konsept aynı.
Fuat: Ben kendi sözlerimi yazdım konsepte uygun olarak. Dinlediniz mi parçayı?
Dinledim sizinle buluşmadan önce.
F: Aklınıza takılan bir yer oldu mu?
Benim müzik kulağım berbattır, keşke bana sormasaydın (gülüyoruz). Herkes şarkı söyleyebilir mi sizce?
Ö.D: Sanat bir din, sanatçılar da peygamber değildir. Sanatçılar da özgür insanlardır, sanat kimsenin tekelinde değildir. İsteyen herkes istediği her şeyi yapar. Sanatın değerini yapan insan değil alan insan ölçer. İyi mi kötü mü, var mı yok mu Adamın biri çıkar sadece testere kullanarak müzik yapar ve müthiş piyano çalan birinden daha çok satabilir. Ne yapacağız o zaman, hangisi sanatçı, hangisi iyi? Onun kararını nasıl vereceksin?
P: Öyle bir adam vardı ya, sahneye çıktı, piyanoyu açtı. 3 dakika falan durdu ve kapattı piyanonun kapağını; kalkıp gitti (gülüyoruz).
Öyle söylüyorsunuz ama biri çıkıp da şarkı söylediğinde beğenmezseniz aranıza almıyorsunuz?
Ö.D: Bizim aramız diye bir şey yok ki.
Şunu kast ettim ya reddediliyor ya dalga geçiliyor?
Ö.D: Mesela ben kendi kendime resim yapan bir adamım. Asmalı Konak döneminde de boş kaldıkça yağlı boya resim yapıyordum. Sonra birkaç gazeteci oraya gelince haber yaptılar benim resimleri. Üstelik benim haberim bile yokken. Nasıl eleştiriler aldım ressamlardan bilemezsiniz. Sen kim oluyorsun da resim yapıyorsun gibi. Biz şarkı söylüyor muyuz dediler? (Gülüyoruz) İş şuraya kadar gider, mutfakta şarkı söylemeyi de yasaklayalım o zaman Neyi tekeline aldın da bana bunu söylüyorsun? Bu bir ruh, bir yaşam tarzı; bunu becerebilen ve altından kalkabilen yapar. Herkes istediğini yapar, söyler, çizer.
HEPİMİZİN YAPTIĞI BİR ŞOV
Kimi zaman eğlenmek, kimi zaman dans etmek için müzik dinlenir. Her seferinde ruhumu dinlendireyim olmaz ki...
Ö.D: Bu zaten şov dünyası. Hepimizin yaptığı bir gösteri. Picasso'nun yaptığı da gösteri. O da onu yaparken birileri duymasın, görmesin, almasın diye düşünmüyor ki.
P: Ölünce değerli oluyor bazıları.
F: Sanatçının zamanında kıymeti bilinip hakkı verilmeli bence.
Ö.D: Egoyla ilgili bu, o artık hayatta yok. Satın alan kişiler, sanatçının o an ürettiği eserin bir parçası bende diye ego tatmini yaşıyorlar.
Sizin eseriniz de tıklanma rekoru kırıyormuş. Bu rekor satışlara da yansır mı acaba?
P: İnşallah yansır, çok yeni daha.
F: 3-4 aylık bir süreç, henüz söylemek çok erken.
Sosyal sorumluluk projeleri ile hem halka bir mesaj veriyorsunuz hem de diğer sanatçılara bana kalırsa.
Ö.D: Çok yapılıyor böyle projeler bizde de artık.
P: Çoğu da çıkıp bağıra bağıra ben bunu yapıyorum demiyor.
Demeli bence, yapılan iyi şeyler bağırarak söylenmeli ki örnek olsun.
Ö.D: Doğru söylüyorsun; biz TOÇEV yararına, geçen yıl da Kızılay yararına konserler vermiştik. Bu konsept yani 3 kişinin bir araya gelmesi ilk olsa gerek, çok fazla örneği yok. Kişisel olarak herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor.
P: Türkiye'de birkaç insan bir araya getirilerek yapılan işler az. Ben bireysel olarak çok işler yapıyorum.
Sanatçı bireysel çalışmaya alışkınsa beraber iş yapmak da zorlaşır mı?
Ö.D: Hayat boyu elimden şarkı söylemenin alınması gibi bir risk yok ki, ben işimi yaparım. Pamela ve Fuat'la yan yana gelmekten müthiş keyif aldım, kendi sınırlarımı görüyorum. O seslerle yan yana nasıl durduğuma bakıyorum. Bana müthiş fikir veriyor.
F: Klip de çok güzel oldu. Kayıtlarımız ayrı oldu ama klip ve fotoğraf çekiminde bir aradaydık.
Konserler olacak mı?
F: Olursa çok iyi olur ama şimdilik söylenen bir şey yok.
Özcan, sen rap seviyor musun?
Ö.D: Rap, her türlü müziğin içine uygulayabileceğiniz bir tür. Kendi anlayışı ve kalıbı içinde her türlü müziğin içine rahatlıkla adapte edilebilir. Rapin öyle özgür bir tarafı var.
Senin için Özcan Deniz'le çalışmak nasıldı Fuat?
