AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-08-29

kategori2

Bu adada herkes çıplak

Son yılların artan tatil trendi şüphesiz Yunan adaları. Özellikle Bodrum ve Çeşme'de tatil yarıda kesilip en yakın adalarda devam ediliyor. Çoğu adaya gitmek pek de mesele değil. Ya feribotla ya da özel teknelerle gitmek mümkün.
Yunan adası seyahatleri öyle olağan hale geldi ki tatile çıkarken herkes yanına pasaportunu da alıyor.
Hal böyle olunca bu yaz birkaç adayı gezip izlenimlerimi sizinle paylaşmak istedim. İlk olarak Kuşadası'ndan feribotla bir buçuk saatlik mesafedeki Samos'u tercih ettim.
Samos, Türkiye'ye en yakın Yunan adası. Ege Denizi'ndeki en büyük sekizinci  ada. Havaalanından Mykanos, Santorini, Naxos, Paros, Atina'ya da uçuşlar var. O yüzden hem Türk hem de yabancı turistlerin sık uğradığı bir ada.
Kuşadası'ndan bindiğiniz feribottan Vathi Limanı'nda iniyorsunuz. Adanın en renkli bölgesi Kokkari. Bir balıkçı köyü.
Adaya gitmeden önce edindiğimiz bilgiler sayesinde Kokkari'de bir otele yerleştik. Tüm adaya hakim olan mimari, dar sokaklar, begonviller, mavi, sarı ve beyaz renkli evler burada da devam etmekte. Sahil şeridi boyunca birçok restoran bulunmakta. Bunların çoğu gece tavernaya dönüşüyor.
Yemekler şaşırtıcı derecede kötü. Sadece Kokkari'de değil ada genelinde yemekler kötü.
Sokakta karşılaştığınız ada sakinlerinin İngilizcesi var ama dükkan çalışanlarının yok denecek kadar az. Anlaşmak için tarzancayı tercih etmek zorundasınız. Fiyatlar oldukça yüksek.
Kokkari'deki otele yerleştikten sonra adını daha önce de duyduğum bölgenin en meşhur plajı olarak anılan Tsamadou'ya gidiyoruz. Oldukça yüksek bir dağ tepesine kurulmuş restorandan aşağıya ince bir patikadan yürüyerek sahile ulaşmak gerekiyor. Denizin rengi kusursuz. Tepeden fotoğraf çekmek istiyorum. Makinenin ekranında gördüğüm şeye şaşırıyorum. Aşağıda yatmakta olan herkes çıplak. Oysa Tsamadou Beach bir çıplaklar kampı değil.
Sahile ulaştığımızda insanların tercihlerine göre renk renk gruplara ayrıldığını görüyoruz. 'Mavi' çırılçıplak, 'Turuncu' yarı çıplak, 'Sarı' ise mayolu denize girmek isteyenlere ayrılmış. Mavi yani çıplaklara ayrılan kısımda herkes yaşlı. Turuncu'yu tercih etmek zorunda kalıyoruz çünkü diğer tüm renklerin şezlongları dolu. Herhangi bir mecburiyet yok. Yani çıplaklar bölümünde mayolu olabilirsiniz. Ama insan ister istemez rahatsız oluyor.
Plajda epey Türk var. Çıplak insanlara bakıp birbirlerini dürtmüyorlardı demek isterdim ama maalesef çıplaklar kampının huzurunu kaçırdıkları ortadaydı. Kadınlı erkekli Türkler çıplak gördükleri yerde ağızlarını kapatmak suretiyle gülmeye başlıyorlardı.
Aslında o anda bu çıplaklık meselesinin sadece o plaja ait bir durum olduğunu sanmaktaydım. Ama daha sonra gittiğim Lemonakia ve Tsambu'da da güneşlenen nüfusun çoğunluğu çıplaktı.
Plajlarda ellerinde pankartla dolaşan Çinli masöz ve masörler dikkat çekiciydi. Tüm vücut, yarım vücut olarak ikiye ayrılan masajlardan birini seçip çırılçıplak yatmakta olduğunuz şezlongunuzda Çin usulü masaj yaptırabiliyorsunuz.

