Dr.Doom adı ile tanınan iktisatçı Nouriel Roubini, 23 Ağustos günü medyaya yazılı bir açıklama yaptı. Aşağıda açıklamasının kısa özetini bulacaksınız.
'2008 son çeyreğinde ve 2009 ilk çeyreğinde gelişen ekonomilerin yaşadığı daralma ve çekiş aynen 1929 dönemindeki Büyük Depresyon'da yaşanana benziyordu. Ancak ekonomi politikalarından sorumlu olan kimseler olayı tüm silahlarını kullanarak kontrol altına aldılar.
Bugün üç tane soru gündemde. Global resesyon ne zaman bitecek? Ekonomik toparlanmanın şekli nasıl olacak? Yeniden bir gerilemenin olasılığı ne?
İlk soruya cevap olarak, global ekonomi 2009 ikinci yarısında dibi geçmiş olacak denebilir. ABD, İngiltere, İspanya, İtalya ve geri kalan Euro bölgesi ekonomilerinde ve bazı gelişen Avrupa'daki gelişen ülkelerde resesyon resmen yıl sonunda bitmiş olmayacak. Avustralya, Almanya, Fransa, Japonya ve Çin, Hindistan, Brezilya ve Asya ve Latin Amerika'nın bazı gelişen bölgelerinde toparlanma başlamış bulunuyor.
İkinci soruya cevap olarak, ortada iki grup analiz var. V tipi hızlı toparlanma içeren çıkış ile benim de dahil olduğum grubun söylediği gibi, U tipi, güçsüz, birkaç yıl trend altı büyüme içeren ama önce stokların yeniden üretilmesi nedeni ile üretimin Büyük Depresyon durumundan çıktığı birkaç çeyrek yaşayan bir çıkış süreci düşüncesi.
U şeklindeki bir uzun toparlanma dönemi gerçekleşmesi için çeşitli analizler gündem getirilebilir.
ABD'de ve gelişmiş diğer ülkelerde istihdam hala düşmekte ve 2010 yılında yüzde 10 civarında olacak. Bu talep açısından ve bankacılık açısından kötü haber. Aynı zamanda işgücü kaybı prodüktivite için kötü bir gelişme.
İkincisi, bu kriz bir likidite krizi değil 'solvency' dediğimiz türden bir iflas edip etmeme krizi. Bugün finansal kurumların zararları sosyalize edilmiş durumda ve devlet bilançosuna aktarılmış bulunuyor. Bu da bankaların kredi verme, hane halkının harcama ve ve şirketlerin yatırım yapmalarını sınırlıyor.
Üçüncüsü, cari denge açığı veren ülkelerde tüketiciler harcamayı kısmak zorunda. İnsanlar düşen konut fiyatları ve hisse senedi fiyatları nedeni ile servet kaybına uğramış bulunuyor ve bu arada gelir ve istihdam da daralıyor.
Dördüncü olarak da ciddi boyutta ekeonomi politikası desteğine rağmen finansal sistemin iyice darbe aldığını ve klasik bankaların kredi ve menkul kıymetlerden gelen trilyon dolar boyutunda beklenen zararın üstünde oturduğunu ve ciddi şekilde sermaye açıklarının olduğunu görüyoruz.
Beşincisi, kar üretmek zor. Çünkü borç yüksek, iflas riskleri büyük, büyüme yavaş, ve deflasyonist oranda düşük marjlar şirketleri baskı altında tutmakta. Şirketler üretme, istihdam yapma ve yatırım yapma durumunda değiller.
Altıncısı, kamu bu süreçte yarattığı büyük kamu açıklarını ortadan kaldırırken, özel sektörü boğmak durumuna gelecek. Kamu tarafından yapılan harcamaların etkisi ise gelecek yılın başında ortadan kalkacak, halbuki talebin ve büyümenin daha yüksek olması için desteğe devam edilmesi gerekiyor.
Yedincisi, global dengesizliklerin ortadan kaldırılması için ABD gibi ülkelerin cari açıkları küçültülürken, Çin, Almanya ve Japonya gibi tasarrufçu ülkelerin fazlaları da daralacak. Halbuki bu ülkelerde talebin yeterince artmaması global toparlanmayı daha zayıf hale getirir.
Bu arada W şeklindeki iki dipli toparlanma için de nedenler var ve bunlar üçüncü soruya cevap demek.
Birincisi, büyük para yaratılması ve kamu açığı politikasından geri çıkmak için atılacak adımlar sorun yaratacak. Vergiler artırılırsa, ve likidite piyasadan çekilirse, toparlanma darbe almış olur. Yok eğer atılan adımlar geri alınmazsa da enflasyon beklentileri azar ve faizler yükselir, stagflasyon gündeme gelir.
İkincisi, eğer petrol fiyatları geçen yılki 145 dolarlık petrol fiyatına benzer yerlere yükselirse, petrol ithal eden ülkeler dış ticaret hadlerinde sorun yaşar ve harcanabilir gelir şoku meydana gelir, dünyanın da bir kere daha buna tahammül gücü yok. Spekülasyonun petrol fiyatını 100 doların üstüne çıkarmaması gerek.
Özetle toparlanma güçsüz ve trend altında büyüme içeren şekilde olacaktır ve iki dipli toparlanma riski büyüktür.'
Bence Roubini'nin ülkemizde doğmuş olduğu ve İtalya'da da uzun süre okuduğu ve ikamet ettiği kötümserliğinden açık seçik belli oluyor.
Medyamıza yakışırdı doğrusu!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.