F: Özcan Abi benim yıllardır çok sevdiğim ve dinlediğim bir şarkıcı zaten. Bu şarkı sayesinde de müthiş keyif alarak çalışmanın yanı sıra, çok farklı insanların ayağına rapi götürmüş oluyorsun. Ben rapin askeriyim, rap için her şeyi yaparım. Kafamın içini bu şekilde açmak için insanlara elimden gelen her şeyi yaparım.
Hepinizin ortak noktası Almanya; Fuat ve Pamela Almanya'da doğmuş sen de orada yaşadın?
Ö.D: Öyle mi, ben Almancı sayılmam ama sadece 1 yıl yaşadım.
Peki, Fuat sen oyuncu olmayı ister misin?
F: Geçen yıl 'Pusat'ta oynadım, çok keyifliydi bana çok yararı oldu. En ücra yerlere kadar benim rapçi Fuat olduğumu öğrendi insanlar.
Projeyle ilgili söyleyeceğiniz bir şey var mıdır?
P: 'Bafa'ya Su, Ege'ye Bereket' projesi çok önemli. Bir yandan gölün kurumaması için çalışılacak ve bir yandan da orada yaşayan halk bilinçlendirilecek. Tarım için bilinçsizce kullanılan su, gölü kurutma noktasına getirmiş.
Ö.D: Orada balıkçılık da yapılıyor ve elbette o da tehdit altında. Zincirleme bir reaksiyon söz konusu ve sonunda insanlar etkileniyor.
F: Hep beraber mücadele edeceğiz. Satışlardan elde edilecek gelirin de bu projeye aktarılacağını hatırlatmakta fayda var.
Ben güzel Türkçe'ye hayranım
Ne zaman başladın rap müziğe?
2004'ten beri rap yapıyorum ve sanki 15 yıllık yol almış gibiyim.
Seni çok da seviyorlar
İnsanlarla olan bağım çok iyi benim. Konserlerime başlarken, arkadan gelmem. İnsanlar bir bakarlar ben aralarından geçip geliyorum sahneye. Zaten önden çıkan grupları izlemeyi de severim, desteklerim. Fotoğraf çektirmek isteyenlerle sarılır çektiririm, bir konserden sonra 600 kişiyle fotoğraf çektirmiş ve 2 saat dışarı çıkamamıştım. Adama sarılıyorsunuz, kalbi resmen omzunda atıyor.
Neden rap yapmaya başladın?
83'te bir süreliğine buraya gelmiştik, yazın Şile'ye bir arkadaşım geldi. Bol pantolonlar, şapka, kasetçaları, kolyesi falan. Hepimize aşıladı. Acayip havalıydı. 89'da Almanya'ya geri döndüm okul için. Her hafta sonu partilere gitmeye başladım. Sonra koptu zaten
Rap yazmak için dile hakim olmak ve çok okumak lazım değil mi?
Bugüne kadar okuduğum kitap sayısı 5 veya 6'dır, benim konsantre olma sorunum var. Çok iyi analiz ederim ve satır aralarını okumak gibi bir yeteneğim var. Kelime ezberlerim, iyi konuşmaya gayret ederim. Uzun yıllar yurtdışında yaşamış biri gibi de konuşmam. Haftada 3-4 tane yeni kelime öğrenmeye çalışırım. Düzgün Türkçe konuşanları takip ederim. TRT'nin eski görüntülerini izlerim, süperdir. Rap sayesinde de kafamda bir vana varmış gibi atıyorum içindekileri.
Neler dinlersin?
Dinlemiyorum uzun zamandır... Caz severim.
Neden rapçiler ve dinleyenler birbirlerini sevmez?
Aradaki fark büyüktür; müzik aynı gibi görünür, hepimizi seven ayrıdır. Ama hepimizi birden seven de vardır. Cimbom ve Fener'e bakın. Bu kadar fanatik olunabilir mi? Sonuçta oynanan futbol ama birbirlerinden nefret eden taraftalar oluyor Kötüdür fanatik olmak. Bu kadar bağlanmak tuhaf, tehlikelidir. Maç seyrederim ama sesini kapatırım çünkü spiker beni heyecanlandırıyor. Ben ses duymazsam takip ederim zaten, taç attığını da görüyorum, gol attığını da. Dinlersen eğer kalbin durur.
Şarkılarında küfür ve şiddet var mı?
Ben o ihtiyacı duyduğum için yapmışımdır, sadece küfretmek için değil. Orada hürriyetini perçinliyorsun. Cümlenin içindeki yerini bulmak lazım. Ne anlatmak istediğime baksana. Canlı konserlerde akapella oluyor ama albümlerde yok. Bandrol alıyoruz zaten. Bu nedenle zaten mümkün değil.
Sen nasıl karar verdin neyi dinleyeceğine?
İngilizce'yi çözünce daldım albümlerin arasına, 'gangster, uyuşturucu, silah, soygun' lafı geçenleri eledim sadece zekaya odaklandım. Bir meselesi olmalı şarkının, zeka parıltısı içermeli. Ben bunları söylesem sadece Trabzon'dan 3 otobüs adam gelir.
Savaşa karşısın sen, şiddete de?
Rambo posterlerim vardı duvarlarımda, sonra 'Platoon'u seyrettim hemen posterleri indirdim. Ben sadece asker oyuncaklarla oynarım, onları boyarım. Nefes almayı unuturum oynarken.