AKŞAM
'Bugüne kadar birçok teknik adam ve oyuncuyla çalıştık. Keşke daha önce şu birlikteliği sağlayabilseydik. Kimbilir neler olurdu. Mustafa hoca imzayı attığı andan itibaren bana öyle bir güven verdi ki...'
Başkan Yıldırım Demirören'in arkadaşlarına söylediği şu söz Beşiktaş tarihine geçti:

'Tek hatam var. O da Mustafa Hoca'yı bu takımın başına daha önceden getirmememdir'
Demirören devre arasında sarf ettiği bu sözleri bir ay önce bir dost meclisinde bir kere daha tekrar etti ve ekledi: 'Bugüne kadar birçok teknik adam ve oyuncuyla çalıştık. Bazen oldu, bazen olmadı... Keşke daha önce şu birlikteliği sağlayabilseydik... Kimbilir neler olurdu... Bu sezon Mustafa Hoca'nın adı ilk geçtiğinde kafamda soru işaretleri vardı... Ancak imzayı attığı andan itibaren bana öyle bir güven verdi ki... Tek hatam var. O da Mustafa hocayı bu takımın başına daha önceden getirmememdir
BAŞKAN HAKLIYDI
BaŞkan haklıydı... Ligin ilk yarısını 6. sırada bitireceksin... İkinci devrede ise üstünde bulunan 5 rakibinle aranda bulunan toplam 15 puanlık farkı eritip 31. haftada liderlik koltuğunu ele geçireceksin...
Ve son 4 haftada da o koltuğu kimselere kaptırmayacaksın...
Başkan haklıydı...
Türk futbolunun lokomotifleri olan 3 Büyükler'i 'orta çağdan beri' şampiyon yapan tek teknik direktör olan... Beşiktaş'ı şampiyonluğa taşıyan ilk Türk teknik adam olan... Siyah-Beyazlılar'a ligin yanı sıra Türkiye Kupası'nı da kazandırarak duble yaptıran ikinci hoca olan... Mustafa Denizli hakkındaki sözlerinde...
Başkan haklıydı...
DENİZLİ UZUN İSTEMİYOR
Demİrören, şimdilerde ise Mustafa Hoca'ya bu sezon ortasında olduğu gibi yine uzun süreli bir sözleşme imzalatma peşinde... Başkanın aklında yine 3 yıl var... Tecrübeli teknik adamın yıllık aldığı 1.5 milyon euroluk ücreti de arttırmaya kararlı...
Ancak Denizli, tüm kariyerinde olduğu gibi bugün de uzun süreli anlaşmalara karşı... Başkana, '3 yıla gerek yok. Bir kez daha 1 yıllık sözleşme yapalım. Gelecek sezon sonunda yine oturur konuşuruz, ne yapacağımıza o zaman karar veririz' diyor... Başkan kararlı... Ancak Denizli de kararlı... Artık kaç yıl olur bilemem ama Denizli'nin en azından gelecek sezon da Beşiktaş'ın başında olacağı bir gerçek...
YUSUF BİZE GELİRMİSİN
Mustafa Denizli'yi çok rahatsız eden bir konu vardı; Delgado'nun sakatlığı... Geldiği günden beri çok güvendiği, formsuz olduğu zamanlarda bile ısrarla oynattığı, takımın kaptanlığını verdiği Arjantinli yıldızın yokluğunda takıma liderlik edebilecek birisi gerekiyordu....O isim ise Yusuf'tan başkası değildi... Ancak bu konuda da aşılması gereken bir engel vardı...
Yusuf Trabzonspor'la anlaşmıştı...
Mustafa Denizli, eski öğrencisini telefonla aradı ve aralarında şu konuşma geçti:
l Yusuf, Bursaspor'dan ayrıldığını biliyorum. Trabzonspor ile anlaştığının da farkındayım. Ancak şunu sormak istiyorum; henüz imza attın mı?
l Hayır hocam, parasal konularda birkaç pürüz var. Onları halletmeye çalışıyoruz.
l Tamam o zaman. Sana biz de talibiz. Seni takımımda görmek istiyorum. Gelir misin?
l Hocam, tabi ki seve seve gelirim. Ancak Ersun hocaya söz verdim.
l Yusuf; seni yıllardır tanırım. Sözünün eri olduğuna da bilirim. Trabzonspr da çok büyük bir camia. Bu sezon çok iyi takım kurdular ve onlar da şampiyonluğa oynuyorlar. Ancak İstanbul'dan gidişini düşün... Yaşını düşün... Çok fırsat teptin kariyerinde.. Şimdi ben sana futbolunun ikinci baharında bir kez daha kendini tüm Türkiye'ye kanıtlama frsatı veriyorum... Bunu da iyi düşün. Ve git Ersun hocayla konuş...
