AKŞAM | CUMARTESI | 22 AĞUSTOS 2009, CUMARTESİ
Uzmanlar, saÄŸlıklı beslenme uÄŸruna pek çok gıdayı hayatından çıkaranları uyarıyor. Çünkü 'saÄŸlıklı ve saf beslenme takıntısı' son dönemde hızla yaygınlaÅŸan bir hastalığa iÅŸaret ediyor: Orthoreksiya. Yeni çağın hastalığı orthoreksiya, hem fiziksel hem ruhsal hem de sosyal açıdan ciddi zararlar veriyor.
Obezite, kanser, tansiyon, kalp gibi birçok hastalıktan kaçınmak için yediklerimize özen göstermemiz gerektiÄŸini çoktan öÄŸrendik. Haliyle son yıllarda pek çok kiÅŸi saÄŸlıklı beslenme trendine kendini kaptırmış durumda. Kalori, yaÄŸ oranı, besin deÄŸeri hesapları yapmak, organik gıdaları tercih etmek faydalı. Ancak saÄŸlıklı beslenmenin de bir sınırı var. Çünkü saÄŸlıklı beslenmeyi 'takıntı' haline getirmek, beraberinde baÅŸka bir saÄŸlıksız durumu getiriyor: Orthoreksiya.
Doktorlar tarafından 'yeni çağın hastalığı' olarak sıkça telaffuz edilmeye baÅŸlanan orthoreksiya, Yunanca'da 'doÄŸru' anlamına gelen 'ortho' ve 'iÅŸtah' anlamına gelen 'orexis' kelimelerinden türetilen bir kavram. SaÄŸlıklı beslenmeye abartılı önem verme, katkısız ve doÄŸal besinlerle beslenmeyi bir takıntı haline getirme ve tüm hayatını beslenme konusuna endeksli olarak ÅŸekillendirme anlamını taşıyor.
Hastalığın isim babası olan ve ilk kez 1997 yılında bu tanımı kullanan ABD'li doktor Steven Bratman hastalığı kısaca ÅŸöyle açıklıyor: 'EÄŸer saÄŸlıklı beslenme takıntınız mutluluÄŸunuzu ve sosyal hayatınızı olumsuz yönde etkiliyorsa bir probleminiz var demektir!'
SAF OLMAYAN HER ÅžEY YASAK
Orthoreksiya, günümüzün ciddi yeme bozukluklarından biri olan anoreksiya gibi psikolojik boyutu olan bir yeme bozukluÄŸu problemi. Ancak orthoreksiklerin yeme bozukluÄŸu, zayıflama takıntısından kaynaklanmıyor. Onlar için asıl önemli olan yediklerinin miktarı deÄŸil, kalitesi; az yemek deÄŸil, en saÄŸlıklı ve saf olanı yemek.
Saf olanı yeme takıntısıyla beslenme alışkanlıklarını son derece katı kurallar çerçevesinde ÅŸekillendiriyorlar. ÖrneÄŸin makarna veya peynir gibi iÅŸlenmiÅŸ gıdaları hayatlarından çıkarıyorlar. Åžeker, tuz, kafein, alkol, buÄŸday, gluten, soya, hububat, süt ve süt ürünleri gibi besinleri asla yemiyorlar. Fazla karbonhidrat ihtiva ettiÄŸi için patates gibi kök sebzeleri reddetmek hatta elma gibi basit bir meyveyi bile eÄŸer organik deÄŸilse, toksik maddeler ihtiva edebileceÄŸi düÅŸüncesiyle yememek gibi 'yasaklar' belirleyerek yiyecekleri sınırlıyorlar. Sonuçta pek çoÄŸumuzun yediÄŸi besinler orthoreksiklerin 'yasaklar' listesine girdiÄŸinden, hayatlarını geriye kalan 'saf' ve 'saÄŸlıklı' çok az besin maddesiyle geçiriyorlar.
Hastalığın psikolojik yönünü ise Dr. Bratman ÅŸu sözlerle dile getiriyor: 'Bu kiÅŸilerin saÄŸlıklı ve saf beslenme takıntısının altında bedenselden çok ruhsal bir saflık elde etme psikolojisi var. Yediklerini sadece gıda deÄŸil, aynı zamanda kendilerini daha deÄŸerli ve erdemli hissetmelerini saÄŸlayan araçlar olarak görüyorlar. Öyle ki, bu ÅŸekilde beslenmek onlara özgüven kazandırıyor; kötü olduÄŸuna inandıkları ÅŸekilde beslenmek ise kendilerinden nefret etmelerine yol açıyor.'
İşte bu sebeple orthoreksikler belirledikleri katı beslenme kurallarına uymak için çok fazla çaba harcıyor, hatta tüm hayatını bu konu üzerinden ÅŸekillendirmeye baÅŸlıyorlar. ÖÄŸünlerini çoÄŸu kez günler öncesinden planlıyor, dışarıdayken içindeki yaÄŸlar ya da katkı maddelerinden korktukları ÅŸeyi yiyemiyor, kendi yiyeceklerini yanlarında taşıyorlar. 'Orada benim yiyebileceÄŸim bir ÅŸey olmaz' düÅŸüncesiyle dışarıdaki sosyal ortamlara, eÅŸ-dost toplantılarına katılmaktan bile kaçınabiliyor. Öte yandan giderek hayata uyum göstermeleri zorlaÅŸsa da diyetlerine baÄŸlı kalmak için gösterdikleri büyük irade sebebiyle onlar kendilerini bu tür bir çaba içinde olmayan insanlardan daha erdemli ve üstün hissediyorlar. SaÄŸlıklı beslenme yeminlerini bozup da 'yasak' bir yiyeceÄŸe yenik düÅŸtüklerindeyse kendilerini daha katı kurallarla yiyeceklerden uzak durarak cezalandırıyorlar. Sonuçta kısıtlı besin maddesini yiyerek hayatını sürdüren orthoreksikler hem fiziksel, hem psikolojik hem de sosyal açıdan saÄŸlıksız bu yaÅŸam tarzıyla ciddi zararlar görüyorlar.
