Çin'i zayıflatmak isteyen Japonya Sultan Abdülhamid'in torunu Abdülkerim Efendi'yi DoÄŸu Türkistan'a baÅŸkan yapmak için oyunlar oynadı. Sürgün ÅŸehzadenin hayalleri, New York'ta ucuz bir otel odasında ÅŸüpheli bir ölümle noktalandı
Çin'in, DoÄŸu Türkistan'a yıllardan beri uyguladığı baskı ve ÅŸiddet bu son olaylarla artık iyice kural tanımaz bir hale dönüÅŸtü. Çin Halk Cumhuriyeti'nin devasa ekonomik gücünü göz ardı edemeyen birçok devlet bu insanlık dışı saldırıya sessiz kalmayı seçse de tepki veren ülkeler de oldu. BaÅŸbakan ErdoÄŸan yaÅŸananları soykırım olarak niteledi.
Peki, DoÄŸu Türkistan'la soydaÅŸlık dışında hiç bağımız oldu mu? Uzak Asya'daki bu kardeÅŸlerimiz hiç etki alanımıza girdi mi?
Buyurun o halde...
OSMANLI İLE EVLİLİK
Cumhuriyet ilan edildikten sonra iki önemli yasa yürürlüÄŸe girdi. Birincisi hilafetin kaldırılması, (1924) diÄŸeri ise Osmanlı hanedanlarının yurtdışına gönderilmesi.
Bu iki önemli yasal düzenleme dünya emperyalistlerinin de başını döndüren geliÅŸmelerdi. Çünkü sayıları yüzü geçkin Osmanlı hanedan mensubu onlarca ülkeye dağılmıştı. Ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından kaldırılıncaya kadar da hilafet bu ailedeydi. Yani milyarlık İslam aleminin nüfuzu bu sayede rahatça kullanılabilirdi.
Hanedan mensupları yurtdışında büyük yokluk ve sıkıntı çektiler. Bu sıkıntılar yüzünden belki de istemedikleri birçok evlilik yaptılar. Kimler mi?
2. Abdülhamid'in oÄŸlu Mehmet Abid Efendi, Arnavutluk Kralı Zogo'nun kız kardeÅŸi Prenses Seniye ile; son halife Abdülmecid Efendi'nin kızı Prenses DürrüÅŸehvar Haydarabat tahtının varisi Prens Azam Han ile; Sultan 5.Murat'ın torunu Selma Hanımsultan Badalpur'un Müslüman lideri Seyyid Sacid Hüseyin Ali ile evlendi.
SEYFEDDİN EFENDİ'YE
Bir de devlet yönetimini, Osmanlı ailesine devretmek isteyenler vardı. Abdülmecid Efendi'nin kardeÅŸi Seyfeddin Efendi'nin oÄŸlu Mahmut Åževket Efendi'ye, kurulmak istenen Filistin Devletinin baÅŸkanlığı teklif edildi. O ise daha çok yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde Hilafeti tekrar canlandırmak üzere çalışmalar yaptı. Åžehzadeler Burhaneddin Efendi, Ömer Faruk Efendi ve Mehmet Abid Efendilere Arnavutluk ve Irak tahtları teklif edildi. Tahmin ettiÄŸiniz gibi... Bütün bu evlenmelerin ve taht tekliflerinin altında bir nüfuz alanı yaratma kaygısı vardı. Osmanlı hanedanlarıyla evlenen Müslüman seçkinler, aynı zamanda halife ailesinden biriyle evlenmiÅŸ olmanın da siyasi ve dini ayrıcalığını yaşıyorlardı. İslam ülkelerine hakim olmak veya onlar üzerinden baÅŸka ülkelere ulaÅŸmak isteyen emperyalist ülkeler de hilafet kozunu kullandılar. Yeniden diriltmeye çalıştıkları hilafet kurumu sayesinde nüfuz alanları oluÅŸturmaya çalıştılar.
JAPONYA'NIN ÇİN OYUNU
Bugün DoÄŸu Türkistan'ın Çin'le yaÅŸadığı büyük bunalımın altında UzakdoÄŸu'nun en büyük emperyalist ülkesi Japonya'dan bağımsız düÅŸünmek hata olur. Japonya hemen yanı başındaki Çin'i istikrarsızlaÅŸtırmayı dahası kendi güdümünde bir devlet kopartma hayalini hep yaÅŸattı. Bunun içinde her yöntemi denedi. (Tabii burada DoÄŸu Türkistan'ın özgürlük mücadelesini bütünüyle Japonya'ya baÄŸlamak haksızlık olur. Sadece Japonya'nın tarihten bu yana Güney Asya'da etki alanı yaratmak ve Büyük Asya İmparatorluÄŸu ideali için giriÅŸimlerde bulunduÄŸunu anlatmak istiyorum.)
