AKÅžAM | PAZAR | 16 AÄžUSTOS 2009, PAZAR
Size yaÅŸamdan iki hikaye anlatarak konuya girmek istiyorum. Arkadaşımız Kenan, 2 yıl kadar önce bir gün iÅŸyerinde aniden rahatsızlandı. 1 hafta sonra mide kanseri olduÄŸunu öÄŸrendi, 6 ay içinde de henüz 43 yaşında iken öldü.

Üstelik, biri 13 diÄŸeri 3 yaşında iki güzel kızı vardı. Onları babasız bırakmamak için, 'İyileÅŸmek istiyorum, biliyorum iyileÅŸeceÄŸim' bile dedi. Kenan da birçoÄŸumuz gibi yaşıyordu; bir iÅŸi vardı, bir ailesi vardı, çalışıp didiniyordu, küçük bir ev alıp borca girmiÅŸti, büyük kızını istediÄŸi okulda okutuyordu, karısı da çalışıyordu. Daha ne isterdi? Üstelik, öldüÄŸünde evinin borçları da bitmiÅŸti!
EN ÇOK KORKTUKLARIMIZ GERÇEK OLUYOR!
Orhan ise bir gün eÅŸinin lösemi hastası olduÄŸunu öÄŸrendi. Karı-koca birbirlerini çok seviyorlardı ve 12 yaÅŸlarında bir de oÄŸulları vardı, el ele tutuÅŸup; 'YeneceÄŸiz, yavrumuzu analı-babalı büyütmeye devam edeceÄŸiz' sözü verdiler. Ne zaman sorsak; 'Moralimiz yerinde, yeneceÄŸiz biliyorum' diyordu Orhan abi... Yaklaşık 1 yıl kadar sonra, karısı hastanede acılar içinde kıvranırken, Orhan abi, doktorun yanına gitti; 'Durum nedir, karım neden bu kadar çok acı çekiyor?' diye sordu. Doktor; 'Hastalığın son evresinde hastalar genellikle böyle acılar çekerler' yanıtını verdi. 'Son evresi mi?'
Orhan abi; 'Ben bu acıya nasıl dayanırım' diyerek oracıkta kalp krizi geçirerek öldü. Karısı ise sayılı günlerini geçirdiÄŸi hasta yatağında, 'Orhan'ı çağırın' diyor, baÅŸka bir ÅŸey demiyordu. En sonunda eÅŸini kaybettiÄŸini söyleyiverdiler. 'OÄŸlum için yaÅŸayacağım' dedi o! Karar verdi! Ve hızla iyileÅŸme sürecine girdi. OÄŸlu için yaÅŸayacaktı...
Her birimiz kendi yaÅŸamlarımız da dahil birçok hikayeye tanıklık ediyoruz hem de her gün... Ama en çok da hastalıklar ve ölümler etkiliyor hepimizi. En çok onlardan korkuyoruz ve en çok da korktuklarımız başımıza geliyor. En çok neden korkuyorsak hayatta, onları bir bir deneyimliyoruz. Ve bugüne kadar öÄŸrendiklerimizi, korkularımız da dahil çocuklarımıza öylece aktarıyoruz. Bizim hayatlarımız, öÄŸrenilmiÅŸ çaresizliklerimiz, korkularımız biz ölsek de çocuklarımızda yaşıyor. Bile isteye çocuklarımıza zarar vermiyoruz elbet, farkında bile olmuyoruz ki bu süreçlerin, bilinçaltı yüklerin, biz masumuz...
Bu dünyaya geliÅŸimizin 'kendimiz olmak' dışında baÅŸka bir anlamı olmadığını her nefes alışımızda fark etmemek bize yaÅŸamlarımızdaki irili ufaklı mutsuzluklar olarak geri dönüyor iÅŸte...
'TANRI İLE BİRLİK'
Size, bu yazıda bahsetmek istediÄŸim konuya aslında henüz giremedim bile... Buraya kadarki kısmı sadece bir girizgahtı... Yeni tanıştığım bir arkadaşımın elinde bir kitaba rastladım, çoktan okuyup bitirmiÅŸ, ama 6 aydır çantasından çıkartamıyormuÅŸ, ben kitapla ilgilenince bana hediye ediverdi. Adı; 'Tanrı ile Birlik', yazarı Neale Donald Walsch...
'Tanrı ile Birlik' kitabına göre hepimizin içine kök salmış 10 temel yanılsama var. Bunlar: Gereksinim, BaÅŸarısızlık, Ayrılık, Yetersizlik, Gereklilik, Yargılama, Kınama, KoÅŸula BaÄŸlılık, Üstünlük ve Cehalet Yanılsaması.
Anlayacağınız, insan var olduÄŸundan bugüne hayatını kolaylaÅŸtırmak için, birtakım yanılsamalar yaratmış ama ne korkunç ki, sonra da bu yanılsamalara kendini öyle kaptırmış ki, hepsini gerçek sanmış. Hani, saatinizi geç kalmamayım diye 10 dakika ileri alırsınız ve sonra da o 10 dakika sizin gerçek zamanınız oluverir ya, aynen öyle...
