Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Ermeni sanatçı Aram Tigran'ın nereye gömüleceği yılan hikayesine döndü. Atina'da yaşayan Tigran burada gömülmeyi vasiyet etmişti ama Türkiye'deki otoriteler buna izin vermediler. Bunun üzerine ben de merak ettim: Bu ülkede kimler gömülebilir? Defin işlemlerinin prosedürleri kimin için daha kolay? Tigran neden gömülemedi?
***
İlk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü'nü aradım. Telefonuma hemen çıktılar ve sorularımı bir çırpıda yanıtladılar. Meğer sorunsuz bir defin işlemi için anahtar 'Müslüman olmak'mış. Şayet Müslümansanız Japonya vatandaşı bile olsanız burada hemen gömülebiliyormuşsunuz. Tek gereken yakınlarının getirdiği defin kağıdı ya da iki şahitmiş.
***
Sahipsiz 'gayrimüslümler'e de kolaylık tanınıyormuş. Kilyos Mezarlığı'nda bir bölüm bu cenazelere ayrılmış. Orada herhangi dini bir ritüel uygulanmadan defin işlemi gerçekleştiriliyormuş.
***
Kısacası Mezarlıklar Müdürlüğü, Müslümanlar ve kimsesizlere hizmet veriyor. Peki ya geri kalanlar? Yani 'kimseli' 'gayrimüslim'ler?
Onlar için kendi cemaatlerini aramamı söylediler. Ben de aradım.
***
Önce Ermeni Patrikhanesi'ni. Bir saat oradan oraya bağladılar, kimse şu soruya cevap vermedi: 'Burada gömülmenin şartı TC vatandaşı olmak mı?'.
Ardından Yahudi Cemaati'ni aradım. Oradan da aynı yanıt: 'Bu soruya cevap verme yetkimiz yok. Şu numaraya faks çekin vs.'
TC vatandalığı şartı
Sonuçta Ermeni ve Yahudi cemaatlerinden TC vatandaşı olmayan Ermeni ve Yahudilerin burada gömülüp gömülemediklerinin cevabını alamadım. Ama yılmadım. Tanıdığım birkaç isme başvurarak iz sürdüm. Ve şu sonuca ulaştım: TC vatandaşı olan Ermeni ve Yahudiler önce Mezarlıklar Müdürlüğü'ne başvuruyorlar. Oradan kendi cemaatlerine yönlendiriliyorlar ve kendi mezarlıklarına gömülüyorlar. Ancak şayet TC vatandaşlığı düşmüş ya da Türkiye ile hiç vatandaşlık ilişkisi kurmamış Ermeni ya da Yahudi buraya gömülmek isterse (Aram Tigran gibi) o zaman Dışişleri Bakanlığı'na başvurmak zorunda. Oradan izin çıkarsa gömülebiliyor ki prosedürler oldukça uzun sürebiliyor. (Tigran'da çıkmadı.)
***
Kısacası ortada şöyle bir tablo var: Bu ülkenin toprakları dünyanın bütün Müslümanlarına açık. İster Tanzanya'dan gelsin, ister Patagonya'dan. Din kardeşliğini beyan ettiği an ebediyen burada yatabiliyor.
Öte yandan zenginliğimizin bir parçası olan ama Müslüman olmayanlardan vatandaşlık hesabı soruluyor.
İnsan hakları ve demokratikleşmeyi 'bas bas' tartışmaya çalıştığımız şu günlerde bunu da masaya yatırmamız gerekmez mi? Sadece 'kendine Müslüman' bir tavırla demokrasi olur mu?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.