AKÅžAM 23 AÄžUSTOS 2009, PAZAR
5 Mart 1981 doÄŸumlu Faik Tunay. ÅžiÅŸli Terakki Lisesi'ni dereceyle bitirmiÅŸ. Sonra Marmara Üniversitesi'nde Ekonometri okuyup ortaokuldan beri planladığı çok dilli olma hayalini gerçekleÅŸtirmek için yurtdışına çıkmış. Önce İtalyanca'sını geliÅŸtirmek için İtalya'da; ardından da İspanyolca'sını geliÅŸtirmek için İspanya'da birer yıl yaÅŸamış. Hırvatistan'a gidip Hırvatça öÄŸrenmiÅŸ; ÅŸimdi de Rusça öÄŸreniyor. İngilizce ile beraber tam 6 dile hakim. Bu belki bir çocukluk hayali; tıpkı 6 dil bilen dayısı gibi olma isteÄŸinden kaynaklansa da henüz 18'indeyken siyasete girmeye karar vermiÅŸ birinin uluslararası siyasette de etkin olmak için yaptığı bir yatırım sayılabilir. Hatta bunun meyvelerini de almış bile; 2003 ve 2004'te Uluslararası Genç Demokratlar BirliÄŸi'nin BaÅŸkan Yardımcılığını yapan Tunay, bu göreve seçilen ilk ve tek Türk. Söz konusu görevi yaparken dünyanın her köÅŸesinden gelen gençlerle anadilleriyle iletiÅŸim kurarak büyük artı kazanmış.
Faik Tunay'ın siyasete giriÅŸ öyküsü ilgi çekici; bakın o günleri nasıl anlatıyor: 'KüçüklüÄŸümden beri okumaya ve araÅŸtırmaya meraklıyım. KonuÅŸmayı ve insanlarla iletiÅŸim kurmayı da çok seviyorum. İlkokuldayken veli toplantılarında öÄŸretmenlerin benden tek ÅŸikayeti, çok konuÅŸmamdı. Politikaya hep ilgim vardı ve 18 yaşıma bastığımda aktif olarak siyasetin içinde olmak istedim. O süreçte, parti politikalarını da okuyarak ve biraz da o yıllarda yaygın olan klasik Özal hayranlığının etkisiyle ANAP'ta baÅŸladım siyasete. En alttan, ilçe gençlik kollarından baÅŸladım. 2002'de, Türkiye'de ilk kez gençlik kolları seçimi yapıldı. İçinde olduÄŸum liste seçimi kazandı; Dış İliÅŸkilerden Sorumlu Genel BaÅŸkan Yardımcısı oldum. ANAP-DSP-MHP koalisyon hükümetinde Mesut Yılmaz, AB'den sorumlu BaÅŸbakan Yardımcısı olarak AB Konvansiyon toplantılarına gidiyordu her hafta. O sırada Gençlik Konvansiyonu da toplanmaya baÅŸlamıştı. Ben de Mesut Yılmaz'la birlikte Gençlik Konvansiyonu toplantılarında ülkemi temsil ettim. Partimi ve ülkemi temsil ederken 21 yaşımdaydım. Sonraki seçimlerde baraj altında kaldık. Ali Talip Özdemir'le de Nesrin Nas'la da çalıştım. Kısa süre Erkan Mumcu ile de... 2004'ün sonunda yurtdışına çıktım, politikaya ara verdim.'
POLİTİKADAN VAZGEÇİLMEZ
Sarıgül'le birlikte çalışmaya nasıl baÅŸladınız?
Politika insanın içine bir kez girince kolay kolay vazgeçilmiyor... Yurtdışından döndüÄŸümde tanıştık; zaten kendisini takip ediyordum. O da beni ismen tanıyordu ve ekibine davet de etmiÅŸti. Bir pazar günü arayıp kendisini ziyaret etmek istediÄŸimi söyledim. Belediyeye gittim, detaylı bir ÅŸekilde konuÅŸtuk ve 'İşin yoksa kal, sokakları gezelim' dedi. ÅžiÅŸli'yi gezdiÄŸini biliyordum ama açık söylemek gerekirse her gün de sokaklarda olduÄŸunu bilmiyordum. Seçim zamanı deÄŸil, olaÄŸanüstü bir durum yok AkÅŸam 8'e kadar girmediÄŸimiz mahalle, ev kalmadı; birkaç düÄŸüne ve Darülaceze'ye de gittik. Belediye'ye dönünce sordu, ben de 'Çok etkilendiÄŸimi' söyledim. O da benim gezi boyunca performansımdan, insanlarla iletiÅŸimimden etkilendiÄŸini söyledi. O günden beridir de kendisiyle beraberiz.