Fakat artık, değişme zamanı! Artık her birimizin yanılsamaları bir kenara bırakıp kendimiz olmamız gerekiyor...
Her birimiz kendimizi, kendi yazdığımız senaryoların içine hapsedip, sonra da rollerimizden ÅŸikayet edip duruyoruz. 'Peki, bugün sadece kendin olmak, kendini gerçekleÅŸtirmek, hayallerinin peÅŸinden gitmek için ne yaptın?' diye sorsam ne dersiniz? Yanılsamalarımızı fark edip, sadece kendimiz olsak, gerçekleÅŸmeyen bir tek hayal kalmaz, dünya cennet olur, inanın...
Aksi halde, Orhan abinin karısı, hastalığının son safhasında iyileÅŸme sürecine geri dönemezdi ya da Kenan abinin karısı İstanbul'da sahip olduÄŸu her ÅŸeyi arkasında bırakıp, iki çocuÄŸunu alıp, baÅŸka bir ÅŸehirde kendine ve çocuklarına sıfırdan bir hayat kuramazdı... 'Mucize' diye anlattığımız hiçbir ÅŸey olmazdı bu hayatta, bizler hiç doÄŸmazdık...
Sitemiz, www.anneoluncaanladim.com'un yazarlarından Hürriyet Kalalı da 'Yeni Bilinç' baÅŸlığı altında bu konulardan bahsediyor ve hatta, son yazısında soruyor: 'Ölmeye hazır mısınız? Yeniden doÄŸmaya hazır mısınız? Direnmeyin, izin verin!'
OLMASI GEREKEN OLDU!
Geçen gece kızım Duru fena halde düÅŸtü ve dizi haÅŸat oldu, kan revan içinde... Üstelik canı da çok acıdı. 'Ayy, Duru'cuÄŸum, canın çok acıyor mu?' dedim. Sesimdeki üzüntüyü fark eden kızım cevap verdi: 'Biraz acıyor ama üzülme anne, olması gereken oldu!'
Kızımdan bir hayat dersi daha almıştım gece gece: 'Olması gereken olur'...
İşte, çocuklarımız aslında yanılsamalardan çok uzak ve doÄŸallar ama onlara gerçekleri deÄŸil içinden çıkamadığımız, bir dipsiz kuyu misali bizi saran yanılsamaları ister istemez öÄŸrettiÄŸimiz için, onlar da her gün biraz daha kendileri olmaktan vazgeçerek, bir rolü canlandırmaya çalışıyorlar.
'Tanrı ile Birlik' kitabında Walsh, çocuklarınıza gerçekleri öÄŸretin diyor. 'Bu gerçekleri yalnızca sözcüklerinizle deÄŸil, göstererek öÄŸretin. Çünkü çocuklarınız sizin yaptıklarınızı taklit edecek ve siz nasılsanız onlar da öyle olacaklar. Åžimdi gidin ve bunları yalnızca çocuklarınıza deÄŸil, herkese öÄŸretin. Çünkü ustalığa giden yolculuÄŸa çıktığınızda herkes sizin çocuklarınızdır.' İşte, çocuklarımıza öÄŸretmemiz gereken gerçekler... (Bu kitabı mutlaka okuyun dememe gerek yok sanırım!)
ÇOCUKLARIMIZA GERÇEKLERİ ÖÄžRETMEK
* Çocuklarınıza mutlu olmaları için kendi dışlarındaki hiçbir ÅŸeye gereksinimleri olmadıklarını, kendi kendilerine yeterli olduklarını öÄŸretin.
* BaÅŸarısızlığın bir kurgu olduÄŸunu, her denemenin bir baÅŸarı olduÄŸunu, her çabanın zafere ulaÅŸan bir adım olduÄŸunu ve ilkinin de ikincisi kadar onurlu olduÄŸunu öÄŸretin.
* Bolluk dolu bir dünyada yaÅŸadıklarını, herkese yetecek kadarı olduÄŸunu ve en fazlasını almak için en fazlasını toplamak deÄŸil, en fazlasını paylaÅŸmak gerektiÄŸini öÄŸretin.
* Mükemmel olmak için bir ÅŸeyleri deÄŸiÅŸtirmek ya da 'daha iyi' olmak zorunda olmadıklarını öÄŸretin.
* Sevginin hiçbir koÅŸulu olmadığını, asla sizin sevginizi ya da Tanrı'nın sevgisini yitireceklerinden endiÅŸe duymamalarını ve koÅŸulsuzca paylaÅŸtıkları sevgilerinin dünyaya verebilecekleri en büyük armaÄŸan olduÄŸunu öÄŸretin.
* 'Benimki daha iyi bir yol deÄŸil, benimki yalnızca baÅŸka bir yol' diye düÅŸünmenin iyileÅŸtirici bir özelliÄŸi olduÄŸunu öÄŸretin.
* Çocuklarınıza yapamayacakları hiçbir ÅŸey olmadığını, herkesin tek gereksiniminin 'gerçekte kim olduÄŸunu anımsamak' olduÄŸunu öÄŸretin.
HÜLYA YILDIRIM