AKÅžAM | PAZAR | 23 AÄžUSTOS 2009, PAZAR
Haldun Hürel, İstanbul'u anlattığı yeni kitabını çıkardı. Hacimli kitabının sayfaları arasında İstanbul'u gezer gibi; sevdiÄŸiniz, merak ettiÄŸiniz yerlerde tadını çıkara çıkara dolaÅŸabiliyorsunuz.

Bir zamanların popüler müzik grubu Üç Hürel'in üyelerinden Haldun Hürel, İstanbul'u anlattığı yeni kitabıyla karşımızda. Daha önce 'İstanbul'u Geziyorum Gözlerim Açık', 'Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u', 'Çocukların İstanbul'u' gibi kitaplara imza atan Hürel'in yeni kitabının adı 'Anlat İstanbul'.
Halen İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde İstanbul Kent Tarihi ve Kültürü dersleri veren Hürel, 'Anlat İstanbul'da, sokak sokak gezdiÄŸi bu ÅŸehrin tarihi yapılarını, olaylarını, kiÅŸilerini hikaye kahramanı gibi anlatıyor. Kitabın 750 sayfası arasında İstanbul'u gezer gibi; sevdiÄŸiniz, merak ettiÄŸiniz yerlerde tadını çıkara çıkara dolaÅŸabiliyorsunuz. Kapı Yayınları'ndan çıkan kitap, aynı zamanda sanat tarihçisi olan yazarının pek çok çizimiyle süslenmiÅŸ. Bizi İstanbul yolculuÄŸuna davet eden Hürel'le kendisini ve İstanbul'unu konuÅŸtuk.
BU İŞLERE BEŞ YAŞINDA BAŞLADIM
Sizi müzisyen olarak tanıyoruz, İstanbul merakınız ve yazarlığınız nereden geliyor?
Bu iÅŸlere beÅŸ yaşındayken baÅŸladım deyince insanlar ÅŸaşırıyorlar ama doÄŸrusu bu. Trabzon'da doÄŸdum ama ilkokula baÅŸladığım beÅŸ yaşından itibaren hayatım İstanbul'da geçti. Babam biz üç kardeÅŸi elimizden tutup gezdirirdi. Bir gün Gülhane Parkı'nda kayboldum yarım saatliÄŸine, Amazon Ormanları gibi göründü bana. O günden sonra hep merak ettim, gördüÄŸüm gazete haberlerini, resimleri, kartpostalları biriktirdim. Gördüklerimi yazdım. Sürekli gezdim ve halen de geziyorum. Öylece baÅŸladı iÅŸte, insanda İstanbul sevgisinin yerleÅŸmesi için o sevginin, merakın önce anne-babada olması gerekiyor.
Ne iş yapıyordu babanız?
Posta memuruydu, duygusal ve sanatçı ruhluydu. Akordeon, piyano çalardı. Romantik biriydi, anneme vaktiyle ÅŸiirler yazıp, ailesini evlenmeye razı edemezse onu kaçıracağını söylermiÅŸ. Planlar yapmış bunun için.
Kaçırmış mı annenizi?
Onun gibi bir ÅŸey olmuÅŸ. Biz onun o ÅŸiirlerinden birini ÅŸarkı yaptık son yıllarda, 'Mezarımın Taşına' diye. Geçen yıl bizim için bir saygı albümü çıktı, 'tribute' albümü. Ünlü isimler, Ferhat Göçer, Beyaz, Burak Kut gibi 15 isim Baktım orada o ÅŸarkıyı Özcan Deniz söylemiÅŸ.
TÜRKİYE'DEKİ İLK İSTANBUL DERSİ
Üniversitede İstanbul'la ilgili dersler veriyorsunuz
Evet, İstanbul dersini müfredata koyan ilk kiÅŸiyim. Yıllardır hocalık yapıyorum aslında, Marmara Üniversitesi'nde sanat tarihi dersleri veriyordum. Türkiye'deki sanat tarihinin yüzde 70-80'i İstanbul tabii. Baktım derslere sığmıyor, yönetimle konuÅŸtum 'ayrı bir İstanbul dersi açmak istiyorum' diye. Sonra BahçeÅŸehir Üniversitesi'nde bu dersi İlber Ortaylı hocayla birlikte verdim. Åžu anda İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde veriyorum, gelecek dönem de Acıbadem Üniversitesi'nin tıp öÄŸrencilerine İstanbul'u anlatacağım. DiÄŸer seçmeli derslerin hocaları kızmasın ama öÄŸrenciler en çok benim dersime geliyor.
