Bodrumcuyumdur ben. Vazgeçmem, geçemem. Yılların getirdiği sağlam bir ilişki bizimki. O kadar çok anımız var ki beraber.
Bu duyguları belirtmemin sebebi şu; eğer Bodrum bana kötü geliyorsa, Türkbükü gözüme leş görünüyorsa gerçekten bitmiş demektir. Bu büyük aşka rağmen ayrılık vaktimiz çoktan gelmiş.
Buyrun izlenimlerimi okuyun, bakalım siz ne düşüneceksiniz...
1 Alay ettiğimiz, dergilerde kıyafetlerine bakıp 'Fotoğrafımı çeksinler ve herkesten değişik giyinen ben olayım' mesajını algıladığımız kadınlar her yerde. Yani sadece Süreyya Yalçın, Deniz Berdan, Ivana Sert, Eda Taşpınar değil. Türkbükü'nde dolanan her kadın aynen onlar gibi davranıyor ve aynen onlar gibi giyiniyor.
2Sadece giyim olsa iyi. Bu 'ikoncan'ların bire bir taklitleri çıkmış.
Kendilerine model seçtikleri kadınlar gibi davranıyorlar. Mesela cart renkler, leopar desenler tercih eden, bir kolunun altına minicik fino köpeğini sıkıştıran, sürekli telefonla konuşarak gezenler Süreyya Yalçın ekolünden gelenler oluyor.
Yırtık pırtık elbiseler, kabarık saçlarla, ellerinde kahve fincanıyla dolaşanlar Deniz Berdan takipçileri.
Tuhaf sandaletler, şapkalar, uzun saç ve saça takılmış aksesuarları tercih edenler Eda Taşpınarcılar. Onlar gün boyu pozisyondan pozisyona geçerek güneşleniyorlar.
Denize girmesi, güneşlenmesi hatta giyince yürümesi bile zor olan ilginç modelli mayolar giyenler Ivana Sertçiler. Onları tüm gün bir ileri iki geri Türkbükü sahillerini turlarken görebilirsiniz.
3Bu sandalet meselesi çok önemli. Öyle sandalet deyip geçilecek konu değil. Geçen sene moda olan gladyatör sandaletleri ikoncanlardan sonra korkunç bir boyuta gelmiş. Ayağınıza giyecek ilginç, çoğu zaman gülünç modellerde sandaletleriniz yoksa lütfen Türkbükü'ne gelmeyiniz.
4Divan Palmira'da bir bira 35 TL. Şaka gibi.
5Türkbükü tam bir tekne mezarlığı. Yan yana dizili yüzlerce tekne aslında insanların yüzmesi gereken yerde demir atmış duruyor.
Bulundukları alan kıymetli bir 'piyasa' bölgesi olduğu için ödedikleri günlük kira da epey yüksek.
Ama benim meselem başka... Bir kere demir atınca 10 günden önce yer değiştirmeyen bu teknelerin sintinelerini nereye boşalttıklarını merak ediyorum.
6O kadar çok tekne var ki inanamazsınız. Milyonlarca euroya alınan o teknelere insanın içi acıyor. O kadar parayı sadece Türkbükü'ne demirleyerek hava atmak için verene de tabii.
Bu arada Belediye Başkanı, Türkbükü'nde artan tekne sayısıyla baş edemeyince bir marina yaptırtmaya karar vermiş. Koyda demirlemek yasaklanacakmış.
7Türkbükü çarpık ve fazla yapı mağduru. Bunda şaşılacak bir durum yok tabii. Gerçek bir Türkiye klasiği. Ama bu durum sadece görsel rahatsızlık vermekle kalmayıp teknik yetersizliklere de neden oluyor.
Birçok ev ve otel gün aşırı su kesintisine uğruyor. Yani Türkbükü ciddi su sıkıntısı çekiyor.
8Türkbükü'nde ses sınırı her daim aşılıyor. Yani yasayı burada takan yok. Evleri olanlarsa buna katlanmak zorunda kalıyor.
Bu tip denetlemeler jandarmaya bağlı. Jandarma gelince kapanan ses gidişiyle tekrar açılıyor.
9Sigara yasağı da uygulanamıyor. Jandarmayı gören sigarasını masanın altına saklıyor.
10Halis Toprak neden bu kadar tepki çekti anlamam imkansız. Çünkü Türkbükü'nde 17'lik gelin çok. Yaşlı adam-genç kız ikilisi sanki uzak olduğumuz bir görselmiş gibi davranmayalım lütfen.
11Türkbükü'nde gece hayatı seçeneksiz. Shipahoy'dan başka gidilecek yer yok. Shipahoy'da da masa veya locada oturmak pek kıro. Küçük bir barı var orada yer bulursanız iyi. Yoksa o gece eve gidip yatmanızı tavsiye ederim.
12Gündüz ise Maça Kızı en 'in', en tercih edilen beach. Hafta arası her şey çok keyifli. Ama hafta sonu çok kalabalık. Kalabalık ve sıcak birleşince tat kaçıyor, servis yavaşlıyor. Birilerini görmek istiyorsanız sıkıntıya katlanın ama keyif peşindeyseniz hafta sonu Maça Kızı'ndan uzak durun. Aslınca sadece Maça Kızı'ndan değil bence hafta sonu Türkbükü'nden uzak durun!
Dar kafalı gazeteciler
Neye şükrediyorum biliyor musunuz? Bu ülkede meşhur biri olmadığıma.
Çünkü hasbelkader şov dünyasının bir figürü olmuş olsaydım sinir hastası olurdum.
Bunun nedeni de aynı mesleği paylaştığım insanlar.
Hiç okumazlar, gelişmezler, değişmezler. Sürekli ve hızla gerilerler...
Şimdi bunları neden söyledim; Demi Moore ve Bruce Willis kızlarının doğum günü partisinde bir araya gelmişler. İkisinin de yanında yeni eşleri varmış. Çoluk çocuk, yeni eşler, anne-baba bir fotoğrafı çektirmiş. Neşeli, keyif veren, iç açan bir tablo. Tabii sadece aklı olan için.
Bizim ülkemizde ise bu haber şu başlıkla verildi 'geniş aile'.
Buradaki genişe dikkat çekmek isteniyor, tırnak içine alınmış zaten.
Haberin içine ise eski eşlerin yeni eşlerle bir araya gelmesini tuhaf karşılamak gerekiyormuş, sanki normal olan düşman olmak yasak, günah, ayıp diye düşünmekmiş gibi yorumlar serpiştirilmiş. Üç çocuğu olan, geçmişte aşkı ve beraber bir hayatı paylaşan insanların dost olmalarından daha doğal ne olabilir. Çok 'dar' kafalısınız!