AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-08-29
Filmlerdeki Amerikan Polisi, gece yarısı araç içinde usta - çaylak muhabbeti sürer ve soğuk şakalar yaparken, mutlak surette hamburger ve kahve tüketir. Acil durum çağrısı gelene kadarki zaman daima böyle geçirilir. Gerçek hayatta durum görece farklı olsa da konsept yakındır. Bizde de öyle değil mi? Muhtelif büfe, hamburgerci, dürümcü, köfteci, kokoreççinin önüne, hemen her zaman bir 'ekip otosu' konuşlanmıştır. Bizimkiler arabada değil, masada yemeği tercih ediyor gene de sanırım. Ne olursa olsun, iş yaşamı ve temposu gereği polis, genelde ayaküstü ve kötü yemek yiyor. Üstelik bizimkiler 'siyahi' olmadığı için kilo almaya çok daha müsait (!) Acil durumları saymazsak bütün günü arabada, karakolun önünde ya da masa başında geçiriyor ve hızla kilo alıyorlar.
Durumu tespit eden Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir, 'çevik, dinamik ve sağlıklı' görev anlayışını geliştirme çerçevesinde mühim bir adım attı ve polisin, boy ve kilo standartlarının yönetmelik ve talimatlara uygunlaştırılması ile ilgili personele yönelik bir genelge yayımladı. Ve Polis Meslek Yüksekokullarına Giriş Yönetmeliği'nde, 'Bayanlar için 1.65, erkekler için 1.67 cm'den kısa boylu olmamak ve boy ölçüsünün son iki rakamı ile kilosu arasında 15 kilogram eksik veya fazla fark olmaması' hükmünün yer aldığı anımsatılmasının ardından, göbekli yahut kilolu polislerin diyete - spora yönelmeleri zorunlu hale geldi.
Kilo takip işlemleri üzerinde 'hassasiyetle durulacağı' belirtilen genelgeye göre, konu, birim amirleri tarafından bizzat takip edilerek, ekim ayında hazırlanacak 'rapor', İl Emniyet Müdürü Orhan Özdemir'e sunulacak.
Sağlıklı ölçülere kavuşmak zorunluluğu Emniyet teşkilatında şüphesiz pozitif sonuçlar verecek ve topluma da fayda getirecektir. Ancak dilerim bu çaba ve çalışmalar esnasında, personel tek başına bırakılmaz. Zira kilo vermek hayli zor ve yanlışa düşülmesi de çok kolay bir iştir. Görevini kaybetme korkusuyla, zayıflamak uğruna açbilaç yollara düşüp de balık istifi toplu taşıma araçlarında ayılıp bayılan polis vakaları baş göstermez umarım önümüzdeki günlerde. Teşkilat bu konuda önlemlerini hızlandırmalı ve kilo verme konusunda personeli acilen bilinçlendirmelidir. Uzmanlardan yardım alınmalı, personelin kullanabileceği spor alanları oluşturulmalıdır. Ki polis maaşıyla bir spor salonuna üye olup, organik beslenmeleri beklenmiyordur diye umuyorum...
Bunca risk altında yapılan bu görevlere seçilen personele, yani 'polis'e iyi bakmak ve eğitmek, teşkilatın görevidir bence. Mademki canımız, malımız, huzurumuz, güvenliğimiz onlara emanet, 'polis'in standartlarını geliştirip kollamak da teşkilatın mecburiyeti olmalı. Olmalı ki, polisin maruz kaldığı yarı korku - yarı nefret - yarı acımadan ibaret o ketum bakış açısı değişsin ve toplum, 'polis'iyle barışsın. İyi haftalar.