Belki geçmek kolay olduÄŸu içindir?
Evet, benim dersimde kimse kalmaz ama doÄŸrusu öÄŸrencilerin merakı da var. 'Hocam İstanbul'un neyini öÄŸreteceksiniz ki' diyorlar, 'her ÅŸeyini' diyorum. Derse girince aslında yeterince bilgi sahibi olmadıklarını kendileri de görüyor. Dersin kontenjanı 80 kiÅŸi ama sınıfa 180 kiÅŸi giriyor. Sevgilileriyle, anne-babalarıyla gelenler oluyor derslere.
İstanbul'u sürekli geziyorsunuz, sıkılmadınız mı?
İstanbul'dan sıkılır mı insan hiç! Her defasında farklı bir yanını görüyorum gezdiÄŸim yerlerin. GeniÅŸ bir fotoÄŸraf arÅŸivim var. Onlardan yararlanıp çizimler yapıyorum. Tarihi yarımadanın bilmediÄŸim noktası yoktur.
SULTANAHMET'İ TAHTINDAN İNDİRECEK YER
En sevdiÄŸiniz güzergah neresidir?
Çok yer var, mevsimine göre deÄŸiÅŸir bir de. Ama her zaman için en çok sevdiÄŸim bir yer söyleyebilirim. El atılırsa Sultanahmet'i tahtından indirecek bir yer; Ayvansaray, Fener, Balat üçgeninin Haliç kıyıları ve sırtları. Sırtlarda öyle güzel sokaklar var ki Molla AÅŸki adında bir mahalle mescidi var mesela. Yanı bakımsız, kumlu bir arsaydı. Kimsenin haberi yoktur ama İstanbul'un en güzel manzaraya sahip noktalarından biridir. KuÅŸbakışı Haliç'i, Kadıköy'ü, Üsküdar'ı, Topkapı Sarayı'nı, tepeden Balat'ı görürsün. O boÅŸ arsadan bir kitapta bahsetmiÅŸtim, sonra oraya bir park yapıldı, fena olmamış, sanırım kitaptan gördü belediye. Ama devamının getirilmesi lazım. Herkese tavsiye ederim gidip otursunlar, dinlensinler orada, harika bir manzaradır.
GÜNEŞİN EN GÜZEL BATTIÄžI YER
Ramazan'da güneÅŸin batışının izlenebileceÄŸi, iftar açılacak en güzel nokta neresidir?
İftar açmak için güzel yer çok. Ama güneÅŸin batışının izlenebileceÄŸi en güzel yeri soruyorsanız, orada iftar açmak kolay olmasa da söyleyeyim; Galata Köprüsü'nün Karaköy ayağındaki balık pazarıyla Unkapanı arasındaki ÅŸerittir. GüneÅŸ batarken Süleymaniye'nin muhteÅŸem siluetini ve manzarasını en iyi oradan görürsünüz. Ama orası bakımsız, çöplerin olduÄŸu, tekinsiz bir yer ÅŸu anda maalesef. Lale Devri'nin baÅŸlarından kalma, kaderine terkedilmiÅŸ harika bir çeÅŸme var, Mimar Sinan'ın 6 metrelik bir heykeli var ama kimsenin haberi yok bunlardan.
MüziÄŸi özlüyor musunuz, geri dönecek misiniz?
Bunu herkes kolay söyleyemez böyle ama ÅŸimdinin moda müzikleri biraz farklı, bizi dinlemezler. 'Sanat sanat için midir toplum için midir' diye tartışılır ya, aslında sanat en önce sanatçı içindir, kendi tatmini için, diÄŸer ikisi sonra gelir. O zamanlar müzikle kendimizi tatmin ediyorduk ÅŸimdi o boÅŸluÄŸu kitaplar, dersler dolduruyor. Sınıf da bir sahne sonuçta, insanlara deÄŸerli ÅŸeyler anlatıyorsun. O bakımdan hayatımdan memnunum.