Madem İdil Biret'i eşi savundu, Cem Mansur'un yerine de Lale Mansur cevap verseydi...
Kutsal mekanda şarap içiliyor dolduruşuna gelenlerin, Topkapı Sarayı'na yaptıkları saldırıdan sonra, İdil Biret'in aynı yerde ikinci bir konser veremeyeceğini Biret'in kocası Şefik Yüksel uzunca bir mektup ile bildirdi. Yüksel'in, Cem Mansur'a yazdığı ve basına dağıtılan mektupta, 'İdil Biret'in gözü dönmüş, tekbir getiren, saldırgan kalabalık tarafından nasıl mağdur edildiği, başka bir sanatçı olsa idi asla sahneye çıkmazdı, çıkamazdı' dediği, haklı yorumları yer aldı. Ancak, mektubu neden İdil Biret'in kendisi değil de kocası yazdı? Başarısını dünyaya kanıtlamış bir kadın sanatçının 'kendini savunmak' söz konusu olduğunda kocasının devreye girmesi bir Cumhuriyet kadını sembolü olan İdil Biret'e yakışmadı. Oysa o satırları İdil Biret'in kendisi sanatçı duyarlığı ile çok daha iyi kaleme alabilirdi. O gece gelişen bu olaylara muhatap olan şef Cem Mansur'un adına eşi Lale Mansur yorum getirseydi ve açıklamalar yapsaydı tuhaf olmaz mıydı?
***
Kollayan eş Şefik Yüksel saldırıların yineleneceği çekincesi ile ikinci konserin Topkapı Sarayı'nda yapılmamasını istedi. Tahriklere pabuç bırakmamak gerektiğini düşünen organizasyon yönetimi ise yerinde bir karar ile, konseri Ayla Erduran ile tekrarladı. Bu kez İdil Biret yoktu ama Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası, Cem Mansur yönetiminde Ayla Erduran'a eşlik etti. İnsanları tedirgin ederek konseri boş bırakma çabaları işe yaramamıştı. Türkiye'de yapılacaklara şiddetin karar veremeyeceğini kanıtlamak adına, yalnızca klasik müzik severler değil, tepki olarak gelen çok sayıda izleyici de vardı. Ağaçların altında, kimi şarap içti kimi de şerbet. Konser başladıktan kısa bir süre sonra, Ayla Erduran, muhtemelen 'stres kaynaklı' olan rahatsızlığının ardından hastaneye kaldırıldı. Alkışlar arasında ambulansa bindirilen Ayla Erduran'ın ardından konser devam etti.
***
Türkiye'nin dört bir yanındaki konservatuar öğrencilerinden oluşturulan 90 kişilik Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası o gece, özellikle de Ayla Erduran'ın ardından 'ötekileştirmelere' cevap verircesine adeta devleşti. Erduran'ın ardından burulan izleyiciler, bu muhteşem dinletiden sonra tek yürek halinde Topkapı Sarayı'ndan ayrıldılar.
***
Konserin eleştirilecek yanı yok muydu? Bir; biletlerde belirtilen saatten 45 dakika geç başladı. İki; böyle büyük organizasyonlarda el altında bir ambulans bulundurma alışkanlığını hala edinememişiz anlaşılan.
Üç; Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası'nın üyeleri piknik dönüşü konsere gelmiş gibiydiler. Mordan maviye rengarenk ve farklı model gömlekle Sulukule sazcıları bile sahneye çıkmıyor artık. Konservatuar öğrencisi olup da, konserler için dolabında bir siyah bir de beyaz gömlek bulundurmayan öğrenci yoktur. Sadece ayakkabılar siyahtı. Hem de rugan. Dört; sokak köşelerindeki nohutlu pilav satıcıları ortama arabesk bir hava vermişti ama, alıcısı çok olduğuna göre, o da lazım demek ki...