AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-08-29

kategori2

Muhabirlik ruhu...

Gazeteciliğin krizde olduğuna dair tartışmaların yapıldığı günlerdeyiz.  Bu öyle bir konu ki; aynı zamanda ülkenin bütün demokratik yaşamını, siyasal ve ekonomik kültürünü, toplumsal dinamiklerini etkiliyor. Zira gündem medya tarafından belirleniyor.
Medya mensuplarının popüler ilgi yaratmak ve starlaşma çabaları artıyor. 
Gazeteciliğin mesleki ilke ve kurallarının aşındığı bir süreçten geçiyoruz.
Tüm dünyada 'habercilik zayıflıyor mu?' endişesi artıyor.
Türkiye de o döngünün dışında değil.
Gazetelerin haber yapmak yerine, kendilerinin haber malzemesi olması, yazarların 'dünyayı okumaktansa' özel hayatlarını okuyucuya açmaları eğilimi güçleniyor. Yeni tür bir gazetecilik tarzı gelişiyor. Köşeler, adeta yazarın kendi hayatını kamuoyuyla paylaştığı birer günlüğe, hatıra defterine dönüşürken, 'gazetecilik ölüyor mu?' sorusu akıllara geliyor.
Evet, 'gazetecilik bir krizin içinde' ama hayır, bir meslek olarak 'gazetecilik asla ölmeyecek.'
Reforme edilecek ve yaşayacak.
Çünkü insanın habere olan ihtiyacı daima yaşamsal değerde olacak. 
Mesleğimizin bunalımı biraz da, 'halktan kopuk, ülke gündeminden uzak olmakla' ilgili.
Haber dışarıda, hayatın içinde, muhabirlik sahada...
Gazetecilik formasyonundaki değişime ve aşınmaya karşı mesleğimizi ayakta tutacak tek kaynak haber. O da
muhabirlikten geçiyor. Özel haber, cesur yorum... İhtiyaç duyulan şeyler işte bunlar.

TEKNOLOJİ GELİŞSE DE HABERİ İNSAN BULACAK
Başdöndürücü ve heyecan verici 3G teknolojisi sayesinde hızlı internetin, görüntülü telefonun hayata geçeceği yeni bir dönem başlıyor bugünden itibaren. Ama unutmayalım, haberi yine 'insan' bulacak, muhabir getirecek.
Yoğun bir bilgi ve haber akışına maruz kalan insanlar, gerçek haberin ne olduğunu iyi gazetecilerden öğrenmek istiyorlar. Hele ki, Türkiye gibi kutuplaşmanın arttığı ülkelerde.
Puslu bir ortamda bilgi bombardımanına tutulan kamuoyu, sağlıklı yoruma ulaşabilmek için başarılı muhabirlerin yazacağı 'tarafsız ve analitik' haberlerle beslenmeli.
Önümüzdeki dönemde, habercilik yapan, haberin kokusunu alan, onu ısrarla takip eden muhabirler ön plana çıkacak. Yani, güçlü refleksleri olan gazeteciler ayakta kalacak.
Bu süreç, basındaki insan kalitesi çıtasının mutlaka yukarıya doğru çıkarılması ihtiyacını da beraberinde getiriyor.
Türk basınında, iyi haberciliği ön plana çıkarma gayreti içindeki AKŞAM Gazetesi, işte tüm bu yaklaşım ve anlayış içerisinde çok önemli bir görev olan Ankara Temsilciliği için anlamlı bir tercihte bulundu ve yeni Ankara Temsilcimiz Utku Çakırözer oldu.

GAZETECİLİĞİN GİTTİĞİ YER...
Utku Çakırözer, 13 yıl boyunca Milliyet gazetesinde başarılı bir muhabir olarak çalıştı. Uzmanlık alanı savunma ve diplomasi olan Utku, son 1.5 yıldır Washington'daydı. Los Angeles Times'ta tecrübelerini artırma ve yazılarını yayımlama imkanı buldu. Önemi giderek artan internet gazeteciliğinin ve uluslararası arenada mesleğimizin gittiği yön konusunda gözlem yapma, deneyim edinme ve kendisini geliştirme şansı yakaladı.
Ankara'da çok iyi haberlere imza atmış olan Çakırözer, tarzı, ahlakı ve çalışkanlığı ile hem diplomasi camiasında hem de arkadaşları arasında saygı görmüş bir isim.
Kendisiyle ilgili kararımızın duyulmasıyla birlikte, özellikle çok sayıda gazeteci arkadaşımdan gelen tebrik ve teşekkür telefonlarından müthiş gururlandığımızı itiraf etmeliyim.
Gazeteciliğe dair görüşlerini her zaman önemsediğim meslektaşlarım Murat Yetkin ve Sedat Bozkurt başta olmak üzere, aldığımız yüzlerce kutlama mesajını Utku adına kabul ettik. Onun yıllardır yöneticisi olan Sedat Ergin'in de 'Utku'nun
gazeteciliğini çok beğenirim' demesini, anlamlı ve kıymetli buluyorum. Zaten Çakırözer'in, Ergin'in en yükseğe koyduğu Ankara Temsilciliği çıtasında başarılı bir performans sergileyeceği inancındayım. 
Utku'ya 'aramıza hoşgeldin'
diyorum.
O, benim de aralarında olmak için çabaladığım ve o yönümün hiç
bozulmamasını istediğim 'muhabir ruhlu gazeteciler' ekolünün yeni bir üyesi oldu. Yönetici olsa dahi 'muhabir ruhunu asla yitirmeyecek'
gazetecilerden birisi...