Türe Özçelik

kategori2

Kocaeli'nin Boğaz köprüleri

Mimarlık faciası üst geçitlerden ikisine Turgut Özal ve Adnan Menderes adını vermişler. Bunları anladık da, sonuncuya Mimar Sinan demişler ya... Pes!
Kent yönetimleri, kentleri kendi değerleri ile değerlendirerek kentleri değersizleştiriyorlar. Çünkü kentin değerini değerlendirecek derinlikleri yok.
Koskoca koruları yok eder, oy deposu mahallelere uyduruk iki salıncak, bir tahterevalli koyar, al sana park derler.
400 yıllık kültürü yerinden eder, alışveriş merkezi yaparlar.
Yüzyıllık yerleşim bölgesini acilen turistik alana çevirir, tarihi doku demeden 50 metrelik beş yıldızlı oteli yükseltiverirler.
Soylu kent İstanbul'u 'kentsel dönüşüm projesi' diyerek soysuzlaştırmayı sürdürenlere çatmaktan dilde tüy, kalemde mürekkep bitti. Kimsenin taktığı yok. Allah'tan şu mütevazı köşem var da, içimi döküp rahatlıyorum. Okur da şikayetini bize yazarak rahatlıyor zaten... Biz okura, okur bize olup gidiyoruz işte...
Göçebe kültürlerin elinde şekillenen kentlerimizde bugüne kadar yapılanlar, bundan sonra yapılacakların teminatı bir bakıma. Bunu bile bile  kentlerin ısrarla katledilmesine şaşmak, safdillik de olsa, alışıp hazmetmek zor oluyor...
Hafta sonu Kocaeli'nden geçtim. D-100 karayolunun iki yanı içimi oldum olası karartırdı. Depremden sonra daha bilinçli planlanır derken iyice beter olmuş. Bol çimleme ve çiçeklendirmeye diyecek yok da, eğri büğrü yapılaşma ve bakımsız binalara bir üst geçit faciası eklenmiş ki, sözün bittiği yer. Hem de üç tane birden, peş peşe.  Birinin şokunu atlatamadan, diğeri görünüyor. Üst geçit değil, silueti, konsepti ve alüminyumu andıran malzemesi ile bir uyumsuzluk anıtı. İşin garibi yerel basın bu haberi 'Üst geçitler Kocaeli'ne bir başka hava verdi' şeklinde duyurmuştu. 'Kenti rezil ettiler' deyip belediyeyle 'papaz' olmaktansa onlar da geçimin yolunu böyle bulmuşlar anlaşılan.
Şu aralar belediyelerde İstanbul Boğaz Köprüsü konsepti 'in' olmalı. Üst geçit dendi mi, caddenin iki yakasını Boğaz Köprüsü'yle birleştirmek düşüyor akıllarına nedense.
Ülkedeki bu Boğaz Köprüsü fetişi, psikoloji kitaplarında bir başlık altında toplanmalı aslında. Ne New York'taki caddelerin Brooklyn Bridge ne de İngiltere'deki caddelerin Tower Brigde tarzında inşa edilmiş köprülerle birleştiğini gördüm. San Francisco'daki Goldenby Bridge de tek. Caddeleri birleştirirken aynısından yapmayı akıl edemiyorlar nedense... Ki bunlar dünyanın bildiği 'ünlü' köprüler.
Vatandaşı sahille buluşturmak için inşa edilen Kocaeli 'Boğaz Köprüsü' geçitlerine bir de isim koymuşlar. Birine Turgut Özal demişler, diğerine Adnan Menderes. Hadi bunları anladık da... Sonuncusuna da Mimar Sinan demişler ya... Pes! Sen hem bu çirkin alameti, 430 yıl önce Mimar Sinan'ın yaptığı Pertev Mehmet Paşa Külliyesi'nin dibine uyumsuz bir halde yerleştir, bir de adını Mimar Sinan koy. Prut Nehri'nin üzerine 13 günde kurduğu köprü ile Kanuni'nin takdirini kazanan, 364 eserde imzası olan Koca Sinan, adının bu garip yapıya verildiğini duysa, kesin ters döner yattığı yerde.

YİNE GEÇ KALDIK
Atlas Okyanusu'na düşen Air France uçağının tek Türk yolcusu Ceren Necipoğlu bir arp sanatçısıydı. Hayatı akademik ve sanatsal başarılarla doluydu. Son olarak Uluslararası Rio Arp Festivali'nden davet almıştı. Heyecan ve coşkuyla gitti. Başarılı iki konser verdi ama ülkesine dönüp arkadaşlarıyla konserin kritiğini dahi yapamadı. Fransa aktarmalı uçağı okyanusun üzerinde düştü. Ceren Hoca'nın kaybı gazetelerde üçüncü sayfa haberi tadında yer aldı. O kadar. Ta dünyanın öbür ucunda tanınan  Ceren Hoca'yı ne yazık ki ölümüne kadar Türkiye  tanımadı. Alman Lisesi'nden sonra, bir yandan İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nın karanlık koridorlarında arp sınavına hazırlanırken diğer yandan Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü'nün başarılı öğrencileri arasında idi. Mezun olunca müziği seçti. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda hoca oldu. Yüzlerce müzik adamı yetiştirmeye adadı kendini. 60'dan fazla konser verdi. Çok istediği halde bir albüm çıkaramadı. Çıkaramadı çünkü; dizi oyuncusu değildi, 'erovizyona' katılmamıştı, ikoncan zaten olamazdı. Uçağı düştü, başarılı bir müzik insanı daha var olamadan yok olup gitti. Hayattayken değeri bilinmemiş her sanatçının ardından yapıldığı gibi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, onun için bir anma gecesi düzenleyecek, özel bir albüm yapılacak ve anısına bir de belgesel hazırlanacak. Ama ne var ki, Ceren Hoca bunları hiç göremeyecek ve duyamayacak. Yine geç kaldık...

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3