Bu yazı yazıldığında genel şeyler söylemekle yetineceğini beklediğim Öcalan'ın avukatları henüz İmralı'dan dönmemişti. Çünkü Öcalan, hükümetin açılım söylemi ile nerelere kadar gidebileceğini ve başta Irak olmak üzere bölgesel ve uluslararası pazarlıkların sonucunu görmek isteyecektir. Nasıl olsa Kandil'deki PKK ve Ankara'daki DTP yöneticileri muhatabın Öcalan olduğunu söylüyor ve sorunun çözümü için kendi koşullarını net ve ısrarla ortaya koyuyor.
Onlara göre Kürt sorunu ancak;
1- Koşulsuz affın ilan edilmesi,
2- Kürt kimliğinin anayasal olarak tanınması,
3- Güneydoğu'ya özerklik statüsünün verilmesi
4- Ve olmazsa olmaz temel koşul olarak Öcalan'ın serbest bırakılması ile çözülebilir.
PKK ve DTP'ye göre muhatabın Öcalan olduğuna ve Öcalan'ın da kendisini İmralı dışına taşıyacak bir formüle 'evet' demeyeceğine göre hükümet ve 'Kürt sorunu çözülmeli' diye günlerdir yazı yazan köşe yazarı ve yorum yapan TÜRK aydınları bu konuda acaba ne der?
Bence temel sorun budur.
Yani PKK, DTP ve onların söylemlerine sahip çıkan KÜRT kökenli aydınlar bu denli net, açık ve hatta cesurca konuşurken TÜRK aydınları bu söylemlerin yani koşulların hangisine ne kadar 'evet' demeye hazır olduklarını açıklamıyor.
Daha açık bir ifade ile Kürt Açılımı'na sahip çıkan ve hükümetin bu samimi açılımını destekleyen TÜR aydınlar, PKK ve DTP'nin öne sürdüğü koşulların hangilerini kabul edip etmeyeceklerini açık ve net olarak açıklamalıdır.
Yani TÜRK aydınları, Öcalan'ın şimdi ya da yakın bir gelecekte serbest bırakılmasına ve siyaset yapmasına ne der?
Örneğin TÜRK aydınları adı ne olursa olsun Güneydoğu'da Kürtlere özerklik verilmesine ya da bir sonraki süreçte dış hesapların hedefleyebileceği ya da provoke edeceği federal bir yapıya nasıl yaklaşır? Aynı aydınlar anayasada Kürt kimliğinin net bir ifade ile tanınmasını onaylar mı?
Hiç kimse yanlış anlamasın.
Ben kesinlikle Kürt sorununun Türkiye ve bölgesel çözümünden ve bu coğrafyada Türk, Kürt, Arap, Acem ve diğer halkların birlikte, kardeşçe ve barış içinde yaşamasından yanayım.
Ancak hastalığın teşhisi doğru yapılmazsa tedavisi kesinlikle başka hastalıklara yol açar. Hastalığın tedavisi risk almayı gerektiriyorsa o riskin hasta ve yakınları tarafından göze alınıp alınmayacağı önemlidir. Bu anlamda hastalığı kendince doğru teşhis eden TÜRK aydınlar tedaviyi de doğru uygulamak zorundadır.
Daha açık bir ifade ile Kürt Açılımı'nı destekleyen aydınlar genel şeyler söylemek yerine, bu sorunun tümden çözülmesi ve 25 yıldır yaşanan sıkıntıların tekrar yaşanmaması için neyi ne kadar sahipleneceklerini net ve cesur bir şekilde açıklamalıdır.
Elbette açılım süreci önemli ve gereklidir. Çünkü Türkiye bu sorundan çok çekmiş, ağır bedeller ödemiş ve ödettirilmiştir.
Bu sorunu çözmüş bir Türkiye çok şey kazanacaktır.
Ama önemli olan açılım ile sağlanacak çözümün herkes tarafından benimsenmesidir. Yani bu çözüm ile Türkler ve Kürtlerin birlikte ve yeni koşullarla yaşaması hedeflendiğine göre her iki tarafın kendi özgür iradesi ile çözüm koşullarına sahip çıkması gerekmektedir. Çünkü bir tarafın onaylamadığı ya da içine sindiremeyeceği herhangi bir çözüm yaşayamaz.
İşte bu nedenle Kürt açılımını günlerdir destekleyen TÜRK aydınlar her şeyi doğru ve net bir şekilde Türk halkına anlatmalı ama ondan önce de kendilerinin bu açılımdan neyi anladıklarını açık olarak söylemeli ve hükümetin çabalarına başkaları adına değil kendi özgür iradeleri ile nereye kadar destek vereceklerini ilan etmelidir.
Çünkü bu aydınların bazıları PKK ve DTP'nin kararlı tavrı karşısında yan çizmeye başladı bile!