Peki, baÅŸa dönmek gerekirse insan neden 18 yaşında politikaya atılmak ister?
Bizim ailede 200 sene geriye gidin, hiç siyasetle ilgilenen kimse yok. Ailede herkes iÅŸadamı. Ben ilk kez 'siyasete atılacağım' dediÄŸimde annemin tansiyonu çıkmıştı. İnsanlarla konuÅŸmanın, iletiÅŸim kurmanın en kestirme yolu politika. Ticaretin sermayesi paraysa, siyasetin sermayesi de insan. EÄŸer siz insanlarla iletiÅŸim kurabiliyorsanız, okuyup araÅŸtırıyorsanız, kendinizi geliÅŸtiriyorsanız, farklı kültürler tanımak istiyorsanız siyaset yapmalısınız. Tüm bunların yanında ülkeniz için de bir ÅŸeyler yapmak istiyorsanız apolitik olmamak için siyasete girmelisiniz. Dünya görüÅŸünüz ne olursa olsun SaÄŸda da solda da olabilirsiniz
Parti baraj altında kalsa da bırakmamışsınız.
Evet Bunu da büyük bir gururla söylüyorum. Parti baraj altında kaldığında terk edenlerden olmadım. Sonuna kadar görevimi tamamladım. Churchill'in bir sözü vardır; 'Politika en az savaÅŸ kadar heyecanlı ve tehlikelidir. Tek fark savaÅŸta bir kez; politikadaysa her gün ölürsünüz' der.
2002 seçimleri ülkenin siyasi tarihini de deÄŸiÅŸtiren bir seçim oldu
O seçimlerde yalnız merkez deÄŸil, birçok siyasi parti tasfiye oldu, bir anlamda siyaset tasfiye edildi.
Sarıgül yıllardır sol siyaset yapıyor, sizse saÄŸdan geliyorsunuz. Nasıl birlikte çalışabildiniz?
Mustafa Sarıgül ve kuracağı partinin merkezdeki boÅŸluÄŸu dolduracağına inanıyorum. Anavatan Partisi Özal'ın da hep övünerek söylediÄŸi gibi 4 eÄŸilimi buluÅŸturuyordu. Çizgimi deÄŸiÅŸtirmiÅŸ deÄŸilim. Bunu BaÅŸkan da biliyor. Bakın bugün artık saÄŸ-sol keskin çizgilerle birbirinden ayrılmıyor. Mustafa Sarıgül, 70'lerden beri sol siyasetin içinde olan biri ama söylemlerine bakarsanız Turgut Özal'dan çok da farklı bir siyaset izlemiyor. Bu hareketin başında baÅŸka bir lider olsaydı ya da klasik sol anlayışa sahip olsaydı, kesinlikle birlikte çalışmam mümkün olmazdı. ÅžiÅŸli ilginç bir bölge. Küçük bir Türkiye Ve siz 3 dönemdir burada kazanıyorsanız, klasik sol siyaset yapmadığınız içindir. Mustafa Sarıgül'e destek verenler arasında saÄŸdan da soldan da insanlar var. Alevi de Sünni de, Türk de Kürt de, gayrimüslim de var. Özal'ın geniÅŸ siyasetini Mustafa Sarıgül kendi bölgesinde uyguluyor ve bu modeli Türkiye geneline uygulamaya talip.
Yeni partide sizi nerede göreceÄŸiz?
Görevim bugüne kadar edindiÄŸim tecrübeleri kendi dünya görüÅŸüm doÄŸrultusunda partiye katmak ve farklı düÅŸüncelerin bir potada erimesini saÄŸlamak olacak. Yeni partinin kuruluÅŸ sürecinde alacağım görev de BaÅŸkan'ın takdirine kalmıştır. Verilecek her göreve hazırım.
YAPILMAYACAK İŞ YOKTUR
Liderlik konferansları da veriyorsunuz, sizce Sarıgül nasıl bir lider?
