'Etkilenmiş olsun veya olmasın, Shakespeare'in dünyası kesinlikle mistik, hatta tasavvufi bir kainatla çepeçevre sarılıdır. Yani Shakespeare bizzat bir Suf” olmasa bile, 'büyük' trajedilerinde gündelik hayat ile yüce alem arasında, Hıristiyan mistisizminde bulunmayan bir 'hayal alemi' unsuruna yer vermektedir ki, bu tastamam İbn Arabi ve Sühreverdi'nin (ve tabii diğer sufilerin de) sözünü ettiği 'Ceberüt alemi'ne tekabül etmektedir.'
İlginizi çekeceğini umduğum bu görüşler ve başlıktakilerin yanı sıra pek çok şaşırtıcı sorunun cevabı, dumanı üstünde bir kitapta mevcut. Timaş Yayınları'ndan çıkan 'Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı', şaşırmak ve düşünmek isteyenler için oldukça enteresan bir rehber. Yazar Mustafa Armağan'a göre; 'Bu kitap bir mit çözümlemesi değil, Tanzimat'tan sonra put haline getirilmiş olan Avrupa/Batı büyüsünün bozulması için zihinlerimize salınan yalanları deşifre etmeyi amaçlayan bir fikir arkeolojisi çalışması.'
Buraya kadarını bile bünyesi kaldıramayıp, 'Sen ne yaptığını sanıyorsun? Kimlerin uşaklığını yapıyorsun satılmış kalem' türü sığlıkları dikkate almayacağımı baştan söyleyeyim sevgili okur. Bana göre 'hürriyet'ten söz edebilmek için, öncelikle 'tabu'lara dokunmaya cesaret etmek gerek. Dolayısıyla, Avrupa Birliği'ne (AB) başvurumuzun ellinci yılını devirmesi şerefine, Avrupa'yı tanımak ve belki de doğru bilinen kimi yanlışları anlamak açısından, bu Türkçe kaynağı içinde bulunduğumuz hafta sonunun favori kitabı ilan ediyorum. Shakespeare ya da Don Kişot'u merak etmiyorsanız şu iç gıcıklayıcı sorulara ne dersiniz?
Cinsellik ile ölüm arasında bağ var mı? 'Güzellik' modern bir efsane mi? Feminizm iflas mı etti? 'Erkek egemenliği' bir masal mı? Batı'da annelik bitiyor mu? Feminizm kadını kurtardı mı? Görüldüğü gibi sadece mitler değil, 'insan' meselesinin tümünü kapsayan bir 'Avrupa' var bu kitapta.
Porsuk penisinden kravat iğnesi
Yoo asla bir fantezi değil bu, düpedüz gerçek! Hem hangi aklı evvel bu türlü fantezi kurar ki... Viktoria döneminin beyefendileri porsuk penisini kravat iğnesi olarak kullanırmış. Dahası da var; yılın herhangi bir zamanı çiftleşebilen porsukların ilişki süreleri 90 dakikayı bulabilirmiş. Dişisi sayısız farklı erkekle çiftleşip, bahar aylarında çok ebeveynli bir doğum gerçekleştirene kadar bütün döllenmiş yumurtaları saklayabilirmiş. Nereden biliyorum; ilahi sevgili okur, tabi” ki NTV Yayınları'ndan çıkan Cahillikler Kitabı 2'den! Bakın içinde başka neler var:
Kutup ayıları aslında beyaz değilmiş. Derileri siyah renkte olup, kürkleri yarı saydammış. Beyaz görünümleri, ışığın saydam yüzeylerden kırılarak yansımasının bir sonucuymuş.
Çitalar, mırıltı ya da cıvıltı gibi sesler çıkartabilir, kesik kesik havlayabilirler. Fakat kükreyemezlermiş.
Baykuşların boyunlarında 14 tane, yani memelilerin iki katı kadar omur varmış. Bu sayede kafalarını 270 derece döndürebiliyorlarmış.
Ağustosböceği, kuşkusuz en gürültücü böcek. Bazı türlerdeki ses şiddeti 120 desibele, yani AC/DC konserini ön sıradan dinlemeye denk düşecek bir büyüklüğe ulaşıyormuş. Genellikle şarkılarını gruplar halinde söyler, böylece kuşların teker teker yerlerini belirlemesini imkansızlaştırırlarmış. Ve şarkıların asıl amacı eşlerin dikkatini çekmekmiş.
Pireler olmasaydı 'pet shop'lar nal toplarmış. Sadece ABD'de her yıl pire kovucu ürünlere harcanan para 1 milyar doları aşıyormuş.
Cahillikler Kitabı 2'yi ister kendiniz okuyup şaşırın, ister arkadaşlarınızı şaşırtın. İster soru makinesi çocuğunuzu susturmak için kullanın! Verin kurtulun ve şezlongda tatlı bir uykunun keyfine dalın. İyi hafta sonları.