Son yıllarda beğendiğim sanatçılardan biri Taner Ceylan. Beğenim hayranlığa dönüşmenin sınırında duruyor.
Özellikle pornografik tablolarıyla ön plana çıktığı, tartışıldığı doğru. Ama beni etkileyen şey tekniği. Yağlı boya tablolarında resmettiği kişiyi bir fotoğraf karesi kadar net ve gerçeklikle sunuyor.
Bundan birkaç sene önce gördüğüm bir tablosunu saatlerce incelemiş, bu çalışmanın bir yağlı boya fırçasından çıktığına inanmakta zorlanmıştım. Bu tabloyu yapan büyük bir yetenekti. Taner Ceylan'ın ülke medyasında aldığı yer ve gördüğü alkışın cılızlığı da beni rahatsız etmişti.
Sonra aradan zaman geçti ve Londra, New York gibi, bir ressamın kariyerini hızla değiştirecek şehirlerde de adı duyulmaya başlandı.
Geçen sene Londra'daki Türk müzayedesinde 175 bin TL'ye satılan 'Boksör' tablosundan sonra '2009'un yaşayan en pahalı Türk ressamı' diye anılmış ve kendi ülkesinde de herkes adını bilir olmuştu.
Başarısı, Galerist'in kurucusu Murat Pilevneli'nin sağlam lobi çalışmalarına bağlanıyordu.
Sanat çevrelerinde bu lobi çalışmaları hayli eleştiriliyor 'sanatının değil çevresinin başarısı' olarak konuşuluyordu.
Dünyanın en büyük müzayede şirketi Sotheby's'in kataloğuna kapaktan girişi sanat otoritelerinde sarsıntı yaratmıştı. Çünkü Taner Ceylan'ın sanatı hakkında iddiaları vardı.
İddialar şu yöndeydi; Taner Ceylan iyi bir fotoğraf sanatçısıydı. Bu doğuştan gelen bir yetenekti. Hayatın her alanını fotoğraf makinasına kaydedip bunları dijital baskıyla tuallere aktarıyor, sonra da üzerinde yağlı boyayla çalışmalar yapıyordu. Yani fotoğrafın üzerinden yağlı boyayla geçiyordu. Elbette bazı oynamalar yaparak.
Bu bir ressam hakkında yapılabilecek en ciddi iddia...
Oysa bir süre önce röportajını okumuştum. Fotoğrafa model kullanımının zorluğundan dolayı ihtiyaç duyduğunu anlatıyordu.
Fotoğrafları kendi çekip sonra ona bakarak tuale aktardığından bahsediyordu.
Açıkçası kafam biraz karıştı.
Diğer yandan Taner Ceylan'ın yükseliş nedenini Türkiye'nin en güçlü ailelerinden birinin oğluna bağlayanlar da var. Koleksiyonerliği ve sanata düşkünlüğüyle tanınan bu genç işadamının Taner Ceylan'ı tüm gücüyle desteklediği konuşuluyor. Bu desteğin 'Satılmayan tabloları ben alacağım' boyutunda olduğu kulaktan kulağa yayılmış.
Medyadan uzak durmak için özel çaba harcayan Taner Ceylan'ın bu fotoğraf, dijital baskı ve tual üçgeni hakkında açıklama yapmasını bekliyorum.
Bu anlatılanlar sadece karalama çabası mı? Yoksa gerçeklik payı var mı?
Hızla yükselmekte olan bir Türk ressamının tekniği hakkında bu tip şaibeler yapılıyorsa açığa kavuşturmak gerekir.
Ressam Ceylan'ın İngiltere'de 175 bin TL'ye satılan 'Boksör' tablosu.
Erkekle sevişir ama evlenmez
Ah Cemil İpekçi ah. Öyle üzülüyorum ki o ağızdan dökülen açıklamalara.
Önce dine döndü. Dedi ki 'Muhafazakar eşcinselim.' Çok tartışıldı. Hatta bazı internet siteleri türbanlı Cemil İpekçi illüstrasyonları yayınladı. O dönem çıkan mizah dergilerinin kapağında da din ve Cemil İpekçi bir aradaydı.
Bir süre sonra yeni bir açıklama geldi: 'Kadın olsam erkeğimin başka kadınların sigarasını yakmasına izin vermezdim. Erkek olsam kadınımın mayo giymesine izin vermezdim.'
Şimdilerde ise Cemil İpekçi yeni erkek arkadaşıyla gazetelere poz veriyor. Tamam, kabulümüzdür, herkes cinsel tercihini özgürce yaşasın, zaten bize yakışan özgürlükleri anlayışla karşılamaktır.
Ama o da ne; 'Evet beraber yaşıyoruz, çok mutluyuz ama evlenmeyi düşünmüyoruz. Ben erkeklerin evlenmesine karşıyım' adlı yeni parodiye izleyici oluyoruz.
Yahu ne gerek vardı şimdi bu saçmalığa.
Özgürlüklerine düşkün bir genç kadın açıklamasıdır 'Beraber yaşarım ama evliliğe karşıyım'... Olmuyor artık İpekçi, komik bile değil!
Tarkan'ı bitiren 3 neden
Son günlerde Tarkan'ın küme düşüşü konuşuluyor. Bu düşüşe en büyük örnek 'Eurovision'a katılacak olması şeklinde gösteriliyor. Gerçi daha Tarkan'ın ağzından 'Evet katılıyorum' duyulmadı ama grafiğinde bir düşüş yaşandığı ortada.
Sadece birkaç yıl evvel dünya starı olmaya oynayan ve buna en çok yaklaşan kişi şimdi Eurovision'la anılıyor. Herkes de yazıp çiziyor ama kimse nedenleriyle ilgilenmiyor.
Buyrun ben size 'Tarkan neden düştü'yü üç madde ile özetleyeyim.
1 Birikimi buraya kadar getirdi. Kendine yatırım yapmadı, ilerlemedi, gelişmedi. Aynı yerde saydı. Sahne şovu, kostümleri, dansı ve şarkıları bile tekrara düştü.
2Eşcinsellik iddiaları. Bu iddiaları yani kriz ortamını doğru yönetemedi. Ortaya çıkan fotoğraflardan ve iddialardan korktu. Korkusu geri çekilmesine, özgüvenini kaybetmesine neden oldu. Halk nezninde güven kaybetti.
3Tüm yaşadığı korku ve gerilim dolu zamanlarda yanında kız arkadaşı Bilge vardı. Bilge'yle içe döndü. Kendine, Evde PlayStation partileri, Antalya'ya gidip el ele rafting yapmak, market alışverişini sevgilisiyle en halk tipi şekilde gerçekleştirmek gibi bir yaşam tarzı yarattı. Daha önce onlarca koruma ve minibüsle gezerken, hayatı star gibi yaşarken sade vatandaş Tarkan olmaya yöneldi.
O dönem yakın çevresi 'Ayrıl bu kızdan, kop bu halk tipi yaşamdan, kendini bitiriyorsun' uyarılarında bulundu. Ayrıldı ama geç oldu.
Tarkan sade vatandaş gibi yaşamak istedi ama öncesi ve sonrası göz önüne alındığında, üretim de durduğundan halk bunu düşüş olarak kabul etti.