Sarıgül'ün benim gibi gençleri yanına çekmesinin en büyük nedeni, halkla iç içe olması ve halkın içinde olması. Cenazede tabutu omuzlayan, sokakta çocuklarla oynayan, Ramazan'da iftar vakti bir evde baÄŸdaÅŸ kurup iftar sofrasına oturan, halkla temas kurup bire bir halkın sorunlarıyla ilgilenen ve halka dokunan lider isteniyor. BaÅŸbakan ErdoÄŸan'dan sonra bu lider profiline uyan tek isim Mustafa Sarıgül. Kendisinin hiçbir iÅŸe negatif duygularla baÅŸladığını ya da olumsuz konuÅŸtuÄŸunu duymadım. Hep 'yaparız' der ve yapar. Ona göre 'yapılamayacak iÅŸ yoktur yapamayan adam vardır'.
Siyasette gençlerin önü açık mı?
Hayatta hiçbir ÅŸey önümüze hazır gelmiyor. Avrupa'da durum bizden biraz daha farklı ama oralarda da zorluklar var. İlgi duymak ve koÅŸturmak zorundasınız, bu da yetmez biraz da ÅŸansınızın yaver gitmesi lazım. Önce isteyeceksiniz, hedefleriniz olacak. Bir gemi yol alırken tek başınadır, dalgalarsa milyonlarca. Sonunda gemi gideceÄŸi limana varır. Çünkü bir amacı vardır.
Gençlere ne önerirsiniz?
Siyasete yeni giren gençlerin vizyonları olmalı. Büyüklerimizin yaptığı klasik siyaseti yapmamalıyız. Türkiye 21. yüzyıla girerken birtakım iyileÅŸtirmeleri yapamadı. Önümüze umutla bakabilmemiz için ülkemizin acilen adım atması gereken bazı sahalar var. Önümüzdeki 50 yılın iÅŸ sahaları; enerji, tematik turizm ve organik tarım. Bunların da yapılabileceÄŸi dünyadaki en ideal yer bizim ülkemiz. Bugünkü politikacıların ve devlet adamlarının bu üç konuyla ilgili çok net acil politikalar üretmeleri gerek. Siyaseti bugün için yapmamalıyız. GeçmiÅŸ için de deÄŸil, gelecek için siyaset yapılmalı. O nedenle bu 3 konuyla ilgili benim kiÅŸisel çalışmalarım da var, partinin kuruluÅŸ sürecinden sonra da eÄŸer görev verilirse bu konularla ilgili projelerimi hayata geçireceÄŸim. Siyasetçilerin 50 yıl sonrasını planlaması lazım.
Siyasetçi toplumun aynasıdır
Peki, bütün bunları düÅŸünürken özel hayatınız ne olacak? Özellikle Türkiye'de siyasetçilerin aile hayatı yokmuÅŸ gibi davranılır, buna da hazır mısınız?
Siyasetle uÄŸraÅŸan birinin özel hayatını sıradan insanlar gibi yaÅŸama hakkı yok. Hobileri, uÄŸraÅŸları olmalı, normal vatandaÅŸla iç içe de yaÅŸamalı ama normal vatandaÅŸların yaÅŸadığı hayatı yaÅŸaması mümkün deÄŸil. Sürekli göz önündesiniz.
O zaman bu bedeli ödemeye de hazırsınız
Kesinlikle. Siyasetçi toplumun aynasıdır, normal vatandaşın yaÅŸadığı hayatı yaÅŸayamaz ama Türkiye'de yaygın anlayış gibi tamamen kapalı bir hayat, sadece siyasetten ibaret bir hayat da olamaz. Nihayetinde siyasetçi de bir insan.
Nihai hedefiniz nedir, kendinizi nerede görüyorsunuz?
Bir siyasetçi bunu açıklamaz. Elbette bir planım var ve bunun için çok çalışıyorum. Siyaset çok baÅŸka bir arena. Kendinizi çok iyi yetiÅŸtirmeniz, çok donanımlı olmanız, insanlarla iletiÅŸiminizin iyi olması, gelecek vaat etmeniz hiçbir ÅŸey ifade etmeyebilir. Kendimi geliÅŸtirirken ve yukarılara doÄŸru ilerlerken siyasetin bu yanını hep göz önünde bulundurdum. Çok iyi çalışırsınız, partiniz yarım puanla baraj altında kalır milletvekili seçilemezsiniz. Ama baÅŸka bir partide isminiz öylesine 15. sıraya konur, partiniz yüzde 40 oy alır ve siz Meclis'e girersiniz.