Orthoreksiya kavramı henüz tıp literatürüne girmiÅŸ olmasa da, tıp dünyasından isimler ve kurumlar kavramı çoktan benimsemiÅŸ durumda; çünkü orthoreksiya son yıllarda hızla yaygınlaÅŸmakta. Amerikan Diyetisyenler DerneÄŸi orthoreksiyanın 10 yıl içinde çok yaygın bir hastalık halini alacağını, İngiltere'deki Beslenme Bozuklukları DerneÄŸi (EDA) ise bunun gelecek yıllarda insanlığı tehdit edecek hastalıklardan biri olacağını söylüyor. Daha çok 30 yaÅŸ üstü, iyi eÄŸitimli, orta sınıf çalışan kesimde rastlanan, kadın ve erkeklerde eÅŸit oranda görülen 'modern çağın' ve 'modern insanların' hastalığı konusunda uzmanlar uyarıyor: SaÄŸlıklı beslenmek ile bunu takıntı haline getirmek arasında ince bir çizgi var. Dikkatli olun. YaÅŸamak için diyet yapmak güzel ama diyet yapmak için yaÅŸamak hiç de anlamlı görünmüyor!
ORTHOREKSİYANIN BELİRTİLERİ
Dr. Bratman'a göre bunlardan 5'ini yapıyorsanız beslenme konusunda bir probleminiz olabilir.
Günde 3 saatten fazla bir zamanı saÄŸlıklı beslenme üzerine düÅŸünerek geçiriyorsanız
YediÄŸiniz her yiyeceÄŸi abartılı ÅŸekilde kontrol ediyor, ürünlerin ambalajlarını saatlerce inceliyor, içinde kanserojen madde, hormon, boya, katkı maddesi olup olmadığına abartılı ÅŸekilde kafa yoruyorsanız
İnternet, gazete gibi türlü kaynaklardan sürekli saÄŸlıklı beslenmeyle ilgili bilgileri takip ediyorsanız
Sürekli market dolaşıp doÄŸal ürün arıyorsanız
ÖÄŸünlerinizde ne yiyeceÄŸinizi 24 saat öncesinden planlıyorsanız
Yediklerinizin 'doÄŸru' olması sizi lezzetli olmasından daha çok memnun ediyorsa
Beslenme kaliteniz yükseldikçe yaÅŸadığınız hayatın kalitesi düÅŸüyorsa
Beslenmeniz konusunda giderek daha katı, daha titiz oluyor, kendinizi daha çok eleÅŸtiriyorsanız
Özgüveninizi saÄŸlıklı beslenmenize baÄŸlıyor, sizin gibi beslenmeyenleri aÅŸağı görüyorsanız
'DoÄŸru' yiyecekleri ancak kendiniz hazırlayıp kendi evinizde yediÄŸinize inanıyor, bu sebeple dışarı çıkmaktan, aile ve arkadaÅŸlarınızla vakit geçirmekten bile kaçınıyorsanız
'Kötü' beslendiÄŸinizi düÅŸündüÄŸünüzde suçluluk duyuyor veya kendinizden nefret ediyorsanız
Kaliteli beslenmek için karışık beslenmeli
Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit
Son dönemde iyice yaygınlaÅŸan bir rahatsızlık orthoreksiya. Her geçen yıl bu rahatsızlığı yaÅŸayanların sayısı da artmaya devam ediyor. Benim kendi hastalarım arasında da 100 kiÅŸiden biri orthoreksiya sebebiyle geliyor. Ancak uzmanlara baÅŸvurmayan daha çok. Bu kiÅŸiler kendi kendilerine araÅŸtırıp saÄŸlıklı beslenme konusunda kurallar belirliyor ve genellikle de her ÅŸeyi yemeyi kesiyor, kendilerince bir saÄŸlıklı besin bulup bir tek onunla beslenmeye yöneliyorlar. Daha çok 30-40 yaÅŸ aralığında, çalışan kesimde, ve çoÄŸunlukla kadınlarda görülüyor. Dahası bu kiÅŸiler bu beslenme ÅŸeklini ailelerine, çocuklarına da uygulattırıyor. Protein fazla almayayım deyip süt, peynir, yoÄŸurt yememek; kırmızı eti, yağı tamamıyla hayatınızdan çıkarmak. Bunlar kesinlikle saÄŸlıklı deÄŸil. Biz kalp damar hastalarına bile haftada bir kez kırmızı et veriyoruz, B vitamini açısından çok güzel bir kaynak. Yağı da tamamen sıfırlayamayız çünkü yaÄŸda eriyen vitaminler var. Miktarını doÄŸru seçmek gerek ama kesinlikle hiçbir besin tamamen çıkarmamalı. SaÄŸlıklı beslenmede tüm besin grupları var olmalı. Kaliteli beslenmek için karışık beslenmek gerek. Bu ÅŸekilde bir beslenme ise saÄŸlık açısından ciddi problemler yaratabilir.
MİNE AKVERDİ