Geçen pazar başladığım işe devam etmek istiyorum. Gazetelerde boy boy Türkbükü haberleri yer almakta. Her yaz olduğu gibi bu yaz da okunmak istenen kişiler ve olaylar Türkbükü'nde. Geçen pazar Türkbükü'nün geldiği son noktayı 12 maddelik izlenim notlarıyla yazmıştım. En tepki alan madde biranın 35 TL oluşu ve ikoncanmış gibi davranan genç kadınlar oldu.
Bir hayli hakaret maili de aldım. Türkbükü'nden para kazananların ekmeğiyle oynadığım düşünülmüş.
Ben de diyorum ki; ekmeklerini kaybetmek istemiyorlarsa bir an önce normale dönmeleri gerekiyor. Çünkü bu hızla müşteri kazıklamanın, bu hızla kalite düşürmenin sonu çok yakın. Yol yakınken eleştirilerimi ciddiye alırlarsa uzun yıllar Türkbükü'nden ekmek yemeye devam edebilirler.
Neyse...
Buyrun şimdi 13'ten devam edelim.
13 Türkbükü çok pahalı. Uzun yıllardır, yani magazin ünlülerinin beldeye düşüşüyle pahalılanan Türkbükü bu sene işi abartmış durumda.
Mesela, Divan Palmira'nın önündeki dondurmacı 3 top dondurmayı 15 TL'ye satıyor. Bu sadece kafanızda bir hesap yapabilmeniz için verdiğim küçük bir örnek.
14Türkbükü'nde ödeyeceğiniz hesap ne kadar eski bir Türkbükülü olduğunuza bağlı. Buradaki mekanların henüz zenginleşmeden önceki müşterilerindenseniz herkesten daha düşük hesap ödüyorsunuz. Yok yeni düştüyseniz en yüksek tarife uygulanıyor üzerinizde. Şef garsonla samimiyet çok önemli!
15Shipahoy'da gelen hesaba itiraz ettiğinizde 200 TL düşürüldüğünü görebiliyorsunuz. Neydi o zaman bu hesaba katılan 200 TL diye soracak olursanız 'Garsonlar için hesaba dahil edilmiş olan tip' cevabıyla karşılaşıyorsunuz.
16Kavgası bol. Her üç adımda birbirini boğazlayan erkekler ve müdahale için koşmakta olan jandarmaları görüyorsunuz.
17Pazar günkü maddelerde Türkbükü'nde gidilebilecek sadece iki yer olduğunu yazmıştım. Gündüz ve akşam üzeri için Maçakızı, gece için ise sadece Shipahoy'un uygun olduğunu belirtmiştim. Şimdi bunlara bir yenisini daha ekliyorum. O da Fidel. Delice piyasa yapmak istemiyorsanız, 10 liralık yemeğe 100 lira ödemek istemiyorsanız, gündüz güneşlenmek akşam da yemek yemek için en uygunu Fidel diyebilirim.
18Özellikle akşam üzeri tüm renkli simaların takıldığı mekan olan Maçakızı bu fiyat işini en kontrolsuz uygulayan yer. 3 kadın gittiğiniz Maçakızı'nda akşam üzeri içkilerinize 1100 TL öderken kendinizi bulabilirsiniz.
Tam bu şoku atlatamazken buluştuğunuz Figen Batur'dan 'sürreal fiyatlar' yorumunu duyabilirsiniz.
19Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. Güneşlenmek için her nereyi tercih ederseniz edin şezlong parası ödüyorsunuz. Diyelim ki; güneşlenip bir yemek yiyeceksiniz, bu mekanlarca kabul edilemiyor.
Mesela Maçakızı'nda '100 TL harcamayacaksanız oturamazsınız' kuralı var. Yani 100 TL şezlong parası. Onun dışında yedikleriniz içtikleriniz hesaba ilave oluyor. Her mekan kendine göre belli bir şezlong fiyatı koymuş. Biz buna 'giriş ücreti' diye de biliriz.