SEN KAFANA KOYMUŞSUN
Bu laflar Yusuf'u çok etkilemişti... Mustafa Denizli'nin söylediği gibi tecrübeli futbolcunun eline zamanında çok fırsat geçmişti... Ve bunları harcamıştı... Bu da onlardan biri mi olacaktı...
Yusuf, Antalya'daki Trabzon kampına gitti. Ersun Yanal ile özel bir görüşme yaptı. Tüm telefon görüşmesini birebir anlattı... Ersun Hoca'nın cevabı netti:
l Yusuf, sen zaten Beşiktaş'ta oynamayı kafaya koymuşsun... Yapacak bir şey yok... Hayırlısı olsun...
Camiadaki Yusuf için de soru işaretleri vardı... Özellike yöneticiler bu transferi bir türlü kabullenemiyordu. Mustafa Denizli büyük emeklerle transfer ettiği eski oyuncusunu şu sözlerle korudu:
'Ben şu anda bir şey demiyorum. Zaten Yusuf ikinci devrede oynayacağı futbol; atacağı ve attıracağı gollerle o soru işaretlerine en iyi cevabı verecektir' dedi.
YUSUF, HOCASINI UTANDIRMADI
VE ikinci devrede Yusuf, hocasının yüzünü kara çıkartmadı.. Hakkında ne söylediyse yaptı; oynadığı futbol, atttığı ve attırdığı gollerle Beşiktaş'ın birçok maçı kazanmasını sağladı...
Keza Ernst de öyle... Alman oyuncu, Siyah-Beyazlılar'ın orta sahasına çeki düzen vermekle kalmadı, gelişiyle Cisse başta olmak üzere takımdaki diğer oyuncuların da performanslarının artmasına sebep oldu... Şampiyonluk ve Türkiye Kupası zaferine giden yolda sezonun kırılma anlardından biri de bu iki futbolcunun takıma kazandırılması oldu...
Sevinin ama abartmayın
Süper Lig'de 31. hafta... Beşiktaş, deplasmanda Ankaraspor'u 4-1 mağlup ederek 8 haftadır peşinde koştuğu liderlik koltuğunu sonunda Sivasspor'dan devraldı. Maçın 78. dakikasında Türk futbolunun gelecekteki yıldızlarından biri olarak gösterilen Özer Hurmacı sakatlanmıştı... Özer sahayı ağlayarak terk etmişti...
Karşılaşma sonrasında Beşiktaş soyunma odasında müthiş bir sevinç yaşanıyordu... Tüm futbolcular hoplayarak zıplayarak şampiyonluk şarkıları söylemekteydi... Ancak bir kişi eksikti... Rüştü...
Tecrübeli kaleci Ankaraspor'un soyunma odasındaydı... Türk futbolunun en önemli isimlerinden biri olan Rüştü, ağabeyliğini göstermiş ve Özer'i teselli etmek için yanına gitmişti... Arkadaşları sevinirken, o sakatlanan Özer'i unutmamıştı... Sonra Rüştü de arkadaşlarının sevincini paylaşmak için Beşiktaş soyunma odasına gitti. Ve bir kez daha ağabeyliğini gösterdi: 'Arkadaşlar, sevinelim ama abartmayalım. Futbolda neler olabildiğini biliyoruz. O yüzden asıl sevincimizi şampiyonluğa saklayalım.'
Dikkatli ol donunu alırlar!
22 Nisan'da İnönü'de oynanan rövanş maçında Beşiktaş, Ankaraspor'a 2-1 mağlup olmasına rağmen Türkiye Kupası'nda tur atlamış ve finale çıkmayı başarmıştı.... Karşılaşma sonrasında Mustafa Denizli soyunma odasına girdi. Herkesi tek tek tebrik eden Denizli, karşısında Holosko'yu buldu. Slovak oyuncu etragfa gülücükler dağıtıyordu ancak üzerinde sadece kilot vardı... Denizli, 'Bu ne hal oğlum?' diye sorunca...
