AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-08-29
Dünyanın en büyük bütçeye sahip üçüncü üniversitesi Stanford'un mütevazılığını bizim vakıf üniversitelerinin öğrencileri mutlaka görmeli.
Geçen yıl Boston'a gittiğimde Harvard'a da uğramıştım. Kızım için toplu iğne bırakıp, tavuk tüyü diktim diye de yazmıştım. O kadarcık yanılma olacak tabii, tavuğun teleği rüzgarda batıya mı uçtu, iğnenin ucu San Francisco'ya mı dönük gömüldü bilmem, Harvard olmadı ama, Stanford Üniversitesi yaz Okulu'ndan kabul alan üç Türk öğrenciden biri oldu. Koca iki bavulla koyulduk yola. Hiç seslendirmedik ama 'küçücük kızı götürüyoruz, iyi mi ediyoruz' diye babasıyla vicdan yaptık yol boyunca. Yol da bitmek bilmedi, vicdan hesaplaşmamız da.
İlk şaşkınlığımızı öğrenci bürosunda yaşadık. Dünyanın en büyük bütçeye sahip üçüncü üniversitesi Stanford'un mütevazılığını bizim vakıf üniversitelerinin öğrencileri görmeli. Sabancı, Koç ya da diğer vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerle ailelerinin öğrenim yılı başlarken oda paylaşımı sırasında yaptıkları kaprisler geldi aklıma. Tek kişilik oda olsun, güneye baksın, masası pencere kenarında olsun... Stanford'da bu tür beklentiler sizi komik olmaktan öteye götürmüyor. Odalar loş, tavan aydınlatması ölgün, ağır bir rutubet kokusu var. Eskimiş tuvalet ve duş tekneleri ortak kullanılıyor. Her odada tek kapaklı elbise dolabı ile iki raflı kitaplık var. Yemekler iddiasız. Kimse halinden şikayetçi görünmüyor. Ne önemi var; dünyayı bu iddialı ama mütevazı üniversitelerin 10 metrekarelik odalarında, loş ışıkta ders çalışarak mezun olanlar yönetiyor. Bizim vakıf üniversitelerinin yöneticileri ile öğrencileri de aradan 118 yıl geçtikten sonra bu olgunluğa ulaşacaklar mutlaka.
AMERİKA'NIN TADI YOK
Amerika'daki ekonomik krizi hissetmek için Amerikalı olmaya gerek yok. Bir sükunet var ortalıkta. Las Vegas'ın bile eski şaşası yok. Makineler ve masalar boş. Işıklar solgun sanki. Krizin dev mağazalara etkisi ortaya çıkmaya başlamış. Daha düşük fiyatlı ürünlere yer vermişler. Raflardaki ürün zenginliği artık yok. Stokları artırmak yerine 'kalmadı' demeyi tercih ediyorlar.
Eskiden büyük alışveriş mağazalarının olduğu kaldırımlarda yerlere düşürülmüş ama zahmet edilip yerden alınmamış peniler olurdu. Sigara izmariti bolluğunda değil ama ona yakın sayıdaydılar. Peni, doların yüzde biri eder. Yani, bizim paramızla 1,5 kuruş. Karşılığı bizde de yok artık. Ama bu sefer yerde bırakılmış tek bir peniye dahi rastlamadım. Amerika 1 peniye muhtaç olmuş anlaşılan.
Amerikalılar, otel, restoran ve kafe tuvaletlerinde kullanılan tuvalet kağıtlarını da iyice inceltmişler. Bundan 20 yıl önce ilk dikkatimi çeken şeylerden biri tuvalet kağıtlarının kalınlığı olmuştu. Ki o zamanlar bizde henüz kaliteli tuvalet kağıdı üretimi yaygın değildi. Otoyollarda seyreden yayla gibi Amerikan arabaları ve cipler de pek azalmış. GM ve Chrysler'in neden batma noktasına geldiğini anlamak zor değil.
Amerikan tarzı kriz böyle sürüp giderken, yeni iPhone'lar Apple Store'ları felce uğratmış vaziyette. Mağazaların önünde uzayıp giden kuyruğa her isteyen giremiyor. Önce internet üzerinden kayıt yaptırması gerek. 100 metrelik kuyruğun sonundaki kişiye sıra 4 saatte ancak geliyor. Güvenlik görevlileri sırada bekleyenler sıkılmasın diye ürün bilgileri veriyor ve soruları cevaplıyorlar. Global kriz Amerika'da sadece iPhone'a gerçekten teğet geçmiş anlaşılan...