Sürgündeki Osmanlı hanedanları bu iÅŸ biçilmiÅŸ kaftandı. Güney Asya Müslümanları'nı bu yöntemle yanına alabilir, kontrol edebilirdi. Abdülkerim Efendi, 2. Abdülhamid'in büyük oÄŸlu Selim Efendi'nin oÄŸludur. Annesi Nilüfer Hanım'dır. İyi bir eÄŸitim aldı. Önce Galatasaray'a ardından Harbiye'ye girdi. Ancak yurtdışına çıkma emri gelince babasıyla birlikte ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. EÄŸitimi yarım kaldı.
BU İŞTE ÇAPANOÄžLU VAR
Beyrut'ta tanıştığı (önce Maruni sonra Müslüman) olan Nimet Hanım'la evlendi. Halep'e yerleÅŸti.
Haydarabat Nizamı'nın oÄŸluyla evli olan kuzeni DürrüÅŸehvar Sultan'ın da çabasıyla Haydarabat Nizamı'nın davetlisi olarak Hindistan'a gitti.
Burada gördüÄŸü ilgiden memnundu.
Asya'ya açılarak Pan-İslamist bir devlet kurma fikri burada aklına iyice yerleÅŸti.
(Abdülkerim Efendi'nin Japonlarla da ilk teması burada kurduÄŸu tahmin ediliyor)
Ancak bu duruma İngilizlerin kayıtsız kalması düÅŸünülemezdi. Abdülkerim Efendi'nin derhal Hindistan'dan sınırdışı edilmesini istediler. DürrüÅŸehvar Sultan engel olamadı; sınırdışı edildi.
Abdülkerim Efendi'nin Japonlarla temasını asıl saÄŸlayan kiÅŸiyse Muhsin ÇapanoÄŸlu idi. (Milli mücadele sırasındaki isyanlarıyla ünlü Yozgatlı ÇapanoÄŸlu ailesinden) Muhsin Bey ile çocukluÄŸu bir arada geçmiÅŸti. Muhsin ÇapanoÄŸlu babasının görevi dolayısıyla sarayda ÅŸehzadelerle birlikte büyümüÅŸtü.
BAŞKANLIK TEKLİF EDİLDİ
Abdülkerim Efendi ile de dostluÄŸu o yıllara dayanıyordu. Uzun yıllar yurt dışında gazetecilik yaptı. Paris'te kaldığı yıllarda Japonya'nın Paris Büyükelçisi ile yakın oldu. Åžehzade Abdülkerim Efendi'yi de o tanıştırdı.
Muhsin ÇapanoÄŸlu'nun 'gazetecilik' adı altındaki Japonya gezilerine Åžehzade Abdülkerim Efendi de katıldı. Japon yetkililerle görüÅŸtü. Uzak Asya'da da olsa hilafeti yaÅŸatma ve bir Türk devletinin baÅŸkanlığı hayalini Japonların da desteÄŸiyle gerçekleÅŸebileceÄŸini düÅŸünüyordu.
Hedef DoÄŸu Türkistan'dı. Bir yıldan beri süren ayaklanmanın başına geçmesi ve bağımsızlığını ilan edecek devletin baÅŸkanlığını üstlenmesini istediler.
GENERALLER KARÅžILADI
Abdülkerim Efendi, 1933'te yaptığı Tokyo gezisinde bu hayale tam olarak inandı. Japonlar aynı zaman Tatar liderlerle de temaslarını sürdürüyorlardı.
Abdülkerim Efendi'nin masrafları Japonlar tarafından karşılanıyordu. Aracı olan ise elbette Muhsin Bey'di.
Tokyo'ya geliÅŸi de oldukça ÅŸaÅŸaalı oldu. Generaller, amiraller ve meclis üyelerinden oluÅŸan bir kalabalıkla Tokyo giriÅŸinde karşılandı. 'YaÅŸa' sloganları atılıyordu. Kaldığı otele ziyaretçi akını baÅŸlamıştı. Aynı zamanda Japon gazeteleri de boÅŸ durmuyorlardı. Åžimdiden Abdülkerim Efendi'yi 'DoÄŸu Türkistan tahtının' yeni sahibi olarak ilan etmeye baÅŸlamışlardı.