Holosko, 'Hocam taraftar istedi, formamı ve şortumu onlara verdim' diye cevapladı...
Denizli de espriyi patlattı: 'O zaman dikkat et. Vallahi şampiyon olursak onu da alırlar. Sen, sen ol, şampiyonluk maçından önce içine 3-4 tane don giy.'
Tipik bir Alman
Beşiktaş'ın gündeminde sezon başında da bulunan bir oyuncu vardı: Fabian Ernst... Schalke'li orta saha oyuncusu, Alman futbolcuların tipik özelliklerine sahipti: İstikrarlı, disiplinli, görev bilinci olan, çok koşan, azami düzeyde top tekniği ve savunma yapabilme kabiliyeti bulunan bir oyuncuydu...
Bu sözler hala kulaklarda
Mustafa hoca, ligin son maçı olan Denizlispor karşılaşmasından önce soyunma odasında çok önemli bir konuşma yaptı... İşte hala Beşiktaşlı futbolcuların kulaklarında çınlayan Denizli'nin o konuşması...
'Çok fazla konuşmayacağım.... Önümüzde bir 90 dakika var...
Bu 90 dakika 'camiaya ne getirir, camiadan ne götürür'; hepiniz biliyorsunuz...
Ben sadece hatırlatmak istiyorum... Sizleri lider takım futbolcuları olarak uğurluyorum... 90 dakika sonunda şampiyon takımın futbolcuları olarak karşılamak istiyorum...
Bu kapıdan çıkış sözün bittiği yerdir...
Top sizde... İster ağlara gönderin şampiyon olalım... İster auta atın bütün sezonu heba edin...'
Denizli'nin bu sözlerinden sonra soyunma odasında 10 saniyelik bir sessizlik yaşandı. Bütün oyuncuların kafaları yere doğru eğilmişti... Herkes maça konsantre olmaya çalışıyordu...
Sessizliği Rüştü bozdu...
'Haydi çocuklar, gösterelim kendimizi.. Çıkalım şu maça ve şampiyona yakışır bir futbol oynayarak hak ettiğimiz kupaya uzanalım!'
Rüştü'nün bu sözlerine cevaplar geçikmedi... Kafalar kalktı...
'Evet, hadi bitirelim bu işi...'
'Gösterelim kendimizi!...'
'Haydi çocuklar...'
Soyunma odasında bağıran bağıranaydı... Denizli gülümsedi... O an anladı...
Şampiyonluk gelmişti....
Nobre'den 3 yıllık imza
Ve Nobre kendisini 3 yıl daha Beşiktaş'lı yapan imzayı attı. Beşiktaş Kulübü, sözleşmesi sona eren Mert Nobre ile 3 yıl için sözleşme yenilediğini Borsa'ya bildirdi. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na (İMKB) gönderilen yazıda, şöyle denildi: 'Şirketimiz profesyonel futbolcularından Mert Nobre ile aşağıdaki şartlarda 3 yıllık (2011-2012 sezonu sonuna kadar) sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme bedeli olarak oyuncuya 2009-2010 sezonu için bir defaya mahsus olarak 1 milyon Avro ve 10 eşit taksitte ödenmek üzere 1 milyon 400 bin Avro; 2010-2011 sezonu için bir defaya mahsus olarak 750 bin Avro ve 10 eşit taksitte ödenmek üzere 1 milyon 400 bin avro; 2011-2012 sezonu için ise bir defaya mahsus olarak 750 bin Avro ve 10 eşit taksitte ödenmek üzere 1 milyon 400 bin Avro ödenecektir.''
En hırçın Sivok
Şampiyon Beşiktaş'ta en hırçın futbolcu Tomas Sivok oldu. Çek futbolcu, toplam 9 sarı, 1 de kırmızı kart gördü. Savunma oyuncusu, aldığı kart cezaları nedeniyle takımını bu sezon 4 maçta yalnız bıraktı. Sivok'un ardından vatandaşı Tomas Zapotocny 4 sarı 1 kırmızı kartla en çok kart gören futbolcular arasında yer aldı. Siyah-beyazlılar, Turkcell Süper Lig'de toplam 56 kez sarı, 5 kez de kırmızı kartla cezalandırıldı.