Nagehan Alçı tarafından Prof. Dr. Feroz Ahmed ile yapılan röportaj

AKŞAM 31 AĞUSTOS 2009, PAZARTESİ

Ergenekon ve İttihatcılar arasında bağlantı yok

 

Arka Plan:
rop1962'den beri yani  tam 47 yıldır Osmanlı tarihi,  özellikle de  İttihat ve Terakki dönemi üzerine araÅŸtırmalar yapan, dünyanın sayılı Türk tarihi uzmanlarından biri Prof. Dr. Feroz Ahmed. Bernard Lewis'in öÄŸrencisi olarak baÅŸlamış, Colombia, Tufts ve Harvard gibi seçkin üniversitelerde çalışmış.
BeÅŸ yıldır İstanbul'da yaşıyor. Yeditepe'de hem tarih hem de uluslar- arası iliÅŸkiler  bölümlerinin baÅŸkanlığını yürütüyor, dersler veriyor ve kitap yazmaya devam ediyor. Ancak biz bu 'hazine'yi medyada neredeyse hiç görmüyoruz. Ahmed belki  içine doÄŸduÄŸu Hint kültürünün  etkisinden belki de bilgeliÄŸin tevazusundan, ortalarda görünmeyi pek sevmiyor.
Bu nedenle onu bir söyleÅŸi için ikna etmek kolay deÄŸil. Ancak bu kez kapısını çaldığımızda 'evet' dedi, 'konuÅŸmak için bir sebebim var. Ergenekon süreci ile İttihat ve Terakki arasında baÄŸlantılar kuruluyor, benzerlikler bulunuyor. Çok yanlış. Bunları düzeltmek lazım'
Ve bunun üzerine Feroz Ahmed ile Cuma akÅŸam üzeri onun Erenköy'deki mütevazı evinde bir araya geldik. SöyleÅŸiye İttihat ve Terakki ile baÅŸladık, Kürt meselesi, AKP'nin kökleri ve sekülerleÅŸme ile devam ettik. Ancak asla bitirmedik. Böyle bir kaynağı bulup da bir sohbeti bitirmek imkansız. Zaman ve yer kısıtlaması dolayısıyla mecburi bir virgül koyduk konuÅŸmaya... Bu sayfada virgüle kadar olan kısmı okuyacaksınız. Devamını merak edenlere hocanın kitaplarını tavsiye ediyoruz.


İsterseniz baştan başlayalım: İttihat ve Terakki bir hareket mi yoksa bir parti miydi?
Bazıları parti olduÄŸunu iddia ediyorlar ama bence hiçbir zaman partileÅŸmedi. İttihat ve Terakki büyük bir ÅŸemsiye organizasyondu. İslamcılar'ı, milliyetçileri, Osmanlıcılar'ı, saltanatçıları, kısaca bir çok grubu kapsıyordu. 

Oysa salt masonlardan kurulu olduğuna dair bir rivayet var. Masonların oranı neydi?
DoÄŸru, bazıları masondu. Talat Bey, Dr. Nasım, Hasan Saka gibi. Özellikle Selanik'te mason olmayı tercih ediyorlardı çünkü böylelikle yabancı postanelerden içeriye bilgi ve belge akışı saÄŸlayabiliyorlardı. Localarda buluÅŸuyorlardı. Ancak bu localar Abdülhamid zamanında kapatıldı. Kısacası İttihat ve Terakki homojen bir grup deÄŸildi. Yönetim grubu Osmanlıcıydı ama birçok fraksiyondan insan vardı.

 Bugün insanlar Ergenekon ve İttihat-Terakki arasına neden paralellik kuruyorlar? Ortak noktaları neler?
Hiçbir ÅŸey! Ama insanlar kolaya kaçıp Ergenekon'u bir devam olarak görmek istiyorlar. Hatta Kemalist hareket ve cumhuriyetin İttihat ve Teraki'nin devamı olup olmadığı ile ilgili tartışma da uzun zamandır sürüyor.

Sizce deÄŸil mi?
Hayır, cumhuriyet tam bir kopuÅŸ. Bunun da açıklaması basit: İttihat ve Teraki bir imparatorluk bünyesinde faaliyet gösteriyordu. Amaçları imparatorluÄŸun devamını saÄŸlamaktı. 

