AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-08-29

kategori2

Sanatçının neresine bakıp değer biçiyoruz?

Yaz aylarıyla beraber İstanbul Boğazı sahil şeridindeki gece kulüpleri de müşteri çekebilmek adına bazı  organizasyonlar yarattı. Kimi yabancı DJ getirdi, kimi parti geceleri düzenledi, kimi ünlü şarkıcılara konser verdirtti.
Sortie ise her çarşamba İstanbul Gelişim Orkestrası'nı sahneye çıkartıyor. Bence iyi de  yapıyor.
Birkaç kez gittim... Kulaklarımıza zorla alıştırılan ucuz, ezberi kolay melodilerden kurtulduk sayelerinde. Unuttuğumuz şarkıları iyi bir orkestradan dinledik. Doluluk oranı her gittiğimde orta düzeydeydi.
Ne tıklım tıklım ne de tenha, tam ortası.
Çoğunluk orta yaş ve üzeri.
Son gidişimde sahneyi izlerken  aklıma bir soru takıldı. Türkiye'de işini iyi yapan, başarılı  bir orkestrayı kaç  paraya sahneye  çıkartabilirsiniz?
Eğer hesabı ünlü şarkıcılar ve orkestraları üzerinden yapacaksak İstanbul Gelişim'in gecelik fiyatı karşılanamayacak kadar yüksek  olmalı diye düşündüm.
İyi olarak kabul edilemeyecek sesteki ünlü şarkıcıların gecelik fiyatlarını gazetelerde okuyoruz, tahmine gerek yok.
Sortie'nin içinde bir küçük araştırma yaptım.
İstanbul Gelişim Orkestrası'nın toplamda kaç para aldığını öğrenemedim ama alınan ücret dağıtıldığında adam başı 1000 TL bile düşmediğini öğrendim.
Her biri  yıllarını vermiş,  kıymetli, yetenekteki bu insanlar dünyanın başka bir yerinde  müzisyen olsalardı hak ettikleri motivasyonu hem izleyici tepkisiyle hem de maddi olarak fazlasıyla kazanacaklardı şüphesiz...
Kafamı tekrar sahneye çevirdim. Yıllarını bu işe veren Atilla Özdemiroğlu o gece  5 farklı enstrüman çalıyordu. Neco, kızını ve karısını bırakıp her çarşamba Bodrum'dan İstanbul'a sırf o orkestrayla, o sahnede bulunmak adına geliyordu. Garo Mafyan, Asım Ekren ve diğerlerinin de işlerine büyük aşkla bağlı olduğu tartışılmaz. Şimdi düşünüyorum da biz gerçekten neye ne kadar kıymet vermemiz gerektiğini bilmeyen bir milletiz.
Her şeyimiz tuhaf. Aradan tek tük kıymetli adam çıkıyor, onların da  biz kıymetini bilmiyoruz.
Demet Akalın'lar, Gülben Ergen'ler gırla  kazanıyor, hayranları gün geçtikçe artıyor ama İstanbul Gelişim  Orkestrası mütevazı paralara mütevazı dinleyicilerle yola devam ediyor. (Bu konuda Işın Karaca için de aynı şeyleri düşünmüşümdür hep. O sese  hak ettiği karşılığı vermiyoruz)
Yanlış anlaşılmasın diğerlerini yok edelim demiyorum. Ama arada bu kadar yüksek bir uçurum olmasını da hazmedemiyorum.

Müjde Ar, yeni Seda Sayan mı olacak?
Yaz aylarında şehir sakinlerini takip etmek, hayatı koklamak için sık yer değiştirmek gerekiyor. Anlayacağınız şimdilerde takip etmem, gitmem, görmem gereken çok yer var. Hal böyle olunca da medya kulislerinden uzaklaşılır sanıyordum, meğer alakası yokmuş.
Biliyorsunuz, geçen kışın en konuşulanlarından biri Pınar Kür, Müjde Ar, Aysun Kayacı ve Çiğdem Anad'ın NTV'de yaptıkları programdı.
Bir süre önce programın yayından kaldırıldığını, yeni yayın döneminde olmayacağını okumuştum. Bir anlam verememiştim doğrusu.
Meğer bu kanalın isteğiyle olan bir yayından kaldırma durumu değilmiş. Zaten ilk günden beri bu 4 kadın arasında muazzam bir anlaşmazlık varmış. Ciddi ego çatışmaları yaşanıyormuş.
Durum böyleyken sık sık tek başına program yapma teklifleri alan Müjde Ar programdan ayrılma kararı almış. Yeni yayın döneminde gündüz kuşağında yayınlanacak ve tek başına yöneteceği bir programı olacakmış.
Ar'ın ayrılmasıyla da  program kaldırılmış.