20Aman ha, sakın çok para ödüyorum o zaman kusursuz servis beklerim gibi bir beklentiye girmeyin. Türkbükü genelinde servisler yavaş, başarısız ve sinir oynatıcı derecede hatalı.
21Bu senenin Türkbükü mahsulleri sadece ikoncalar değil. Yeni mahsul 17, 18 yaşında fazlaca kilolu, Abercrombie tişörtlü, müthiş paralar ödenerek alındığı her halinden belli olan teknelerinde kalan erkek çocuklar.
2221. maddenin erkek çocukları o müthiş teknelerinin kıç bölgesinde mangal yaparken, rakılarını yudumluyor. Siz de mangalı yelpazelerken gördüğünüz tombişin görgüsüzlüğüne şaşıp kalıyorsunuz.
23Sahili boylu boyunca yürürken mutlaka ama mutlaka paparazzilere istediği haberi yaptırtmak için bağlama çeken ünlülerin o nezih muhabbetlerine tanıklık ediyorsunuz. Eğer akşam saatlerinde yürüyorsanız Oya Aydoğan ve yakın arkadaşı Sevim Emre'nin yemek sonrası hazım yürüyüşlerine denk geliyorsunuz.
24İstanbul Arnavutköy'de de şubesi olan Bodrum Mantı'da 3 porsiyona 90 TL ödüyorsunuz. İçkisiz, içeceksiz olan bu fiyat karşılığında lezzetten uzak mantıyı tabağınızda bırakıp kalkıyorsunuz.
25Peki kardeşim, her şey kötü mü bu Türkbükü'nde. Eh her şey olmasa da çoğu şey kabul edilemeyecek noktaya gelmiş. Kalite düşük ama fiyatlar yüksek. Deniz ise geçen yıllara oranla daha temiz. Ama hala sintine meselesi kafamı kurcalıyor. Türkbükü'nde durmakta olan yüzlerce tekne sintinesini nereye boşaltıyor ve o boşalan sintinenin içinde kimler yüzüyor?
Ama şunu da söylemeden edemiyeceğim. Türkbükü'nde en güzel ve eğlenceli tatili geçirenler burada evi olanlar. Evden hiç çıkmadan, misafir ağırlayarak geçiriyorlar günlerini.
26Türkbükü'nün köklü sakinleri de ikiye ayrılmış durumda. 'Hayır, Türkbükü düşüşte değil' diyenler ve 'Evet, Türkbükü hızlı bir düşüştedir. Bu düşüş iyidir. Düşsün ve Türkbükümüz temizlensin' diyenler.
Gönlümün 'ikoncan'ı
İçim acıyor... Her gördüğüm yerde yüzümde ekşime ifadesi oluşuyor.
İnanın elimde değil, 'uff, çok yazık' sözcüklerinin ağzımdan dökülmesine engel olamıyorum.
Bu bir alaycılık değil. Kaza geçirmiş ve bu kaza yüzünden deforme olmuş güzel bir kız gördüğünüzde ne hissederseniz, ben de aynısını hissediyorum ona karşı. Şeytan diyor, git otur yanına, 'Nedir sorun?' diye sor...
Bahsettiğim genç kadın Hande Acar. Saçında aralara iliştirilmiş uzun uzun postişler, yüzünü onlarca eşek arısı sokmuş gibi bazı estetiksel müdahaleler. Bir dudağı yerde bir dudağı gökte...
Yahu ne oldu bu kızcağıza...
Annesi, babası, kocası, arkadaşları yok mu bu kızın?
Kimse uyarmaz, bir ayna tutmaz mı?
İnanın Süreyya Yalçın, Hande Acar'ın yanında halt etmiş.
Hem kostüm hem de estetikleriyle mizaha en müsait ikoncanım o benim.
Sadece gönlümün ikoncanı ama.
Çünkü tüm yazı Türkbükü'nde geçirmesine rağmen paparaziler onu bir türlü ikoncan ilan etmiyor.