Cumhuriyet düzeninde var olmayı istemediler mi?
Denediler. Mesela Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele İttihat ve Terakki geleneÄŸindendiler. Onlar saltanatın devamından yanaydılar. Sultan gitti evet ama halife hala duruyordu. Onlar gelecekte halifenin cumhuriyetin başına geçmesini istiyorlardı. Bunun İslam dünyasında büyük bir prestij olacağını düÅŸünüyorlardı. 

Kemalistler'le aralarındaki güç çekiÅŸmesi nasıldı?
İlginç bir ÅŸekilde bu insanlar Kemalistler'den daha güçlülerdi. Özellikle orduda çok güçlüydüler. Onlar da milliyetçiydi ama halife ile daha güçlü bir devlet olacağımıza inanıyorlardı. Mustafa Kemal ise buna karşıydı. GeçmiÅŸten tam bir kopuÅŸ istiyordu.

Mustafa Kemal'i nasıl görüyorlardı?
Kendilerine eÅŸit hatta kendilerinden aÅŸağı bir pozisyonda. Yeni devleti kendilerinin yönetmeleri gerektiÄŸini düÅŸünüyorlardı sanırım.
ÅžEYH SAİD İSYANI  KIRILMA NOKTASI
Kemalistler'den daha güçlüyseler nasıl oldu da Mustafa Kemal kurdu bu devleti?
Mustafa Kemal politik olarak kartlarını çok iyi oynadı. Meclisi kontrol etti. Ancak eÄŸer Åžeyh Said isyanı olmasa olaylar nasıl geliÅŸecekti, bilmiyoruz. Normal koÅŸullarda siyaset yapılabilseydi ve seçimler erken yapılsaydı sonuç ne olurdu?Herhalde İttihatçi gelenekten gelen paÅŸalar kazanırdı, çünkü geçmiÅŸin prestiji onların lehineydi. 

Şeyh Said isyanı neye neden oldu?
OlaÄŸanüstü koÅŸullara geçildi bu isyan nedeniyle. Böylece Kemalistler muhalefeti kontrol edebildiler. Parti kapattılar, seçim olmadı vs.

Bize Mustafa Kemal'ın KurtuluÅŸ Savaşı'ndan sonra halk kahramanı olduÄŸu anlatıldı. Öyleyse seçimden onun galip çıkması gerekmez mi?
Bilmiyoruz, tarihte böyle ÅŸeyleri test edemezsiniz. Ama Kazım Karabekir de 1. Dünya Savaşı'nda kendi ordusuyla savaÅŸtı. O da milliyetçileri destekledi, o da herhalde seviliyordu ama görüÅŸleri Mustafa Kemal'den çok farklıydı. Devleti o kursa bu gün çok farklı bir Türkiye olabilirdi. 

Daha iyi mi olurdu?
Bunun cevabı yok ama Kemalist hareket tüm reformları ile ataerkil düzene saldırdı. Kadınları topluma kattı. Modernizasyon deÄŸil moderniteyi amaçladı. Bu iki kelime Türkçe'de pek belirgin deÄŸildir. Modernizasyon kolay, Batı'dan alt yapıyı teknik imkanları alıyorsun. Suudi Arabistan mesela. Ama modernite zor. Kadını, bilimi toplumda öne çıkarıyor olmak gerekiyor onun için. İşte Kemalistler bunu hedefliyordu. Oysa İttihatçiler modernizasyondan yanaydı. 

İttihatçiler'in kadınlara yaklaşımı nasıldı?
Kadınların daha iyi anne, daha etkin ev kadını olmaları için eÄŸitilmeleri gerektiÄŸini düÅŸünüyorlardı. Oysa Kemalistler kadınları eÄŸitip dışarı çıkardılar. Cumhuriyet gazetesinin 1929'da düzenlediÄŸi ilk güzellik yarışması için bazıları 'Batı'yı taklit' dediler ama aslında deÄŸildi. Bu yolla orta ve alt sınıflardaki kadınlara 'artık ortaya çıkabilirsiniz' diyorlardı. 

Güzellik yarışmasını bir kenara koyarsak Kemalizmin kadına yaklaşımında onu kamuya dahil etmek için diÅŸiliÄŸinden uzaklaÅŸtırmak var diyebilir miyiz? Yani bir nevi komünist bir yaklaşım? Kadından 'iÅŸ arkadaşı' yaratmak?
Hayır, Atatürk'ün evlat edindiÄŸi kızlardan biri pilot diÄŸeri akademisyon oldu mesela. Bu ÅŸu demekti: Artık her ÅŸey olabilirsiniz! Ama komünist sistemdeki gibi bir zorlama yoktu. Mesela zorla baÅŸ açma da yoktu. Atatürk kadınlara 'tanrı size güzellik vermiÅŸ, neden kapatıyorsunuz?' diyordu ama seçimi onlara bırakıyordu. Zorlamayı erkeklerde yaptı. Onlara ÅŸapkayı mecburi kıldı. 

