AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-08-29

kategori2

İşsizlik aslında yükseldi!

Nisan ayı verilerine göre aylık işsizlik oranı yüzde 14.9'a düşmüş. Bu oran mart ayında 15.8 şubatta ise yüzde 16.1 seviyesinde idi. Dolayısıyla aylık bazda bir miktar düşüş var gibi gözüküyor. Ancak işsizlik oranları kışın aşırı yükselir, yaz mevsiminde ise normalden daha düşük seyreder. Bu nedenle kıştan yaza geçerken işsizlik oranlarında düşüş, yazdan kışa geçerken de hızlı yükseliş görürüz. Mevsimsel olan bu dalgalanmalar ise işsizlik oranında gerçekte ne olduğunu görmemizi zorlaştırır. Mevsimsel dalgalanmalardan kurtularak verilere bakmanın en basit yolu geçtiğimiz yılın aynı ayına göre karşılaştırma yapmaktır. Geçtiğimiz yılın nisan ayında işsizlik oranı TÜİK'in en güncel verilerine göre yüzde 9.9 seviyesinde imiş. Yani nisan ayı itibarıyla bir yılda işsizlik oranı toplam 5 puan artmış.
Bu durumda işsizlik oranında gerçekten bir düşüşten bahsetmek zor. Zaten ekonomideki zayıflama ve duraklama nedeni ile işsizlik oranının yükselmesi sürpriz değildi. İşsizlik oranlarındaki toparlanma her zaman en sona kalacağından önümüzdeki dönemde de bir düşüş beklememek gerekir.
Aşağıdaki grafik 1988'den itibaren yıllık ortalama işsizlik oranının izlediği seyri gösteriyor. Türkiye'de işsizlik oranları açısından uzun süreli zaman serisi verisi maalesef yok. TÜİK'in verilerinde 1988 ve 1999 yılları arasında işsizlik oranları altı aylık olarak açıklanıyor. Daha sonra 2005 yılına kadar da üç aylık veriler açıklanmış. 2005'ten itibaren aylık bazda işgücü, istihdam ve işsizlik verileri açıklanıyor ancak o dönemden beri de üç kez metodoloji değişikliğine gidilmiş. Bu nedenle verileri ancak kabaca karşılaştırabiliyoruz. Aynı zamanda 2005'ten itibaren aylık olarak açıklanan verilerin üçer aylık hareketli ortalama olarak açıklandığını da hatırlatalım.
Ölçümleme ile ilgili verdiğimiz bu bilgilerden sonra grafiğe bakarsak 2008 sonunda yüzde 11 seviyesine yükselen yıllık ortalama işsizlik oranının nisan ayı itibarıyla yüzde 12.4 oranına yükseldiğini görüyoruz. Bu oran mart ayında yüzde 12 seviyesinde idi. Bu yükseliş bir süre daha, hatta ekonomide pozitif büyüme oranları yakalandıktan sonra bile devam edecek. Bu nedenle işsizlik oranlarında hızlı bir düşüş beklenmemeli, işsizlik oranlarındaki yükseliş de olduğundan daha kötü gösterilmemeli.
Diğer yandan işsizlik oranlarındaki yükselişten ziyade istihdamdaki gidişatı analiz etmek gerekiyor. TÜİK'in verilerine göre toplam istihdam nisan ayında yüzde 2.5 oranında azalmış durumda. Bu da verilerine aylık bazda açıklandığı 2005 yılından bu yana görülmemiş bir oran. İstihdamdaki azalma genel olarak tarım dışı sektörlerden (yüzde 2.7'lik azalma var) kaynaklansa da tarım sektöründe de istihdam yüzde 1.9 azalmış. Üretimde yüzde 20'lerin üzerinde daralan sanayi sektöründe istihdam yüzde 9.5 oranında azalmış. İnşaat sektöründe de yüzde 6.2 oranında yıllık istihdam daralması var.
İstihdamda artış olmadan, işsizlik oranlarında kalıcı bir düşüş mümkün değil. İstihdamdaki artış da ancak yeni yatırımlarla mümkün. Kamu istihdam yaratmaya çalışıyor ancak kamu istihdamı dünyanın hiç bir yerinde kalıcı ve kesin bir çözüm değil. Yatırımlardaki azalma zaten cari açık rakamının altı aya yakın bir sürede yarı yarıya azalmasından belli idi. Özel sektör yatırımlarının da yüzde 30 gibi devasa oranlarda azaldığını GSYH verilerinden görmüştük. Yeni yatırımlar artmadan veya dış talep büyümeden  yeni istihdam yaratılması da mümkün gözükmüyor.