AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-08-29
30 Temmuz gecesi Harbiye Açık Hava'da 3G konseri vardı. Göksel ve Yalın gecenin yıldızları, Şafak Karaman da sunucusu. 3G'nin ne işe yaradığını anlatarak başladı işe Şafak... Kulisteki Göksel'e cep telefonundan bağlanıp canlı bir mini röportaj yaptı sahnede. Ekranlara yansıtılan görüntülerle ilk canlı 3G yayınını izledik Harbiye'de. Sonra cep telefonundan İnternet’e bağlanıp, Göksel'in ilk okuyacağı şarkıyı indirdi Şafak ve üç saniye filan sürdü bu iş yanılmıyorsam. Vay be dedik, büyüksün 3G... Hıncal Uluç dizüstü bilgisayarlara karşı Don Kişot'luk ededursun, 3G'nin haberciliğe katacağı yeniliklerin heyecanı içindeyim ben de Hasan Cemal gibi.
Ve Göksel sahnede... Geçmişten bugüne taşıdığı şarkıları topladığı son albümünden söyleyerek başladı Göksel. Doya doya söyledi, doya doya dinletti. Finalde öyle bir 'Depresyondayım' patlattı ki kalbi kırıkların gözyaşları Harbiye'de sel oldu. En son, otrişini de Açık Hava’nın rüzgarına savurup sahneden ayrıldı Göksel.
Kısa bir aradan sonra Yalın gelecek derken o ara hiç de kısa sürmedi. Protesto ıslıkları ve 'hadi ama aaa' sitemleri sonucu Yalın, sonunda sahneye çıktı. Fakat birazdan anlaşıldı ki Yalın değil, Yalın pozları takınan bir dublörmüş o. Yalın ise dev bir spotun işaret ettiği yerde, Harbiye'nin en üst basamağında belirdi. Ve ilk şarkıya seyircinin arasında başlayarak, sürprizli uzun bir yürüyüşle sahneye ulaştı. Kılığı çok şık, hal hareketleri ve enerjisi pek yerindeydi Yalın'ın. Meğer altı sene olmuş 'Zalim / oyunbozan' diyen sesini radyoda ilk duyduğumuzdan bu yana. Güzel bir 3G gecesiydi velhasıl.
Fakat eve dönerken yıllar öncesinin 'G noktası' polemiklerini hatırlamadan edemedim. Oradaydı buradaydı, sendeydi bendeydi, yalandı doğruydu derken tek bir G'nin hayatımızda yarattığı karmaşaya bakılırsa, 3G'nin başımıza açacağı işlerden tırsmamak elde değil.
Ah Halis Ağa ah
Halis Toprak, dilden dile dolaşan evliliği ile ilgili Yavuz Donat’a konuştu; 'Peygamber efendimiz de 16 yaşında hanım almadı mı, niye bana kızıyorlar?'
Üç dört 'karı' almak ya da küçük yaşta kızla evlenmek gibi zıpçıktı işleri meşrulaştırmanın en popüler yolu da bu oldu, 'Peygamber efendimiz de yapmıştı, etmişti'... Halbuki sorarlar adama; sanki hayat boyu her işini Peygamber'e göre gördün, onun izinden bir an ayrılmadın da, evlilik hareketin O'nun usulünde olacak. 17'lik kız almaktan başka hangi işin Peygamber'inkine benziyor Allah aşkına? 'Kanun yapabilirsin diyor, yaptım' de çık işin içinden. Ama yok ille Peygamber efendimiz de yapmadı mı? E yaptı da bir sor hele bakalım niye yaptı? Bana değil tabii Yaşar Nuri Hoca'ya sor, anlatsın.
Mutlu aşk varmış...
Bu hafta sonu çantama giren kitap, Nermin Bezmen’in yazdığı kıpkırmızı kapaklı 'Bizim Gizli Bahçemizden'. Eşi Pamir Bezmen'in ardından kaleme aldığı duygular düşünceler var içinde. Hayatları, aşkları, çocukları, dostları... Otuz dört buçuk senelik bir büyük aşkın ardından çıkagelen yalnızlığı anlatıyor Nermin Bezmen. Çaresizliğini okudukça insan, öyle büyük bir aşka kavuşmak talih mi, talihsizlik mi karar veremiyor. 18'inden beri hayran ve aşık olduğu adamın hayatının kraliçesi olmuş ve bir gün birden bire onsuz kalıvermiş Nermin Bezmen'e sabır diliyorum. Sevdiklerinin kıymetini bilme konusunda beceriksiz olanlara da tavsiyem, bu işi ertelemeyin çok pişman olursunuz. İyi hafta sonları.