Neden? Şapkanın mecburiyetinin amacı neydi?
Toplum dini gruplara bölünmüÅŸtü. Ataerkil sistem kendini bu ÅŸekilde gösteriyordu. Bu günkü Lübnan gibi. Kim Maronit, kim Åžii, kim Dürzi başındakinden anlaşılıyor. 

Neden anlaşılmasın ki? Farklı kimliklere sahip olmak niçin kötüydü?
Çünkü o dönemde tek bir kimlikle kurulacak bir toplum gerekiyordu. Bu kimlik de Türklük'tü. 

Bu homojenleÅŸtirme deÄŸil mi?
Evet öyle. Ama aynı zamanda ataerkil sisteme bir saldırıydı.

Kürtler hiçbir zaman millet olmadı
Bugünkü Kürt sorunun sebebinin İnönü'nün politikaları olduÄŸunu iddia edenler var. Öyle mi?
1919'da Türk milleti diye bir ÅŸey yoktu. Ama bir milli-devlet olunması gerektiÄŸine dair fikir birliÄŸi vardı. Devlet vardı, milleti yaratmak gerekiyordu. Bence o zamanki milliyetçilik vatanseverlik olarak tanımlanabilir. Mustafa Kemal bu topraklarda yaÅŸayan Çerkes, Kürt, Arap herkes Türk diyordu.

 Peki ya Ermeni ve Rumlar?
Onlar dış güçlerin koruması altındaydı. Lozan ile onlara korunma garantisi verildi. Hatta o zamana kadar azınlık diye bir kelime bile yoktu. Herkes cemaatti (community). Yani onların azınlık olmasına bir nev-i dış güçler neden oldu. İnönü'nün politikalarına gelince.. Onlar dış tablo ile baÄŸlantılıydı. 1930'ların sonunda dünyaya faÅŸizm hakim oldu. Etkileri buraya da yansıdı. 

Bugünkü Kürtlerin durumu hala aynı mı?
Evet, Müslümanlarsa milletin parçasıydılar. Hala öyle. Bakın, Kürtler KurtulaÅŸ Savaşı'nda milliyetçilerle birlikte savaÅŸtılar. Neden? Çünkü savaÅŸ kaybedilse ve Ermeni devleti kurulsa asıl kaybeden onlar olacaklardı. Sonra Åžeyh Said isyanı ile birlikte ayaklanmalar baÅŸladı.Bunlar milliyetçi ayaklanmalardı, deniyor. Oysa deÄŸillerdi.

Nasıl ayaklanmalardı?
AÅŸiret ayaklanmaları. O zaman Kürtler bir millet deÄŸildi, hala deÄŸiller. Åžimdi olacaklar mı bilmiyorum. Ama bu onlara dil ve eÄŸitim özgürlüÄŸü vermenin önünde engel deÄŸil. Bir söz vardır: Tahta gibi olacağına, esnek bambu gibi ol, böylece kırılmazsın. Bence Türkiye öyle olmalı.

SEKÜLERLEÅžME TÜRKİYE'YE UYMAZ
 Türkiye'de laikliÄŸin tehlikede olduÄŸu iddia ediliyor. Öyle mi sizce?
Ataerkil sisteme doÄŸru bir kayış var. Bu anlamda evet, laiklik tanımı zayıflıyor. Mesela laiklik yerine sekülerliÄŸi getirme tartışması var. ABD'de
olduÄŸu gibi. Halbuki bunun ne olduÄŸu tam olarak bilinmiyor.

 Nedir sekülerizm?
Devletin tamamen dinin dışında kalması demektir. Mesela devlet okullarında kesinlikle dini hiçbir imge olmayacak. DüÅŸünsenize Türkiye sekülerleÅŸse devlet okullarında Ramazan ve Kurban bayramları olmayacak, mesela. Özel okullarda istediÄŸinizi yapabilirsiniz ama devlette kurallar sıkı çiziliyor. Bu Türkiye'de sorun çıkarır.

Nagehan ALÇI

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3