Abdülkerim Efendi'nin Tokyo çıkarması, Türkiye'de olduÄŸu kadar dünyada da dikkatle izleniyordu.
Abdülkerim Efendi ise ihtiyatı elinden bırakmıyordu: 'Bu gezimin Pan-İslamizimle bir alakası yoktur. Turan milletlerinden birisi olan Türk milletinden olduÄŸum için Turancılığa muhabbetim olması tabiidir. DoÄŸu Türkistan'daki olaylarla hiçbir alakam yoktur.'
Durum tabii ki böyle deÄŸildi. Åžehzade gücü eline alıncaya kadar ortaya çıkmak istemiyordu. DoÄŸu Türkistan Türk-İslam Devleti BaÅŸbakanı'yla da temasları olmuÅŸtu. BaÅŸbakan Sabit Domalla'ya temsilci yollamıştı.
Ama hayal uzun sürmedi. 1934'te Çin birliklerinin saldırısıyla DoÄŸu Türkistan düÅŸtü. 1932'te kurulan devlet, ancak 2 yıl yaÅŸayabilmiÅŸti. Japonya'nın emperyalist desteÄŸiyle de olsa Osmanlı ÅŸehzadesini başına getirerek İslam aleminin desteÄŸini alma planları da suya düÅŸmüÅŸtü. Ve Çin'in bitmek bilmeyen baskı ve ÅŸiddet dönemi baÅŸlamıştı.
Abdülkerim Efendi ise bir süre Tokyo'da kaldı. GüvenliÄŸini Japon muhafızlar saÄŸladı. Yine onların yardımıyla Amerika'ya uçtu.
CEBİNDE 1 DOLAR VARDI
Ve bu hayalin sona ermesinden tam bir yıl sonra 4 AÄŸustos 1935 günü New York'ta kaldığı ucuz otel odasında alnından vurulmuÅŸ halde ölü olarak bulundu. New York polisinin tutanağına göre Åžehzade Abdülkerim Efendi intihar etmiÅŸti. Silahı alnına doÄŸrultmuÅŸ ve tek atışla canına kıymıştı. Başının saÄŸ tarafında 32 kalibrelik bir kurÅŸun deliÄŸi vardı. Cebinden 1 dolardan bile az bir para çıkmıştı.
Kaldığı otelin günlüÄŸü 3 dolardı. Cadillac isimli otel döküntü bir haldeydi. Osmanlı Åžehzadesi geç saatte otele gelmiÅŸ ve resepsiyoniste sabah 5'te uyandırılması talimatını vermiÅŸti. Ama sabah telefonuna cevap vermemesi üzerine kapısı kırıldı. Åžehzadenin cansız bedeni yerde yatıyordu.
GİZLİ SERVİS Mİ ÖLDÜRDÜ?
Gelelİm şimdi komplo teorilerine...
İlk ihtimal polis raporunda da olduÄŸu gibi ÅŸehzadenin intihar ettiÄŸiydi. Son bir kez daha kurduÄŸu taht ve hilafet hayali suya düÅŸen Abdülkerim Efendi girdiÄŸi mali bunalımın da etkisiyle intiharı seçmiÅŸti.
Bir baÅŸka ihtimal ise Çin gizli servisinin ÅŸehzadeye suikast düzenlediÄŸi iddiası ki buna OsmanoÄŸlu ailesi de inanıyor. Bir de Japonların bu suikastı düzenlediÄŸi iddiası var. Bunu da dile getiren hanedan üyelerinden Orhan OsmanoÄŸlu.
'Bir Japon'un dedemin odasından çıktığı, kattaki temizlikçiler tarafından görülmüÅŸ. Biz hanedan üyeleri olarak inanıyoruz ki bu bir suikasttı. Dedem kukla bir kral olmak istemedi. Japonlar destekledi ama dedem kullanılmak istemedi.'
Durun bitmedi. Tarihçi Yılmaz Öztuna da talihsiz ÅŸehzadenin Sovyet gizli servisince öldürülmüÅŸ olabileceÄŸini iddia ediyor.
İster intihar olsun isterse suikast... 29 yaşında ölümle tanışan bir hanedanın hayallerle baÅŸlayan ama hüsranla biten yaÅŸam hikayesi böyle...
Ve ne yazık ki ister Amerika olsun ister Japonya bir baÅŸka ülkenin etkisiyle hilafet hayali kuran bir Åžehzade'yi bundan baÅŸka bir son beklemezdi.