Gece hayatı oldukça renkli
Adaya gitmeden önce 'gece hayatı renksiz' bilgisini almıştım. Akşam Kokkari'de Kokkoro isimli bölgenin en ünlü restoranında yediğimiz yemeğin ardından Vathi'ye gece hayatını keşfetmeye geçtik. Restoran ünlüydü ünlü olmasına ama inanın yemekler bir Yunan adasında başınıza geleceğinize inanmayacağınız kadar kötüydü. Tarama, ahtapot ızgara, midye, kalamar ne aklınıza geliyorsa tatsız tutsuzdu.
Vathi'de akşam üstü içkisi ve gece hayatına geçiş öncesi Aeolis Otel'in barı tercih ediliyor. Saat 01.00 sularında ise biraz daha ilerideki Escape bara geçiliyor. Escape küçük bir Reina. Barmen İngilizce bilmiyor. Anlaşamayacağını anladığında 'Blue Lagoon' adlı tuhaf bir içki hazırlıyor. Daha geç saatlerde ise Kokkari'ye yakın Amore tercih ediliyor. Burası biraz daha diskotek olmaya yakın. Ada insanları içmeye, eğlenmeye ve ziyarete gelen turistlerle sohbete açık.
Bu arada söylemeden geçemeyeceğim; gündüz ve gece yaptığımız ada içi seyahatlerde bize bir kadın şoför eşlik etti. Bikinisi ve minicik şortuyla görülmeye değerdi. Vaso Markou adanın en meşhur taksi şoförü, oldukça eğlenceli biri. Gece geç saatlerde bizi gezdirme işini kocası Manolis'e bıraktı. Yolunuz Samos'a düşerse bu iki eğlenceli insanı bulmanız ve kendinizi onlara teslim etmenizi öneririm. Bu arada Samos'ta sadece Uzo ve Mastika içilmiyor. Ada tatlı şaraplarıyla da ünlü...

Pisagor sağolsun; herkes eşit miktarda şarap içiyor
Gece gündüz fark etmiyor, sokağa çıktığınız anda yoğun bir yasemin çiçeği kokusunun etkisine giriyorsunuz. Kokudan olsa gerek alışverişten uzak duramıyorsunuz. Adada her nevi alışveriş imkanı var ama oraya gidip de Pisagor'un bardaklarından almadan dönmek olmaz.
Vathy'den 14 kilometre uzaklıktaki Pythagorio kasabası adını burada ünlü matematikçisi Pisagor'dan almış. Antik çağın önemli filozof, matematikçi ve müzisyeni Pisagor, anlayacağınız üzere Samos'lu idi.
Pisagor tarafından icat edilen bardak oldukça ilginç. Bardağın içindeki çizgiyi aşacak miktarda şarap koyduğunuzda tüm şarap yere boşalıyor. Pisagor bu bardağı 'herkes eşit miktarda şarap içmeli' düşüncesiyle icat etmiş. Ancak yıllar içinde bardağa daha farklı anlamlar yüklenmiş. Şimdilerde bardak 'Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz. Açgözlü olursan her şeyi kaybedersin' açıklamasıyla satılıyor. Zaten 'Pisagor Bardağı' olan adı zaman içinde 'Kendini bil bardağı' olarak değiştirilmiş...

Mutlaka görün
- Eupalinos Tüneli bir antik su tüneli. Kaynak suyunu bir km ötedeki yerleşim yerine getirebilmek için antik Yunanlılar tarafından 2500 yıl önce dağın dokuz metre altı oyularak yapılmıştır.
- Hera Tapınağı. Harabe halinde sergilenmekte.
- Mytilini'deki Paleontoloji Müzesi. Milyonlarca yıl öncesine ait hayvan fosilleri sergileniyor.
- Bir de dilden dile dolaşan Karaveli köyü var. Zamanım yetmediği için ben gidemedim ama yolunuz düşerse siz mutlaka gidin. Anlatılanlara göre köyde herkes Türkçe konuşuyormuş.