Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Döviz alımı yeniden başlarken!

Ülkemizde en kolay eleştirilen kurum Merkez Bankası'dır. Halbuki 1980'li yıllardan bu yana, Merkez Bankası yönetiminin  'cambazların eline geçtiği  birkaç yıl hariç', ülkemizin en iyi yönetilen kamu kurumu neresi diye sorulsa, size Merkez Bankası derdim. Ancak ne birçok medya yorumcusu ne de ihracatçılar ülke ekonomisinin temel sorunlarını bir türlü anlayamadılar. 'Eşek yükü' ile döviz satın alan Merkez Bankası'nın  kurları düşük değil tersine yüksek tutma çabası içinde olduğu anlaşılamadı gitti. Vatandaş çıkarlara ve saçmalara kurban edildi. Faizlerin ülkemizdeki risk nedeni ile neden ancak ve ancak iç talebin düşük olduğu zamanlarda düşürülebileceği de anlaşılamadı. Yazıktır ki bazı bakanlar ve bazı iş çevresi temsilcileri 'sürekli kurkolik' olmaya devam ettiler. Car car konuşuyorlar. Saçmalıyorlar! Kurun yaradığı insanlar  ve kurun yaramadığı, perişan ettiği insanlar bir arada düşünülmek zorunda. Bu anlaşılamadı gitti.
Bu ülkenin döviz girişine ihtiyacı var, çünkü tasarrufu kıt. Döviz girince de kur üzerine baskı oluşuyor, Merkez Bankası da döviz alımı ile sermaye girişini kötü etkilerini ortadan kaldırıyor ve döviz rezervi biriktiriyor, yani müdahale ediyor. Yabancı ülkelerde risk algılaması azaldıkça da yurtdışına sermaye hareketi başlıyor. Bugün konu yabancıların yeniden ülkemize fon getirmesidir. Döviz girişlerinde artış ve  döviz kurlarında hem sermaye hareketi hem de çapraz kurlarda gerçekleşen düşüş  sonucunda Merkez Bankası döviz alım ihalelerine yeniden başladı.
Hatırlanırsa döviz alım ihalelerine geçen yıl küresel krizin piyasaları etkilemeye başladığı günlerde, 16 Ekim 2008 tarihinden itibaren ara verilmişti. Merkez Bankası dalgalı kur rejimine geçildiği dönemden bugüne kadar çeşitli aralıklarla düzenli döviz alım ihalelerini gerçekleştirdi. Düzenli alımlara ek olarak, türbülansın ve döviz kurunda dalgalanmanın arttığı dönemlerde ani müdahaleler de gündeme gelmişti. Bu müdahaleler tek yönlü değil her iki yönde de gerçekleşmişti. 2001 yılından bu yana Merkez Bankası 39 milyar doları düzenli döviz alım ihaleleri yoluyla olmak üzere, piyasadan toplam 62.1 milyar dolarlık net döviz aldı. Yani Merkez Bankası'nın 2009 Mayıs ayı itibarıyla rezervlerinde bulunan 71 milyar doların 62 milyar dolarlık kısmı bu şekilde biriktirildi. Aşağıdaki grafikte Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen döviz alımlarının yıllar itibarıyla izlediği seyir yer alıyor:
 Merkez Bankası'nın döviz alım ihalelerine yeniden başlaması aslında önümüzdeki dönemde döviz girişlerinin devam edeceği yönünde beklentilerin güçlendiği yönünde algılanabilir. Nitekim Banka da yaptığı duyuruda 'küresel ekonomiye ilişkin olumlu beklentilerin' döviz girişlerini artırdığına ve döviz piyasasının göreli bir istikrara kavuştuğuna dikkat çekiyor. Enflasyonun hızlı bir şekilde düşüp yüzde 5 civarında dalgalanmaya başlaması hem de piyasa faizlerinin Merkez Bankası'nın faiz indirimlerini desteklemesi de, beklentiler üzerinde olumlu etki yapıyor. Aşağıdaki grafikte 2006 yılı başından bu yana enflasyon, faiz ve döviz kurlarında yaşanan gelişmeleri gösteriyoruz:
 Dalgalı kur rejimi döneminde, döviz kurlarında görülen ani zıplamaların zaman içinde yavaş fakat istikrarlı bir şekilde geri döndüğüne bundan önce defalarca şahit olduk. Bu dönemler yukarıdaki grafikte de görülebiliyor. Nitekim küresel krizin etkisi ile en son 2008'in Ekim ayında zıplayan döviz kurları, son dönemde yeniden iniş trendine girmiş durumda. Piyasa faiz oranlarında görülen istikrarlı düşüş trendi de bu görüşü destekliyor. Zaten döviz kurlarındaki zıplamalarla piyasa faizlerindeki ani yükselişlerin aynı dönemlerde gerçekleşmesi de bir tesadüf değil. Önümüzdeki dönemde, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine bir süre daha devam etmesi, piyasa faizlerindeki düşüşün de bunu takip etmesi sürpriz olmayacaktır. Beklentilerin olumluya dönmesi ile birlikte döviz girişlerinin artması da döviz kurlarının üzerinde baskı oluşturacaktır. Bu sırada, hem faiz indirimleri ile hem de döviz alımları ile para arzının artması iç talebin halen zayıf durumda olması sayesinde enflasyonist olmayacaktır. Ancak iç talepte hızlı bir toparlanma yaşanırsa, Merkez Bankası'nın hem açık piyasa işlemleri ile hem de faiz silahını kullanarak enflasyonda yükselişe engel olacaktır. Ancak bu tür bir dönemin 2010'dan önce yaşanacağını tahmin etmiyoruz. Çenemizi kapatalım ve Merkez Bankası'na güvenelim!

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3