Elif Aktuğ elif.aktug@aksam.com.tr

kategori2

Ahmet Hakan aslında kim?

Ben ölmekten hiç korkmamıştım bugüne kadar. Ne zaman ki Cübbeli Bey'in açıklamalarını duydum, ödüm patladı. Cennete gidersem ve o da oradaysa eğer, beni eski kocama vermeyin sakın!
Aslına bakarsanız televizyonda görene kadar ben Cübbeli Hoca'nın varlığına da inanmamıştım. Sakal takmış, saçı kazıtmış, tek kollu bir Ahmet Hakan; erkek makyajı yapmış, kelimelerin efendisi ve acımasız eski köşeci yeni blog'cu ve bilhassa sol kroşeleri pek güçlü Perihan Mağden veya takma ad kullanmayı ziyadesiyle seven, takma adla harikalar yarattığını ele güne gösteren, Yeni Şafak'tan arkadaşım, beraber defalarca futbol maçı seyrettiğimiz Fehmi Koru arasında gidip geliyordum. Onlardan biriydi mutlaka Hoca, polemik yaratmak istiyor, güzelce de yaratıyor ve açıkça herkesle dalgasını geçiyordu.
Ancak tek şüphelendiğim konu jet-ski olayıydı. Zira adını saydığım dostlar arasında o kıvraklıkta ski yapabilecek kimse yoktu. Öyle ya bu da ilahi adaletti işte, sen kelimelerle sörf yap, cümlelerle dans et ama jet-ski'nin arkasında bile oturama!.. Bakınız Ahmet Hakan, odada bir başcağızına otururken kolunu kırdı, kalkıp jet-ski yapsa nereleri incinmez. (Amanın işte buldum Ahmet Hakan jet-ski'den düşmüş olabilir Hoca kılığındayken ve sonra kendine odada düşmüş süsü de verebilir. Hah, işte dahice bir fikir!)
Keza Mağden ve Koru için de aynı şey geçerli, vücutlarına bakınca sporla hiç alakaları olmadığı açıkça ortada. Kıvraklık bedende değil sadece dilde
Şüphelerim iyice artmıştı ki birkaç hafta evvel Fatih Altaylı, karşısına oturtuverdi Hoca'yı. Pek bir keyifle seyretmeye başladım, mutlaka dini söylemlerinden feyz alacak, sohbetin derinlerine dalacak ve en önemlisi kendisi ile ilgili şüphelerimden ötürü tövbe edecektim. Bir kere inandım Hoca'nın var olduğuna karşımda görünce, gerçi ilerleyen dakikalarda elini yüzüne götürüp de maskesini çıkararak 'hihohahoooo' diye haince gülen bir Ahmet Hakan'ı tercih ederdim; kısmet değilmiş. Hoca'nın bugüne kadar yani ekranda gördüğüm güne kadar var olmadığını düşünmemin en büyük sebeplerinden birini itiraf etmeliyim yeri gelmişken; ben cübbeden çok korkarım. Kendi üniversite hocalarımdan hiç hoşlanmadığım için hem onların ve hem de hiç hoşlanmadığım daha doğrusu korktuğum hakimlerin giydiği cübbe gelir aklıma. Eğer cübbe, namazda giyilen giysi olarak tarif ediliyorsa ve onu bir insan hiç çıkartmadan giyiyorsa, benim korkmam için gereken şartlar oluşmuş demektir. Ben önlüğünü çıkartmayan garsondan-hizmetçiden-doktordan, üniformasını çıkartmayan polisten-askerden de korkarım. İş için giyiyorsan neden işin bitince çıkartmıyorsun? Bakınız yüzlerce korku filmine, anlarsınız ne demek istediğimi, kural çok basittir: Katil uşaktır!..
'Cübbeli Hoca' gerçekse eğer tırsılacak biri olmalıdır, yoksa ne diye cübbesi olsun, ne diye çıkartmasın?
Derken daha da beter bir kroşe geldi Hoca'dan  Cennete gidecek kadınlarla ilgili açıklamalarda bulundu- ki ben cennete gitmek konusunda hayli istekliyimdir- o an işte, hiç ama hiç ölmek istemedim. Bunca yıldır cennete gideceğim diye sevap işlemeye, büyüklerimi sayıp küçüklerini sevmeye, korumaya, rüşvet almamaya ve vermemeye, dini vecibelerimi yerine getirmeye, ne bileyim çimenlere basmamaya çalıştım; şimdi bu saatten sonra hiç sevap işlemesem de cehenneme gideceğimi sanmıyorum. Peki, cennete gidersem ne olacak, Hoca'ya göre evli kadın kocasına verilecekmiş.
Kim tarafından ve hangi cüretle diye sormuyorum, soruya sualle mi karşılık vereceğim? Hayır tabii ki... Aldı mı beni bir dert, adamı boşamışım öteki tarafa göçmeden; sonra ölüp de 'oh ex oldum huzura kavuştum' derken karşıma ex olmuş bir koca çıkacak, adamı ölmüş karşımda görünce bu defa ödüm patlayacak, sağlamken görmeye dayanamamışım zira ve beni ona verecekler.
Kaçarım ben durmam, gider yanarım cehennem ellerinde daha iyi. Şimdiden söylüyorum, sakın ölünce beni kimselere vermeyin, hem adamın beni isteyeceği ne malum, öyle ya 'amanın yine mi bu kadın' demez mi? İçime fenalık geldi, Hoca ile bizzat konuşmalı ve bu konuda geri adım atmasını sağlamalıyım. Yapmalıyım, valla

Bayram gelmeden karar verin
Çünkü bir bakacaksınız, gelivermiş. Ailecek, çoluk çocuk gidilecek tatil için harika bir adres veriyorum, bu adresi bulmak için çok çalıştım nice otel gezdim; Bodrum Sea Garden. Daha önce çocuksuz tatil için otel önermiştim; ne kadar çocuklu aile, çocuk sevenler derneği, çocuk hakları savunucusu varsa aradılar ve fena halde kızdılar bana. Sea Garden konum olarak Bodrum'a uzak kalıyor bu nedenle de kalabalıkla işiniz olmayacak bu en iyi tarafı (ama çok isterseniz de yarım saatte Bodrum'dasınız), çam ağaçlarıyla çevrili bir koyda yer alıyor ve eşsiz bir denizi var. Aklınıza gelecek her türlü deniz sporunu hocalar eşliğinde yapmanız mümkün. Bırakın çocuklar sabahtan akşama kadar denizde yorulsun, sonra yine alın çocukları çeşitli yarışmalar, gösteriler ve konserlerin düzenlendiği meydana götürün. Onlar sıkılmasın, siz çocukları eğlendireceğim diye gerilmeyin; ailecek huzura erin

Net bilgiler
* www.azpara.com: Ben anlamam sanal alışverişten ama bir erkek arkadaşım durmadan bu sitedekilerden satın alıyor, etrafa hava atıyor, satın aldıklarını elinden düşürmüyor.
* www.drweil.com: Sağlık ve sağlıklı yaşamla ilgili çok ilginç bilgiler, fikirler ve tavsiyeler var.
* www.cocoperez.com: Moda ve dedikodu seviyorsanız sakın kaçırmayın. Coco delisi çok komik.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3